YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2964
KARAR NO : 2012/873
KARAR TARİHİ : 07.02.2012
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
KANUN YOLU : TEMYİZ
Davacı tarafça genel kadastro ile oluşan tapu kaydının iptali ve tescil istemi ile tapu kaydına dayanılarak açılan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kadastro sonucu 119 ada 117 parsel sayılı 38.834,52 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle beyanlar hanesinde ölü olduğu belirtilen Rıza … adına tapuya tescil edilmiş; daha sonra miras yoluyla mirasçıları olan davalılar Nefise … ve müştereklerine intikal etmiştir. Davacı … …, kadastro sonucu adına tescil edilen 119 ada 118 parsel sayılı 34.561,47 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ile davalılara ait taşınmazın Ağustos 1968 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında olduğunu, tapuda davalıların 1/2 payı olduğu halde kendisine daha az taşınmazın verildiğini belirterek çekişmeli taşınmazın 2.124 metrekare yüzölçümündeki bölümüne ait tapu kaydının iptali ve bu bölümün adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, çekişmeli 119 ada 117 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 2.124 metrekare yüzölçümündeki bölümünün tapusunun iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının tutunduğu ve Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.06.1968 tarih 1967/57 Esas, 1968/51 Karar sayılı tescil ilamıyla tesis edilen Ağustos 1968 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydının 119 ada 117 ve 118 parsel sayılı taşınmazları kapsadığı tartışmasızdır. Sözkonusu tapu kaydının 1/2 payı davalılar, 1/2 payı ise davacının babası Muharrem adına kayıtlı olup davacı, Muharrem payının taksimen kendisine intikal ettiğini iddia etmektedir. Nitekim 119 ada 118 parsel sayılı taşınmaz davacı adına tespit edilmiştir. Mahkemece, tarafların tapuda kayıtlı payları eşit olduğuna göre adlarına tescili gereken taşınmazların yüzölçümlerinin de eşit olması gerektiği kabul edilmiş ise de bu kabulde isabet bulunmamaktadır. İhtilaf, aynı tapuya dayanan taraflar arasında fiili bir taksim yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise kadastro sınırlarının fiili taksime uygun olup olmadığı noktasındadır. Mahkemece bu konuda yeterli araştırma yapılmamış; taraflar arasında yöntemince yapılmış bir fiili taksim varsa, buna itibar edilmesi gerektiği ve taksimde taraflara düşen taşınmaz miktarlarının eşit olmasında bir zorunluluk bulunmadığı hususları göz önünde bulundurulmamıştır. Hal böyle olunca mahkemece, çekişmeli taşınmaz başında yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının katılımı ile yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıklardan, taraflar arasında fiili taksim bulunup bulunmadığı, çekişmeli taşınmazların hangi tarihlerden beri ve hangi sınırlarla kullanıldığı, aralarında müşterek sınır bulunup bulunmadığı ve varsa neresinin olduğu hususlarında ayrıntılı bilgi alınmalı, davalılardan Nefise ile davacının babası Muharrem arasında düzenlenen 25.07.1967 tarihli senet üzerinde durulmalı, keşifte hazır bulundurulacak fen bilirkişisinden keşfi izlemeye olanak verir, taraflar ile yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar işaretlenmiş ayrıntılı rapor istenmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece yukarıda açıklanan şekilde bir araştırma yapılmaksızın yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.