Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/20662 E. 2013/18824 K. 13.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/20662
KARAR NO : 2013/18824
KARAR TARİHİ : 13.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı … avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin resmi olarak 22.08.2009 tarihinde labarant olarak …’na bağlı diğer davalı alt işveren bünyesinde çalıştığını, davalılar arasında muvazaa olduğunu, davacının asıl işverenin işçisi olduğunu, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin sözlü olarak iş sözleşmesinin feshedildiğini, yazılı fesih bildiriminin bulunmadığını belirterek feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine ve kanuni haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkili idare ile davacı arasında iş sözleşmesinin bulunmadığını, davacının hizmet veren yüklenici firmanın işçisi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı … San. Tic. Ltd. Şti. vekili, müvekkili şirketin alt işveren sıfatıyla davacının tüm hak ve alacaklarını ödediğini, müvekkili şirketin kurum ile sözleşmesinin 23.11.2012 tarihinde son bulduğunu, davacının işten çıkışı verilmeyerek 01.02.2012 tarihine kadar davacının maaşının ödendiğini, davacının müvekkili şirketten ayrılmadan önce başka bir şirkete iş başvurusu yaptığını ve staj eğitimine başladığını, davacının başvurduğu hastanede göreve kabul edilmesi üzerine istifa ederek işten ayrıldığını, müvekkili işyerinde 11 çalışan olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı işçi ile aynı işi yapan davalı … Bakanlığının kadrolu personellerinin bulunduğu, labaratuvar teknisyenliği işinin davalı … Bakanlığının asli işlerinden olduğunu, davalı … Bakanlığınca ucuz iş gücü temin etmek maksadıyla muvazaalı olarak kendi asli işinin alt işverene verildiğini, davalı tarafça yapılan iş sözleşmesinin feshi işleminin haklı yada geçerli bir nedene dayanılmadan ihalenin sona ermesi üzerine sözlü olarak sonlandırıldığını, bu nedenlerle feshin geçersiz olduğu gerekçesiyle davalı şirket yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine Bakanlık aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı … temyiz etmiştir.
Dosya içeriğine göre, davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve fesih tarihinde işyerinde çalışan işçi sayısı hususları uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesine göre bir işverenden işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir.
Sağlık ve Yardımcı Sağlık Personeli Tarafından Yerine Getirilmesi Gereken Hizmetlerin Satın Alma Yoluyla Gördürülmesine İlişkin Esas ve Usullerin Tatbiki Hakkındaki Uygulama Talimatında; “ 24.07.2003 tarih ve 25178 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 11 inci maddesi gereğince 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36’ncı maddesinin III.SAĞLIK HİZMETLERİ VE YARDIMCI SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI başlıklı kısımına eklenen fıkra ile, “Bu sınıfa dahil personel tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetler, lüzumu halinde bedeli döner sermaye gelirlerinden ödenmek kaydıyla, Bakanlıkça tespit edilecek esas ve usullere göre hizmet satın alınması yoluyla gördürülebilir.” hükmü getirilmiş, sağlık ve yardımcı sağlık personeli tarafından yürütülen sağlık hizmetlerinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda öngörülen istihdam şekillerinden farklı olarak, gerektiğinde hizmet satın alma yolu ile de gördürülebileceği ve anılan hizmetin satın alma işlemlerine ilişkin esas ve usullerin de Bakanlığımızca tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Bu çerçevede, gerek Kanun’un tanzim şekli, gerekse satın alınacak olan sağlık hizmetinin diğer hizmet alanlarına nazaran haiz olduğu önem ve hususiyet gözönüne alındığında, bu kabil hizmetlerin satın alınması işlemlerinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve bu Kanun’a dayanılarak hazırlanmış bulunan Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği hükümlerinin birebir uygulanma imkanının olmaması nedeniyle, temel ilkeler ve kurallarda anılan Kanun ve Yönetmelik hükümlerine bağlı kalmak koşuluyla, salt sağlık hizmetlerinin satın alma yoluyla gördürülmesine yönelik olarak bu esas ve usullerin hazırlanması zarureti doğmuş ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Kamu İhale Kurumu ve Sayıştay Başkanlığı’nın da uygun görüşü alınmak suretiyle Bakanlığımızca hazırlanmış bulunan bu esas ve usuller 05.05.2004 tarih ve 25453 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Ülkemizde bu anlamda bir ilk olan ve sistemin bütünü açısından bakıldığında Bakanlığımız da dahil olmak üzere hiç bir kamu kurum ve kuruluşu tarafından evvelce gerçekleştirilmemiş bulunulan sağlık hizmetlerinin satın alma yoluyla gördürülmesine dair sistemin ana hatları ve özellikleri ile idarelerin hizmet satın alma işlemlerinde uyacakları genel kurallar aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.
