Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2012/276 E. 2012/788 K. 06.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/276
KARAR NO : 2012/788
KARAR TARİHİ : 06.02.2012

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TENKİS
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında görülmekte olan tenkis davası sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Davacılar; miras bırakanları olan Nazik …’ın 31.01.2003 tarihinde vefat ettiğini, sağlığında sahip olduğu 37, 501 ve 504 parsel sayılı taşınmazları gelini olan davalı …’ya satış yolu ile temlik ettiğini, Seniha’nında 504 sayılı parseli eşi olan diğer davalı …’e satış yolu ile temlik ettiğini, kendilerinden mirası kaçırmak amacıyla temliklerin yapıldığını, saklı paylarını alamadıklarını belirterek ihlal edilen saklı payları oranında temliki tasarrufların tenkisi ile tenkis bedelinin yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalılar dava konusu taşınmazları kendi birikimleri ile satın aldıklarını, yıllarca murisle kendilerinin ilgilendiğini bu nedenle saklı pay ihlal kastının da bulunmadığını belirterek davanın reddinin gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, davacılar yararına ödettirilmesine karar verilen tenkis alacağının davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacılara verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Tenkis davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası karşılıksız kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır.
Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mal varlığı ile, (iadeye) denkleştirmeye (TMK. md. 669) ve tenkise tabi (TMK.md.514,565) olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık geçim giderleri, terekenin yazımı, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. (TMK.md.507) Miras bırakanın Türk Medeni Kanunu’nun 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Türk Medeni Kanunu’nun 565, maddesinin 1, 2 ve 3 fıkrasında gösterilenler) veya saklı payı ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Türk Medeni Kanunu’nun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı saklı paylı mirasçılardan ise aynı kanunun 561. maddesinde yer alan saklı paydan fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları, (en sonda da kamu yararına yapılan kazandırmaları) dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla orantılı sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (TMK.md.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. O zaman davalıdan tercihi sorulmak, sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, mirasın açıldığı gündeki değerleri, o günden karar gününe kadar geçen süre içindeki toptan eşya fiyat endeksleri ile, bu süre içinde oluşan nitelik ve imar değişikliği gibi fiyata etkili özel unsurlar ve hakkaniyet kuralları dikkate alınıp, değer hakim tarafından belirlenmeli ve davalıya fazla verilen bölümün değerinin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.
Somut olayda; saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler. (TMK.m. 560/1) Tasarruflar, tasarruf edilebilir kısım (tasarruf nisabı) dahilinde kalıyorsa, bu halde saklı payın zedelendiğinden söz edilemeyecektir. Miras bırakan tarafından sağlararası veya ölüme bağlı tasarruflarla yapılan temliklerin “tasarruf edilebilir kısım” dahilinde kalıp kalmadığının tespiti, diğer bir ifade ile “tasarruf edilebilir kısım” mirasın açıldığı andaki değerinin bilinmesiyle anlaşılabilir.(TMK.M.507/1) Miras, miras bırakanın ölümüyle açılır. Miras bırakanın sağlığında yapmış olduğu kazandırmalar terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir. (TMK. M. 575) Şu halde, anılan yasal düzenlemeler gereğince, tasarruf edilebilir kısım saklı paya el atma olup olmadığı, terekenin bütün olarak ölüm tarihine göre tespit edilmesiyle mümkün olabilir. Mahkemece hükme esas alınan tasarruf nisabı ve saklı payın hesabına ilişkin bilirkişi raporunda miras bırakanın sağlar arası tasarruflarla davalılara yaptığı temliklerin ölüm tarihindeki değerleri esas alındığı halde, temlik harici bırakılan taşınmazların ise, kamulaştırıldığı 2007 tarihindeki kamulaştırma bedelleri esas alınmak suretiyle tasarruf edilebilir kısım ve saklı payı hesap edilmiştir. Bu şekildeki hesaplama az önce açıklanan yasal düzenlemelere aykırıdır. Bu yön gözetilmeden hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi kabule göre de; Mahkemece, hüküm altına alman tenkis bedelinin, dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Müteselsil sorumluluk yasadan veya sözleşmeden doğar. Yasada, tenkis davalarında teselsüle yer verilmemiştir. Aksine, bir kısım davalılara yapılmış olan sağlararası temliklere sıra gelmemiş olabileceği gibi, şartlarının varlığı halinde Türk Medeni Kanunu’nun 561. maddesi gereğince orantılı olarak da tenkis söz konusu olabileceği dikkate alındığında müteselsilen sorumluluk hükümleri bu davalarda geçerli değildir. Bu husus dikkate alınmadan hüküm altına alınan miktarın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi de doğru bulunmamış, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmaksızın verilen hüküm isabetsiz olup, davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine,
06.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.