Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/20379 E. 2012/21073 K. 26.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20379
KARAR NO : 2012/21073
KARAR TARİHİ : 26.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1- Dava 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) döneminde 02.03.1998 tarihinde açılmıştır. Davanın açıldığı tarih itibariyle gider avansı alınmasına yönelik bir düzenleme mevcut değildir.
01.10.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 114/g maddesinde gider avansı dava şartı olarak düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 450. maddesinde “18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleri ile birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır.” düzenlemesi mevcut iken aynı yasanın 448.maddesi ile HMK hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
1086 Sayılı HUMK döneminde açılan davalara ilişkin olarak eski Kanun hükümlerinin uygulanması istisnai olarak HMK geçici 1 ve 2.maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, 6100 Sayılı HMK’nın yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri ile senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümleri Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmaz. 1086 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde usulüne uygun olarak düzenlenmiş bulunan senetler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra da geçerliliklerini korur.
Kanun açıkça bir istisna getirmediğine göre dava şartı olarak düzenlenen gider avansının alınması müessesesinin 1086 Sayılı HUMK döneminde açılan derdest davalarda da uygulanması gerekecektir.
Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamanın devamı için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.
HMK.’nun 115/2 maddedeki kurala göre düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise, hakim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir.
HMK.’nun 120. Maddesinde gider avansı düzenlenmiştir ve bu maddeye göre davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır ve yatırılan avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verileceği belirtilmiştir.
30.09.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 1. maddesinde tarifenin amacının dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu açıklanmıştır. Tarifenin 6. maddesinde ise konuya ilişkin düzenleme getirilmiştir.
Anılan düzenlemelerden ve dava şartı müessesesinden gider avansının davanın açılması sırasında alınmasının şart olmadığı, mahkemenin sonradan bu eksikliği kesin süre vererek ikmal ettirebileceği anlaşılmaktadır. Buradan hareketle 1086 Sayılı HMK döneminde açılmış olsa da, istisnai hüküm bulunmaması nedeniyle davanın her aşamasında aranan gider avansı dava şartının HMK 114/g, 115/2 ve 120 maddeleri gereği gözetilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Davanın açıldığı tarihte eksik veya hiç gider alınmamış olsa bile gider avansı dava şartı olmakla hüküm verilinceye kadar ikmal ettirilebilir. İster gider avansı isterse tamamlama avansı olarak tanımlansın ikmal edilmesi gereken paranın hukuk yargılamasındaki nitelemesi dava şartı olarak gösterilen gider avansıdır. Gider avansının yatırılmaması veya ikmal edilmemesi halinde dava usulden reddedilecektir.
HMK’nın 324.maddesinde ise taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadırlar. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer tarafın da bu avansı yatırabileceği,aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümlerin saklı olduğu düzenlenmiştir.
HMK.’nun 120. maddesindeki gider avansı ile ilgili düzenlemenin 324. Maddedeki delil ikamesi için avans kuralı ile birlikte değerlendirilmesi ve dava şartı olan gider avansının delillerin ikamesi dışındaki yargılama giderleri için dikkate alınması gerekir. Dolayısı ile delil ikamesi için alınacak avans ile dava şartı olan gider avansının birbirinde ayrılması, delillerin ikamesi için alınacak avansın gider avansı içinde yer almaması zorunludur.
Ancak, yukarıda açıklandığı üzere dava şartı olarak öngörülen müessesenin davanın reddine yol açması nedeniyle mahkemece gider avansı ile delillerin ikamesine yönelik avansın kesin olarak birbirinden ayıklanması gerekir.
Somut olayda mahkemenin gider avansı olarak nitelendirdiği 50,00TL’nin yatırılması hususunda davacı vekiline 27/12/2011 tarihli duruşmada HMK 120 maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süre verilerek kesin sürenin neticelerinin hatırlatıldığı,talep olunan 50,00TL’nin ise davacıya bağlanan gelirlerin hükme en yakın tüm peşin sermaye değerlerinin SGK Başkanlığından sorulması için gerekli müzekkere masrafı olarak istendiği,dosyada davacı hak sahiplerine Kurumun yaptığı tahsisler noktasında en son bildirilen cevabın 2010 yılı Temmuz ayına kadar olan tüm peşin sermaye değerlerini içerdiği anlaşılmıştır.
Burada öncelikle halledilmesi gereken mesele Mahkemece talep olunan 50,00TLnin gider avansı olarak mı yoksa delil ikamesi avansı olarak mı nitelendirilmesi gerektiğidir. Zira yukarıda açıklandığı gibi gider avansı dava şartı iken, delil ikamesi avansı dava şartı olarak nitelendirilemeyecektir. Delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması davanın dava şartı yokluğu ile reddine neden teşkil etmez. Taraf belirtilen süre de delil avansı giderini yatırmazsa sadece dayandığı o delilden vazgeçmiş sayılır ve bu durumda da HMK.’nun 115, maddesine göre değil, 324. Maddesine göre işlem yapılır.
Bu açıklamalardan olarak yargılamanın içinde bulunduğu safahat da göz önüne alındığında 20.11.2008 tarihli Dairemiz bozma ilamı doğrultusunda SGK Başkanlığından hükme en yakın tüm peşin sermaye değerlerinin sorulması için gerekli masraf olarak belirtilen 50,00TL nin Dairemizin önceki uygulamalarından farklı olarak artık hüküme en yakın tarihteki tüm peşin sermaye değerleri toplamı yerine Kurumca bağlanan gelirlerin ilk peşin değerinin rücu edilebilecek kısmının hesaplanarak,maddi zarar tutarından indirilmesi gerektiği de dikkate alındığında gider avansı olarak değil , delil avansı olarak kabulü ve bu kapsamda davacının sadece bu delilden vazgeçmiş sayılmasına karar verilip mevcut deliller bir arada değerlendirilerek karar verilmesi yerine yazılı şekilde davanın usuli yönden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 26/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.