1-Sağlık hizmetlerinin satın alma yoluyla gördürülmesine dair iş ve işlemler; bir kısım tıbbi cihaz ve ekipmanların kiralanması yahut da bir kısım gerçek kişilerin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda öngörüldüğü şekliyle kamusal bir istihdamı modeli değildir.
Bu sistem, hizmeti sunacak olan kişi ile hizmetin sunumunda vazgeçilmez niteliğe haiz olan tıbbi cihaz ve ekipmanların bir bütün oluşturacak şekilde bir araya gelmesi neticesinde ortaya çıkan “sağlık hizmetinin” satın alma yoluyla gördürülmesinden ibarettir.
Bu çerçevede, örneğin; bir tomografi cihazı tek başına kiralanmayacak, ya da bir Radyoloji Uzmanı hekim, hizmetinden istifade etmeye yönelik gerekli tıbbi cihaz ve ekipmanlar olmaksızın, hizmet satın alma yoluyla çalıştırılamayacaktır.
Yapılacak olan işlem; tomografi cihazı ile Radyolji Uzmanı yahut da bu hizmeti görebilecek nitelikte bir başka uzman hekim hizmetinin bir araya gelmesi ile bütünlük arzedecek olan “Görüntüleme Hizmetinin”, sağlık hizmeti olarak satın alınması işlemidir.
Diğer taraftan; sağlık hizmeti satın alacak olan idare bünyesinde, görüntüleme hizmeti sunmaya uygun tıbbi cihaz, araç ve gereçlerin bulunmasına rağmen, bu hizmetin sunumunda görevlendirilebilecek nitelikte bir Radyoloji Uzmanı hekimin bulunmaması halinde, bu defa salt Radyoloji Uzmanı hekimlik hizmeti satın alınmasına yönelik işlemler tesis edilebilecek ve zikredilen bütünlük sağlanabilecektir.
Ya da ameliyathanesi bulunmayan veyahut ameliyathanesi bulunmakla birlikte bu nev’i cerrahi müdahalede bulunabilecek uzman hekimi bulunmayan bir yataklı tedavi kurumu, anestezi teknisyenliği hizmeti satın alma yoluna gidemeyecek veya bu hizmeti, gerekli cerrahi müdahalede bulunabilecek uzman hekim hizmeti ile birlikte satın alabilecektir.
Hülâsa; sağlık hizmetleri kendi içerisinde bir bütün olarak mütalâa olunacak ve yukarıda işaret olunan örnekte olduğu gibi; anestezi teknisyenliği veya ameliyathane hemşireliği hizmetleri gibi hizmetler, birbirinden bağımsız olarak değil, bu hizmetler bir araya getirildiğinde bir bütün olacak şekilde tasarlanacak ve alınacak olan sağlık hizmeti, o kurumun “ameliyathane hizmetlerinin” eksiksiz olarak yürütülmesine matuf bulunacaktır.
2-Sağlık hizmetleri, tüzelkişi hizmet sunucularından satın alınabileceği gibi, doğrudan doğruya gerçek kişi hizmet sunucularından da satın alınabilecek ve bu çerçevede, sağlık hizmeti sunumuna yetkili gerçek kişiler ya da bu gerçek kişileri 4857 sayılı İş Kanunu’nun çerçevesinde istihdam eden tüzelkişi hizmet sunucuları ile kamu arasında herhangi bir iş sözleşmesi yahut da istihdam ilişkisi olmaksızın, yapılacak olan hizmet satın alma sözleşmeleri yoluyla, nitelikli insan gücünün ve bu güce dayalı hizmetin kamu sağlık sektörüne katkısı sağlanmış olacaktır.
3-Sağlık hizmetinin, bu hizmetin vazgeçilmez nitelikte parçası durumunda bulunan tıbbi cihaz ve ekipman ile birlikte sunulmasının zorunlu bulunduğu durumlarda; hizmet satın alma işlemleri, mülkiyeti devralınmaksızın tıbbi cihaz ve ekipmanın da dahil olduğu bir paket halinde satın alınabilecek, bu tıbbi cihaz ve ekipmanlar hizmeti satın alan idare bünyesinde konumlandırılabileceği gibi, yüklenicinin hali hazırdaki işyerinde bulunmasına müsaade edilerek, hizmet bu suretle de satın alınabilecektir.
