YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/24968
KARAR NO : 2013/20139
KARAR TARİHİ : 27.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, ilave tediye ödeme zorunluluğu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacı şirket ile davalı sendika arasında toplu iş sözleşmeleri görüşmelerinde uyuşmazlık çıkması üzerine 2822 sayılı Yasanın 32. maddesi gereğince Yüksek Hakem Kurulu’na başvurulduğunu, Yüksek Hakem Kurulu’nca uyuşmazlığın karara bağlandığını, toplu iş sözleşmesinin ikramiye başlıklı 36. maddesinde Yüksek Hakem Kurulu’nca 6772 sayılı kanun gereğince işçilere ilave tediye alacağı verilmesinden bahsedildiğini, oysa müvekkili şirketin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş özel ticari şirket olduğunu, 6772 sayılı kanun kapsamında ilave tediye verilmesi mecburiyetinin bulunmadığını, Yüksek Hakem Kurulu’nun bu yasaya göre zaten ilave tediye uygulanıyormuşçasına karar verdiğini, bu durumun maddi hatadan kaynaklandığını düşündüklerini iddia ederek Yüksek Hakem Kurulu’nun 15/06/2011 tarih ve 2011/51-65 esas-karar sayılı kararı ile bağıtlanmış olan toplu iş sözleşmesinin ikramiye başlıklı 36.maddesi uyarınca davacı işverenin 6772 sayılı yasa kapsamında olmaması nedeni ile ilave tediye ödeme zorunluluğu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davalının müvekkili olamayacağını öncelikle husumetten redde karar verilmesini, 2822 sayılı yasanın 55.maddesi uyarınca Yüksek Hakem Kurulu kararlarının kesin olduğundan esasa girilmeden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca karardaki düzenlemenin 6772 sayılı yasaya yapılan atıftan ibaret olduğunu, bu hükümde amaçlananın toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçilere yılda 2,5 ücret tutarında ikramiye verilmesinden ibaret olduğunu, ayrıca davacı şirketin de belediye iktisadi teşekkülü olarak 6772 sayılı Kanun’un 1. maddesi kapsamında olduğunu, söz konusu toplu iş sözleşmesi hükmünün kanuna aykırılığının bulunmadığını savunarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, düzenlemenin Yüksek Hakem Kurulu’nca sehven yapıldığını göstermediğini, ayrıca ilave tediyenin akdi ikramiye olarak kararlaştırılmasına yasal bir engel bulunmadığı ve davacının davasının sübuta ermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç :
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Yüksek Hakem Kurulu kararında yer alan toplu iş sözleşmesinin “ikramiye” başlıklı 36. maddesinin yorum davasına konu olabilecek nitelikte olup olmadığı ile yorum davasına konu olabilecek nitelikte ise hükmün ne şekilde anlaşılması gerektiği noktalarında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık hakkında değerlendirmede bulunmadan önce konuyla ilgili kanuni altyapının ortaya konulmasında yarar vardır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 60. maddesinde, “Uygulanmakta olan bir toplu iş sözleşmesinin yorumundan doğan uyuşmazlıkta sözleşmenin taraflarından her biri 15 inci maddeye göre yetkili iş mahkemesinde yoruma ilişkin bir tespit davası açabilir. Mahkeme en geç iki ay içinde kararını verir. Kararın temyiz edilmesi halinde Yargıtay’ın ilgili dairesi, bozma söz konusu olan hallerde işin esasına ilişkin kesin kararını iki ay içinde verir. Kesinleşen yorum kararına uymayan taraf hakkında 80 inci madde hükmü uygulanır. Kişilerin, yorum kararına uyulmamasından doğan tazminat hakları saklıdır.” hükmü yer almıştır.
6772 Sayılı Kanun’un 1. maddesinde, “Umumi, mülhak ve hususi bütçeli dairelerle mütedavil sermayeli müesseseler, sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan şirket ve kurumlarla belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller, 3460 ve 3659 sayılı kanunların şümulüne giren İktisadi Devlet Teşekkülleri ve diğer bilcümle kurum, banka, ortaklık ve müesseselerinde müstahdem olanlardan İş Kanununun şümulüne giren veya girmiyen yerlerde çalışmakta olan ve İş Kanununun muaddel birinci maddesindeki tarife göre işçi vasfında olan kimselere, ücret sistemleri ne olursa olsun, her yıl için birer aylık istihkakları tutarında ilave tediye yapılır”. düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un Ek 1. maddesinde ise, “Bu Kanun uyarınca işçilere yapılan ilave tediyelerden ayrı olarak, her yıl için her biri bir aylık istihkakları tutarını (hafta ve genel tatil ücretleri dahil) geçmemek şartıyla toplu iş sözleşmeleri ile en çok iki ikramiye daha verilebilir” Ek 2. Maddesine göre ise, “6772 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan işyerlerinde çalışan işçilere toplu iş sözleşmeleri ile en çok dört, münhasıran yer altında çalışan işçilere en çok beş ikramiye ödenebilir.” denilmiştir.
