YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6524
KARAR NO : 2011/8064
KARAR TARİHİ : 28.11.2011
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Borçlunun ödeme şartını ihlal suçundan sanık …’ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince üç aya kadar tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına dair … İcra Mahkemesinin 21.04.2009 tarihli ve 2008/202 esas, 2009/114 sayılı kararının infazı için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesini müteakip, anılan kararda kanun yolu bilgilerinin eksik olması sebebiyle kesinleşmiş sayılamayacağı, usulüne uygun kesinleştirilmesinden sonra infaz edilmek üzere evrakın gönderilmesi talebi üzerine, anılan kararın kesinleşmiş olduğu gerekçesiyle aynen infazına ilişkin aynı Mahkemenin 08.02.2011 tarihli ve 2008/202 esas, 2009/114 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair … Ağır Ceza Mahkemesinin 23.03.2011 tarihli ve 2011/472 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 24.06.2011 gün ve 2011/8551-36187 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 15.08.2011 gün ve K.Y.B. 2011/241845 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi.
Tebliğnamede;
1- … İcra Mahkemesince gıyapta verilen 21.04.2009 tarihli kararın sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan Tebligat Kanununun 35 ve Tebligat Tüzüğünün 55. maddeleri uyarınca yapılacak tebligat işleminde, tebligat memurunca Tüzüğün 28. maddesinin ilk fıkrasındaki usule göre muhatabın yeni adresinin araştırılması, bulunmama nedenini bu maddede belirtilen usule uygun şekilde tutanağa geçirip, beyanına başvurulan ilgili kişilerin imzası ile tevsik etmesi ve muhatabın yeni adresinin belirlenmemesi durumunda mahkemenin tebligat üzerindeki Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebligat yapılması yolundaki kaydına uyarak, bu madde uyarınca tebligat yapılması gerekmekte olup; anılan Kanunun 35. maddesi uyarınca yapılan ve Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinde belirtilen şekil şartlarını taşımayan tebligatın geçerli sayılamayacağı,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13.07.2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, sanığın yokluğunda ve şikâyetçi vekilinin yüzüne karşı verilen söz konusu kararda, başvuru süresinin her bir taraf için ayrı ayrı başlama zamanı, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin gösterilmediği gibi, taraflara karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği, nazara alındığında, Burhaniye İcra Mahkemesinin 21.04.2009 tarihli ve 2008/202 esas, 2009/114 sayılı kararının kesinleşmemiş olması sebebiyle, bu karar üzerine aynı Mahkemece verilen 08.02.2011 tarihli ek karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Sanığın yokluğunda verilen kararın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, anılan maddenin uygulanabilmesi için gerekli ön şart olan kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre, daha önce yapılmış bir tebliğ işleminin bulunması veya tebliğ yapılmamış ise, anılan Kanunun, tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 35. maddesinin son fıkrasında gösterilen istisnai durumlardan birinin oluşmasının gerekli olması karşısında; gerekçeli kararın tebliği için sanığın bilinen son adresine çıkartılmış tebligat bulunmaması sebebiyle, sözü edilen Kanun maddesi uyarınca doğrudan yapılan tebligatın geçerli sayılamayacağı gibi, Tebligat Tüzüğünün 55/2. maddesi yollamasıyla aynı Tüzüğün 28.maddesinde adres araştırmasına yönelik olmak üzere belirtilen şekil şartları yerine getirilmeden yapılan tebligatın da geçerli olamayacağı, bu hususun Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 01.12.2004 tarih, 2004/20415-12070 sayılı ilâmında da kabul edildiği, somut olayda duruşma davetiyesinin daha önce usulüne uygun olarak bir tebligat yapılmadan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre, borçlu sanığın Camivasat Mah. Musa Karagözlü Cad. No:27 K:3 Edremit adresine yapıldığı, yargılamanın sanığın gıyabında yürütülerek üç aya kadar tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle sonuçlandırıldığı, kararın da sanığın aynı adresine tebliği için çıkarıldığında muhatabın adresten ayrıldığı, yeni adresinin de bilinmediğinden iade edilmesi üzerine, ilk yapılan tebligatın geçersiz olmasına rağmen, bu kez aynı adrese Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebligat yapılarak kararın kesinleştirildiğinin anlaşılması karşısında, kararın Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliği usulsüz olması nedeniyle işin esasına girilerek itirazın esası hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken itirazın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle, … Ağır Ceza Mahkemesinin 23.03.2011 tarihli ve 2011/472 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 28.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.