Örneğin; ağız ve diş sağlığı hizmetleri satın alınmasına karar verilmesi halinde, eğer, kurumun bünyesinde ve mülkiyetinde bir diş ünitesi mevcut ise bu durumda sadece diş hekimliği hizmeti satın alınacak, eğer bu şekilde bir diş ünitesi mevcut değilse, diş ünitesi ile birlikte hizmetin bir paket halinde satın alınması yapılabilecek ve bu diş ünitesinin, kurum bünyesinde yapılandırılması öngörülebileceği gibi, diş hekiminin mevcut muayenehanesinde birim fiyat usulü ile bu hizmetlerin satın alınması gerçekleştirilebilecektir.
4- Sağlık hizmetleri, birinci basamak sağlık kuruluşları için, o İl’in bütününü kapsayacak şekilde İl Sağlık Müdürlükleri, yataklı tedavi kurumları için ise hastane idaresi tarafından satın alınabilecektir.
5- Sağlık hizmeti, ihtiyaç bulunan Bakanlığımıza bağlı döner sermayeli kurum ve kuruluşlarca bu esas ve usullerde öngörülen satın alma usullerinden birisinin uygulanması suretiyle satın alınacak ve satın alma işlemi uhdesinde kalacak olan gerçek ya da tüzelkişi yüklenici ile içinde bulunulan mali yıl ile sınırlı olmak üzere hizmet satın alma sözleşmesi imzalanabilecektir.
Sözleşme bitiminde, halen ihtiyaç bulunması halinde aynı işler için yeniden satın alma işlemleri tesis edilebilecek ve aynı ya da farklı yükleniciler ile yeniden sözleşme imzalanabilecektir.
6-Hizmet satın alma işlemleri, bir mali yılın bütününü kapsayacak şekilde alınabileceği gibi, bir yılın belirli dönemlerini yahut da bir çalışma gününün belirli saatlerini kapsayacak şekilde yapılabilecektir.
7- Hizmet satın alma işlemleri, tüm gerçek ve tüzelkişi isteklilerin eşit katılımını sağlamaya yönelik olarak ve ilan yapılmak suretiyle açık teklif alma usulünde tesis edilecek, belirli bir gerçek kişi yükleniciden doğrudan temin yoluyla hizmet satın alınamayacaktır…
…..12- Yüklenicilere ödenecek hizmet bedelleri, maaş ya da ücret olarak değil, hizmet karşılığı hak edişler olarak, sağlık hizmetini satın alacak olan kurumun döner sermaye gelirlerinden idare tarafından tahakkuka bağlanmak suretiyle kurumun bağlı bulunduğu döner sermaye saymanlığı tarafından ödenecektir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Dairemiz kararlarında, davalı Bakanlık ile alt işverenler arasındaki laboratuvar hizmetine ilişkin hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olduğu ve alt işveren işçilerinin en baştan itibaren Sağlık Bakanlığının işçisi sayılması gerektiği ifade edilmişse de yukarıda açıklaması yapılan talimatın incelenmesinde, … tarafından laboratuvar hizmetlerinin alt işverene verilmesi hususu kendi özel mevzuatlarında açık ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda artık davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğundan söz edilemeyeceğinden Dairemizce eski görüşümüzden dönülerek davalı Bakanlığın asıl işi mahiyetinde olan laboratuvar hizmetlerinin alt işverene verilebileceği ve asıl işveren -alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulduğu edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davalılar arasında laboratuvar hizmetleri işinin yapılması için sözleşme yapıldığı,davacı işçinin işvereni olan şirketinin bu işi üstlendiği, davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından davacının iş sözleşmesinin fesih tarihinde davalı işyerlerinde kaç işçi çalıştığı hususu belli değildir. Bu bakımından davacının iş sözleşmesinin feshi tarihinde davalı işyerlerinde çalışan işçi sayısı tespit edilerek, sonucuna göre bir karar verilmedir. Bu bakımdan eksik inceleme ile karar verilmiş olması hatalı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 13.09.2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre,davalının yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğundan sayın çoğunluğu bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum. 13.09.2013