YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8653
KARAR NO : 2010/15842
KARAR TARİHİ : 29.11.2010
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı davalı ile yapılan tüketici kredisi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında … 2. İcra Müd. 2009/16959 esas sayılı icra takibi yaptıklarını,davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının % 40 tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı,kredi borcuna mahsuben 1.463 TL ödediğini,davacı banka tarafından bu ödemenin dikkate alınmadığını,kalan borcunu taksitler halinde ödemek istediğini belirterek davanın reddi ile davacının % 40 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı banka ile davalı arasında imzalanan 09.05.2008 tarihli Tüketici kredisi sözleşmesi ile 6.000 TL kredi kullandırılmış, bu kredinin 36 ayda geri ödenmesi kararlaştırılmıştır. Davalı tarafından ödendiği belirtilen taksit ödemelerinin ödeme planında belirlenen ilk 6 taksit ödemesi karşılığı olarak yapıldığı anlaşılmıştır.Davacı banka 14.04.2009 tarihli ihtarı ile geri ödeme planında belirlenen 07.01.2009,07.02.2009 ,07.03.2009 ve 07.04.2009 tarihli taksitlerin vadelerinde ödenmemesi nedeniyle hesabın kapatıldığını, sözleşmenin feshedildiğini, bu tarih itibarıyla 5.241,74 TL anapara ve ferileri ile birlikte toplam 5.766,75 TL nin 7 gün içinde ödenmesini aksi halde kanuni yollara başvurularak tahsil edileceği ihtar edilerek ihtarname gönderilmiş ise de bu ihtarname davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edilememiştir. Davacı tarafça 01.06.2009
2010/8653-15842
tarihinde kredi borcunun tahsili için icra takibi başlatılmıştır.Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 11.maddesinde, müşterinin birbirini izleyen en az iki taksiti ödemede temerrüde düşmesi halinde borcun tamamının muaccel hale geleceği ve bankanın,müşteriye muacceliyet uyarısında bulunarak bakiye borcun tümünün bir haftalık sürede ödemesini talep edebileceği kararlaştırılmış,4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı kanunun 10. maddesinde “… Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir. Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez.”hükmü yer almaktadır. Buna göre davalının birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmüş olduğu da tartışmasız olduğuna göre davacı bankanın kredi sözleşmesinin 11.maddesinde saklı tuttuğu hakkını kullanabilmesi için 4077 sayılı kanunun 10.maddesi hükmüne göre birbirini izleyen en az iki taksidin belirlenerek ödenmesi, aksi halde bakiye tüm taksitlerin muaccel olacağı uyarısını taşıyan ve 7 gün süreli ihtarname gönderilmesi gerekir. Davacı bankanın 14.04.2009 tarihli ihtarının usulüne uygun tebliğ edilmediğinden, bu ihtarnamenin 4077 sayılı kanunun 10.maddesi şartlarına uygun bir muacceliyet ihtarı olarak kabul edilemez ve dolayısıyla tüm kredi borcu için takip yapılamaz. Ancak davacı banka, takip tarihinde halen ödemeyen ya da eksik ve geç ödenen taksitler nedeniyle gecikme faizi ve diğer ferileriyle birlikte takip yapma hakkına sahiptir. Mahkemece, davalının takip tarihine kadar ödemediği taksitler nedeniyle gecikme faizi ve ferilerinin miktarı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenecek miktar üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yasaya uygun olmayan ihtarla tüm kredi borcunun muaccel olduğu kabul edilerek takibin muaccel olan tüm borç ve ferileri yönünden devamına karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 29.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.