YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4407
KARAR NO : 2011/3850
KARAR TARİHİ : 27.06.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu: GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar; asıl ve birleşen davalarında özetle; tarafların ortak miras bırakanı olan…in 08.08.2008 tarihinde vefat ettiğini, sağlığında 12.06.2008 tarihinde düzenlediği vasiyetname ile, sahip olduğu …, merkez, 2089 parselde bulunan 8 numaralı meskeni oğlu olan davalı …’e bıraktığını, kendilerine ise, 1/2 hissesine sahip olduğu 152 ada 2 sayılı parseli eşit olarak bıraktığını, murisin yaptığı bu vasiyetname ile saklı paylarının ihlal edildiğini bu nedenle vasiyetnamenin iptalini olmazsa saklı payları oranında vasiyetnamenin tenkisine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı; vasiyetnamenin iptalini gerektirecek nedenler olmadığını, tenkis davasının yasal süresi içinde açılmadığını, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davalarda tenkis davasının kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Tenkis davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlararası karşılıksız kazandırmaların yasal zemine çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır.
Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarının zedelenmiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı ile, (iadeye) denkleştirmeye (TMK.MD.669) ve tenkise tabi (TMK.md.514, 565) olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin üç aylık geçim giderleri, terekenin yazımı, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarın tesbiti gerekir. (TMK.md.507) Miras bırakanın Türk Medeni Kanunu’nun 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre, icap ederse kazandırma işleminde saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira, tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Türk Medeni Kanunu’nun 565. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkrasında gösterilenler) veya saklı payı ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Türk Medeni Kanunu’nun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı saklı paylı mirasçılardan ise aynı Kanun’un 561. maddesinde yer alan saklı paydan fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları, en sonda da kamu yararına yapılan kazandırmaları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla orantılı sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiğinde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (TMK.md.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. O zaman davalıdan tercihi sorulmalı, sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malların, mirasın açıldığı gündeki değerleri, o günden karar gününe kadar geçen süre içindeki toptan eşya fiyat endeksleri ile, bu süre içinde oluşan nitelik ve imar değişikliği gibi fiyata etkili özel unsurlar ve hakkaniyet kuralları dikkate alınıp, değer hakim tarafından belirlenmeli ve davalıya fazla verilen bölümün değerinin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.
Somut olayda; miras bırakan düzenlemiş olduğu davaya konu vasiyetname ile davanın tarafları olan bütün mirasçıları lehine kazandırmalarda bulunmuştur. Davalıya 2089 sayılı parselde bulunan (8) numaralı meskeni, davacılara ise (2) sayılı parseldeki dükkanın 1/2 hissesini vasiyet etmiştir. Dosya arasındaki bilgilerden temlik harici terekenin varlığı tespit edilememiştir. Bu halde sabit tenkis oranının hesaplanmasında davacılara vasiyetname ile bırakılan taşınmazın da davacılara temlik edilen tereke olarak nazara alınması gerekirken, vasiyetnameye konu yapılmamışcasına temlik harici tereke olarak kabul edilip tenkis hesabı yapılması doğru bulunmadığı gibi, sabit tenkis oranının belirlenmesinden sonra davalının seçimlik hakkı doğacağı gözardı edilerek bu oran belirlenmeden davalıya seçimlik hakkının kullandırılmasının hukuki sonuç doğurmayacağının düşünülmemesi de isabetsiz olup, davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 27.06.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.