Yüksek Hakem Kurulu’nun 15/06/2011 tarih ve 2011/51-65 esas-karar sayılı kararında yer alan “İkramiye” başlıklı 36. madde ile YHK kararlarını içeren taraflar arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinin 30. maddesinde ise, “işçilere 6772 sayılı Kanun gereğince verilen ilave tediyeden ayrı olarak, yılda 8’er günlük ücretleri tutarında 2 sendika ikramiyesi verilir. İlave tediyeler mevzuatın öngördüğü zamanlarda, sendika ikramiyeleri ise ocak ve temmuz aylarının 15’inde ödenir.” hükmüne yer verilirken toplu iş sözleşmesinin 5. maddesinde “Sözleşmenin hükümleri amaca aykırı ve işçi aleyhine yorumlanamaz. Sözleşme gerek maddelerin açık anlamları gerekse özü ile bir bütündür; bölüm ve madde başlıkları maddelerin anlamlarını tamamlar. Taraflar sözleşmenin uygulamasından doğan anlaşmazlıkları bizzat veya görevlendirecekleri temsilcileri aracılığıyla ortaklaşa çözümlerler ve sonuç bir tutanakla tespit edilir.” ifadesine yer verilerek yorum kuralı öngörülmüştür.
Somut olayda davacı şirketin belediyenin %99 payına sahip olduğu iki limitet şirket tarafından kurulduğu ve tüm payların bu iki şirkete ait olduğu, davacı şirketin park, parkomat ile çoruh nehrinde gondol ya da tekne ile seyahat işlerini yapan bir ticaret şirketi olduğu anlaşılmaktadır. Yorumu istenen hükmün gerçekte yoruma ihtiyaç olan bir hüküm olup olmadığının belirlenmesi gereklidir. Söz konusu hüküm bir bütün olarak incelendiğinde işçilere 6772 sayılı Yasa uyarınca ödenen ilave tediyenin ödeneceği, bunun yanında yılda iki defa sendika ikramiyesi isimli ikramiyenin de ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Burada ilave tediyeye hak kazanma bakımından değil ilave tediyenin hesaplanması, unsurları ve ödenmesi konusunda 6772 sayılı Kanun’a yollamada bulunulmaktadır. 6772 sayılı Yasa hükümleri ilave tediye şeklinde hesaplanıp ödenen akdi ikramiyeyi dışlar bir içeriğe sahip değildir. Ayrıca benzer bir atıf kuralına bir sonraki maddede de yer verilmiştir. “Geçici Görev Yardımı” başlıklı 31. maddeye göre, geçici görevle belediye sınırları dışına gönderilen işçiye Harcırah Kanunu hükümleri uyarınca ödeme yapılacağı düzenlenmiştir.
Diğer taraftan Yüksek Hakem Kurulu kararındaki muhalefet şerhleri incelendiğinde hükmün sehven konulmadığı da görülmektedir. Yüksek Hakem Kurulu kararları, hükümler üzerinde tek tek ve bütün olarak inceleme yapılıp tartışılarak verilmektedir. Bu yönüyle Yüksek Hakem Kurulu kararları bir bütün olarak bir dengeyi gözetmektedir. Yine toplu iş sözleşmesinde de toplu iş sözleşmesinin yorumunun amaca aykırı ve işçi aleyhine yapılamayacağı kararlaştırılmıştır.
Sonuç olarak yorumu istenen hüküm açık olup toplu iş sözleşmesinden yararlanan işçilere 6772 sayılı Yasa hükümlerine göre hesaplanan ikramiyeden başka sendika ikramiyesinin de ödenmesi öngörülmüştür. Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun olan hükmün ilave bu gerekçe ile ONANMASINA, 27.09.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava konusu TİS’in ikramiye başlıklı 36. maddesinde “işçilere 6772 sayılı Kanun gereğince verilen ilave tediyeden ayrı olarak yılda 8’er günlük ücretleri tutarında iki sendika ikramiyesi verilir.
