Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/19553 E. 2013/19750 K. 24.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19553
KARAR NO : 2013/19750
KARAR TARİHİ : 24.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, yıllık izin ücreti ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … ….. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkili işçinin davalıya ait işyerinde 1985 yılından 2007 yılına kadar çalıştığını, kullandırılmayan yıllık izin süreleri karşılığı hak kazandığı yıllık izin ücretinin ödenmediğini beyanla yıllık izin ücreti alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı işçinin süresi bir yılı bulmayan çalışma dönemleri için yıllık izin ücretine hak kazanmadığını, sair hak kazandığı yıllık izin sürelerinin ise kullandırıldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iş yerinde 05.05.1985-31.10.2000 tarihleri arasında geçen çalışması bakımından mevsimlik işçi olarak kabul edilip edilemeyeceği ve bu süre bakımından yıllık izin ücret alacağına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Çalışmanın sadece yılın belirli bir döneminde sürdürüldüğü veya tüm yıl boyunca çalışılmakla birlikte çalışmanın yılın belirli dönemlerinde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler mevsimlik iş olarak tanımlanabilir. Söz konusu dönemler işin niteliğine göre uzun veya kısa olabilir. Her zaman aynı miktarda işçi çalıştırmaya elverişli olmayan ve işyerinde yürütülen faaliyetin niteliğine göre işçilerin her yıl belirli sürelerde yoğun olarak çalıştıkları ve fakat yılın diğer dönemlerinde iş sözleşmelerinin, ertesi yılın faaliyet dönemi başına kadar ara vermeyi gerektirdiği işler mevsimlik iş olarak değerlendirilir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 53. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, mevsimlik işlerde yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümler uygulanamaz. Bir başka anlatımla, mevsimlik işçi 4857 sayılı Kanun’un yıllık ücretli izin hükümlerine dayanarak, yıllık ücretli izin kullanma veya buna dayanarak ücret alacağı isteminde bulunamaz. Hemen belirtmek gerekir ki, bu kural nispi emredici nitelikte olup, işçi lehine bireysel ya da toplu iş sözleşmesi ile yıllık ücretli izne ilişkin hükümler düzenlenebilir. Bu durumda sözleşmedeki izinle ilgili hükümler uygulanacaktır.
4857 sayılı Kanun’un 53. maddesinde, mevsimlik işlerde yıllık izin hakkının doğmayacağı belirtilmiş ise de, yılın ne kadar bölümünde çalışılma halinde mevsimlik iş sayılacağı yönünde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Öyle ki yılın tamamına yakın bir bölümünde çalışılma halinde Anayasal temeli olan dinlenme hakkının tanınması gerekeceği açıktır. Dairemizin istikrar kazanan kararlarında da çalışmanın onbir ayın üzerine çıktığı hallerde mevsimlik ilişkisinin dışına çıkıldığı kabul edilmiş ve sadece bu yıllar için yıllık izin hakkının doğduğu sonucuna varılmıştır.
Bir işyerinde başlangıçta mevsimlik olarak çalıştırılan ve daha sonra devamlılık arz eden işte çalıştırılan işçinin, mevsimlik dönemdeki çalışması kıdeminde dikkate alınmasına rağmen, yıllık ücretli iznin hesabında dikkate alınmaz. Ancak bu olgu için işçinin mevsimlik çalıştığı belirtilen dönemde yapılan işin gerçekten mevsime bağlı olarak yapılması gerekir. Yapılan iş mevsimlik olmayıp, işçi aralıklı olarak çalıştırılmış ise, mevsimlik işten söz edilemeyeceğinden, bu sürenin de izin hesabında dikkate alınması gerekir.
Somut olayda, davacı işçinin 05.05.1985-14.08.2007 tarihleri arasında çalıştığı, 05.05.1985-31.10.2000 tarihleri arasındaki dönemde ise yılın sadece bir kısım aylarında çalışmasının geçtiği, 02.02.2001 tarihinden itibaren fesih tarihine kadar da kadrolu işçi pozisyonunda sürekli çalışmasını sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı işçinin 05.05.1985-31.10.2000 tarihleri arasında geçen geçici işçilik dönemi olarak adlandırılan dönem çalışmalarının mevsimlik olarak geçtiğinin kanıtlanmadığı gerekçesiyle bu dönem için de yıllık izin süresine hak kazandığı kabul edilmiş ise de, davacının 05.05.1985-31.10.2000 tarihleri arasında geçen çalışması bakımından, işyerinde fiilen hangi görevde çalıştırıldığının ve yaptığı işin yeterince araştırılmaksızın, bu sürenin mevsimlik olarak geçmediğinin kabulü hatalı olmuştur. Yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda, anılan sürede davacının iş yerinde fiilen hangi görevde çalıştırıldığının ve yaptığı işin tespit edilerek, neticeye göre bu çalışma süresinin mevsimlik olarak geçip geçmediği ve dolayısıyla yıllık izin ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmalıdır. Yazılı şekilde eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, 24.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.