YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5816
KARAR NO : 2011/1321
KARAR TARİHİ : 17.03.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 150 ada 49 parsel sayılı 66277,79 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadim mera niteliğiyle sınırlandırılarak tespit edilmiştir. Davacılar … ve …, yasal süresi içinde tapu kaydına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ile davacılar … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacıların dayanağı tapu kaydının 20 yılı aşkın süredir intikal görmemiş olması nedeniyle hukuki değerini yitirdiği, çekişmeli taşınmazın mera olduğu, davacılar lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşmediği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacılar dava dilekçesinde mera olarak tespit edilen taşınmazın kendilerine ait tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiası ile Hazineyi hasım göstermek suretiyle dava açmışlardır. Meraların mülkiyeti Hazine’ye, kullanma hakkı ise taşınmazın bulunduğu Köy Tüzel Kişiliğine ait olduğundan, davada Köy Tüzel Kişiliğinin taraf olması zorunludur. Mahkemece dava dilekçesi, yasal hasım olan Apa Köyü Tüzel Kişiliğine tebliğ edilerek husumet yaygınlaştırmamış ve bu yolla davada taraf koşulu sağlanmamış olduğu gibi, tapu kaydı maliki ile davacılar arasında akdi ya da irsi ilişki olup, olmadığı belirlenmemiş, tapu kaydı gereği gibi zemine uygulanmamış, kaydın intikal görmemiş olmasının, Hazineye karşı hukuki değerini yitirmesi sonucunu doğurmayacağı da gözardı edilmiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için dava dilekçesi, yasal hasım olan Apa Köyü Tüzel Kişiliği’ne tebliğ edilerek husumet yaygınlaştırılmalı ve bu yolla davada taraf koşulu sağlanmalı, tarafların delilleri toplanmalı, dayandıkları tapu kaydının maliki ile davacılar arasında akti ya da irsi ilişki bulunduğu davacı tarafça kanıtlandığı takdirde, tapu kaydının oluşum belgeleri, ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve varsa haritası, çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin onaylı tutanak suretleri ve dayanağı olan belgeler, varsa tapu kaydının kadastro sırasında revizyon gördüğü parsellere ait onaylı tutanak örnekleri, tutanakları kesinleşmiş ise tapu kayıtları, aynı kaydın uygulandığı parselleri birlikte gösterir kadastro paftası ve buna göre aynı kaydın uygulandığı parselleri dıştan çevreleyen komşu parsellerin kadastro tespit tutanaklarının onaylı suretleri ile dayanağı kayıtlar, taşınmazın bulunduğu yerde Toprak Tevzi Komisyonu faaliyet göstermiş ise buna ilişkin harita ve tutanaklar, taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmış ise tahsis kaydı ve haritası getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları Toprak Tevzi Komisyonu çalışma yapmış ise gerektiğinde belirtmelik bilirkişileri, fen bilirkişisi ve 3 kişilik zirai bilirkişi kurulu katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında davacı tarafın dayandığı tapu kaydı ile oluşumundan itibaren tüm tedavülleri ve dayanağı olan tüm belgeler okunup, kayıtlarda yazılı sınırlar yerel bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup, yerel bilirkişilerce gösterilemeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği sınırlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, tapu kaydının taşınmaza uyduğunun tespit edilmesi halinde, tapu kaydının mülkiyet belgesi olduğu gözetilmek sureti ile değişebilir nitelikte sınırlara sahip olması nedeniyle kapsamı sabit sınırlarından başlanılarak miktarına göre belirlenmeli, ancak tapu kaydının taşınmaza uymadığının anlaşılması halinde, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritası ile kadastro paftası çakıştırılmak suretiyle yerel bilirkişi yardımı ve fen memuru eli ile yerine uygulanarak, taşınmazın mera tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığı saptanmalı, yerel bilirkişi, tanıklar ve tespit bilirkişilerinden dava konusu taşınmazın öncesinin kadim mera olup olmadığı, sınırındaki meralardan açılıp açılmadığı, kim veya kimler tarafından ne surette ve ne zamandan beri kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, yerel bilirkişi ve taraf tanıkları ile tespit bilirkişilerinin beyanları arasında çelişki doğduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeli, taşınmaz Toprak Tevzi Çalışmasına konu edilmiş ise gerektiğinde belirtmelik bilirkişileri de taşınmazın öncesi hakkında tanık sıfatı ile dinlenilmeli, keşfe götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir biçimde kroki düzenlettirilmeli, 3 kişilik, uzman ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın niteliğini, eğimini, toprak yapısını, bitki örtüsünü, kullanım durumunu, komşu mera parselleri ile çekişmeli taşınmaz arasında ayırıcı unsur niteliğinde doğal ya da yapay bir sınır bulunup bulunmadığını, taşınmazın, bitişikteki meranın devamı niteliğinde olup olmadığını, mera bütünlüğünü bozup bozmadığını belirten ve önceki ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeleyen şekilde bilimsel verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın niteliği kesin olarak saptanmalı ve mahkemenin bu konudaki gözlemi de keşif tutanağına geçirilmeli, keşif sırasında çektirilecek fotoğrafları üzerinde taşınmazın sınırları ve mera parselleri ile aradaki sınır, fen bilirkişisi tarafından kabaca işaretlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre, dava reddedildiği halde davalı Hazine yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması da isabetsiz, davalı Hazine vekili ile davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 17.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.