Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/2260 E. 2022/1141 K. 15.02.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2260
KARAR NO : 2022/1141
KARAR TARİHİ : 15.02.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında davanın kabulüne ilişkin verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairece, hukuki gerekçe gösterilmediğine değinilerek bozulmuş; Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar süresi içinde davalılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak saptanan 15/02/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat … ile … … geldiler. Davetiye tebliğine rağmen davacılar vekili gelmedi, Yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, yörede yapılan imar uygulaması sonrasında Belediye Başkanı …′ın imar uygulamasını yapan davalılara harita-mühendislik payı adı altında pay verilmesi gerektiği konusunda kendilerini ikna edip kandırarak bedelsiz pay temliki yaptırdığını ileri sürmek suretiyle tapu iptali-tescile karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar, zamanaşımı süresinin geçtiğini, iddiaların yerinde olmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI -1-
Mahkemece, 20/11/2014 tarihli ve 2012/304 Esas, 2014/1122 Karar sayılı kararda; hukuki bir gerekçe gösterilmeksizin davalı … hakkındaki davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine; davalı … Telbisoğlu yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. YARGITAY BOZMA KARARI
Mahkemenin yukarıdaki kararının süresi içinde davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar, Dairenin 19.12.2018 tarihli ve 2015/18362 – 2018/15724 sayılı kararı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde hükmün kapsamının hangi hususları içereceğinin düzenlendiği, aynı maddenin (c) fıkrasında tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterilmesi gerektiğinin belirtildiği; temyiz denetiminin yapılması bakımından da Yerel Mahkeme kararında gerekçelerin açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu; ne var ki, yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere rağmen Mahkemece yazılan kararın gerekçe içerdiğini söyleyebilme olanağı bulunmadığı vurgulanarak bozulmuştur.
V. MAHKEME KARARI -2-
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda verilen 08/10/2020 tarihli ve 2019/369 Esas, 2020/522 Karar sayılı karar ile; davalı … hakkındaki davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı … Telbisoğlu yönünden ise, davacıların düşüncesizliği ve deneyimsizliğinden faydalanılmak suretiyle edimler arasında açık bir orantısızlık meydana getirildiğinin anlaşılmasına göre, davacının dayandığı hile ve gabin hukuksal nedenlerinden gabin halinin olayda gerçekleştiği belirtilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıdaki kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Dava süresince ileri sürülen savunmalar ve itirazlar tekrarlanarak mahkeme kararının bozulması istenilmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ″hile″ ve ″gabin″ hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
Bilindiği üzere, hile (aldatma); genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. … sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun(TBK) 36/1.(818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere, taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma(hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili(makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Bunun yanında, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir.
Diğer taraftan, sözleşmenin gabin (aşırı yararlanma) nedeniyle illetli olduğunun kabulü için edim ve karşı edim arasındaki oransızlığın, taraflardan birinin diğerinin şahsında mevcut özel bir durumu bilerek istismar etmesi, sömürmesi sonucu oluşması gerekir. Dar ve zor durumda kalmaları nedeniyle sözleşme yapmaya, mallarını çok düşük bedel ile devretmeye sürüklenmiş kişileri korumak zayıfı güçlüye ezdirmemek için hukukumuzda da düzenlemeler yapılmış … sayılı Türk Borçlar Kanu’nun(TBK) 28. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 21) maddesi ile aynen; “Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliği öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten
başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.” hükmü getirilmiştir.
O halde, aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilebilmesi, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun gerçekleşmesine bağlıdır.
3.3. Değerlendirme
Yukarıda değinilen ilkelere, dosya içeriğine, toplanan delillere ve V. bentte benimsenen gerekçelere göre, davacıların davaya konu taşınmazlardaki paylarını 3.8.2009 tarihli ve 1996, 1997 ve 2006 yevmiye sayılı işlemlerle davalılardan …′ya satış şeklinde temlik etmelerinin hukuken geçerli bir nedene dayanmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından yazılı biçimde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA; davalı …′dan alınması gereken 683.10 TL onama harcından peşin alınan 171,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 512,10 TL harcın tahsiline, davalı …′den alınması gereken 80.70 TL onama harcının peşin alınan 171,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 90,30 TL harcın istek halinde iadesine; kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 15/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.