YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4922
KARAR NO : 2013/5727
KARAR TARİHİ : 27.05.2013
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dava konusu taşınmaz 1985 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşlık arazi vasfı ile tescil harici bırakılmıştır. Davacılar …, …, …, … ve … dava konusu taşınmazı 100 yılı aşkın süredir kullandıkları iddiasıyla adlarına tescili talebi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, hükme dayanak yapılan fen bilirkişisi raporunda … kullanımındaki yer olarak gösterilen 8380,63 metrekarelik alanın davacı … adına, … kullanımındaki yer olarak gösterilen 7457,72 metrekarelik alanın davacı … adına, … kullanımındaki yer olarak gösterilen 6306,22 metrekarelik alanın davacı … adına, … ve … kullanımındaki yer olarak gösterilen 5904,37 metrekarelik alanın 358.698 hissesinin … 231.739 hissesinin de … adına, … kullanımındaki yer olarak gösterilen 11438,03 metrekarelik alanın davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, adlarına tescil kararı verilenler yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz 1985 yılında yapılan kadastro çalışmalarında taşlık vasfı ile tescil harici bırakılmıştır. Davacılar ise 2006 yılında imar-ihyaya dayanarak dava açmışlardır. Bu durumda davanın açıldığı tarihten geriye doğru 20 yıllık süre içerisinde taşınmazın imar-ihya edilip edilmediği ve tarım arazisi olarak kullanılıp kullanılmadığının tespiti gerekir. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları, fen bilirkişisi ,jeolog, jeodezi ve fotoğrametri mühendisinden oluşacak uzman bilirkişiler kurulu huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında; yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın 1985 yılı ve sonrasında kimler tarafından neye istinaden zilyet edildiğine ilişkin maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, taşınmazın imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalıolarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, jeolog, jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşacak uzman bilirkişiler kuruluna dava konusu taşınmazın dava tarihine göre 20 – 25 yıl öncesine ait ve iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının getirtilip uygulama yaptırılarak taşınmazın niteliği ile taşınmaz üzerinde imar ihya işlemlerine başlandığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlenmeli, tanık ve bilirkişi sözleri bilimsel esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, bu şekilde davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Kabule göre de TMK 713/4. maddesinde kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakılan taşınmazların mahkemece gazeteyle bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla üç defa ilan olunacağı düzenlenmiş olmasına rağmen mahkemece ilan yapılmamış olması da isabetsiz olup, Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 27.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.