İlave tediyeler mevzuatın öngördüğü zamanlarda sendika ikramiyeleri ise ocak ve temmuz aylarında ödenir” denilmektedir.
Davacı işveren 6772 sayılı yasa kapsamında olmadığını dolayısıyla Yüksek Hakem Kurulu’nun 15.06.2011 tarih 2011/51 esas 2011/65 karar sayılı kararıyla bağıtlanmış olan TİS’in dava konusu 36. maddesindeki düzenlemenin sehven yapılmış bir maddi hata olduğunu belirterek 6772 sayılı yasa kapsamında olmaması nedeniyle ilave tediye ödeme zorunluluğunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece oluşturulan gerekçede “somut olayda davacı işverenin 6772 sayılı yasa kapsamında bulunduğu anlaşılmıştır. Kaldı ki işveren ve sendika arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesinin ikramiye başlıklı 36. maddesine göre “işçilere 6772 sayılı kanun gereğince verilen ilave tediyelerden ayrı olarak yılda 8’er günlük ücretleri tutarında iki sendika ikramiyesi verilir” hükmü düzenlemesi Yüksek Hakem Heyeti’nce verilen kararın sehven düzenlendiğini göstermez. İlave tediye alacağının taraflar arasında düzenlenen toplu iş sözleşmesinde akdi ikramiye olarak kabul edilmesine de yasal bir engel bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu düzenleme taraflar arasında akdi ikramiye düzenlemesi olarak kabul edilmiş olup herhangi bir yanlışlığın varlığını gösterir bilgi ve bulgu da dosyada mevcut değildir” denilmek suretiyle davanın reddine dair verilen karar Dairemiz sayın çoğunluğu tarafından da benimsenmiş ise de aşağıda açıklanan nedenlerle varılan bu sonuca iştirak edilmemiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; mahkemece davacı işverenin 6772 sayılı yasa kapsamında olduğu kabul edilmiş ise de davacı işveren ve bunun gibi kurulmuş olan belediye iktisadi teşebbüsleri ilave tediyeyi düzenleyen 6772 sayılı yasa kapsamında değildir. Dolayısıyla davacı işverenin söz konusu yasa kapsamında olduğuna ilişkin kabulün hukuksal dayanağı bulunmamaktadır.
Toplu iş sözleşmesinin dava konusu ikramiye başlıklı 36. maddesinde açıkça ilave tediyeye ek olarak 8’er günlük ücreti tutarında sendika (akdi ikramiye) kararlaştırılmış ve ödeneceği tarihlerde ayrıca belirtilmiştir. Düzenlemenin açıklığı karşısında işverenin akdi ikramiye olarak yükümlülüğünün 8’er günlük ücret tutarıyla sınırlı olduğu açıktır. Gerek yerel mahkemece ve gerekse Dairemizin sayın çoğunluğu toplu iş sözleşmesindeki ilave tediyenin akdi ikramiye olarak nitelendirilmesi gerektiği kabul edilmiş ise de söz konusu madde metni çok açık olup; bu nedenle 6772 sayılı yasada öngörülen ilave tediyenin akdi ikramiye olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Maddede ilave tediye olarak belirtilmiş ikramiyenin akdi ikramiye olarak kabul edilebilmesi için davacı işveren işyerinde çalışan işçilere dava konusu toplu iş sözleşmesinin bağıtlanmasından önceki dönemlerde akdi ikramiye uygulamasının olması gerekir. Bu yönde ise mahkemece bir araştırma yapılmamıştır. Bu husus açıklığa kavuşturulmadan TİS’deki ifade ile akdi ikramiyenin kastedildiğinin kabulü giderek toplu iş sözleşmesine yeni bir kural ilave edilmesi başka bir anlatımla yorumla bir tarafın mali yükümlülüğünü artıracak kural konulması mümkün değildir.
Açıklanan tüm bu yönler dikkate alınarak yerel mahkeme kararının işyerinde dava konusu TİS’den önce akdi ikramiye uygulaması bulunup bulunmadığı araştırılıp tespit edilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere bozulması gerektiğinden sayın çoğunluğun aksi düşünce ile oluşturduğu onama kararına katılmıyorum.27.09.2013