Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/27383 E. 2013/19763 K. 24.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/27383
KARAR NO : 2013/19763
KARAR TARİHİ : 24.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma, bayram ve haftasonu çalışma ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … …. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin işverence haklı sebep olmaksızın feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin devamsızlık haklı sebebiyle feshedildiğini, hak kazanıp da ödenmeyen işçilik alacağının bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ve bir kısım fazla çalışma ücreti alacaklarının ödenip ödenmediği noktalarında toplanmaktadır.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir sebep olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. İş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir sebebe dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz.
Somut olayda, davacı işçi, noter vasıtasıyla keşide ederek işverene tebliğ ettirdiği ihtarnamesinde, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının yedi gün içerisinde ödenmesini, aksi takdirde iş sözleşmesinin sonlandırılacağını ihtar etmiştir. Dinlenen davalı tanıkları da davacının işyerinden kendi isteğiyle ayrıldığını bildirmişlerdir. Dosya kapsamına göre, davacının bir kısım ödenmeyen fazla çalışma ile ulusal bayram ve
genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu sabit görülmektedir. Anılan sebeple, davacının iş sözleşmesini, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24.  maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendi uyarınca ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle haklı olarak feshettiğinin kabulü dosya kapsamına uygun düşecektir. Bu durumda, feshi haklı dahi olsa, ihbar tazminatına hak kazanamayacağından, ihbar tazminatının reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olmuştur.
3-Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
İmzalı ücret bordrolarında anılan çalışmaların karşılığının ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yapıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin çalışmasının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, işçinin yapılan tahakkukun ayrıntılarını görme ve değerlendirme imkanı bulunmadığından, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Fakat bu durumda, banka aracılığıyla yapılan ödemelerin, ilgili döneme ilişkin hak kazanılan alacak miktarından mahsup edilmesi gereklidir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, imzasız bir kısım ücret bordrolarındaki fazla çalışma ücreti tahakkukları nazara alınmamıştır. Davalı vekilince, 01.01.2009 tarihinden itibaren, işçi ücret ödemelerin banka aracılığıyla yapıldığı beyan edilmesine göre, Mahkemece, banka hesap dökümleri celp edilmeksizin, anılan tahakkukların nazara alınmaması hatalıdır. Anılan sebeple, banka hesap dökümleri celp edilerek, imzasız bir kısım ücret bordrolarında yer alan fazla çalışma ücreti tahakkuklarının ödenip ödenmediği araştırılmalı ve neticeye göre bir değerlendirme yapılmalıdır.
3-Kabule göre de, hakkaniyet indirimi sebebiyle reddedilen kısım hariç tutularak reddedilen miktar üzerinden, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hatalıdır.
Yukarıda yazılı sebeplerden, eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 24.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.