Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/6565 E. 2010/7336 K. 29.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6565
KARAR NO : 2010/7336
KARAR TARİHİ : 29.12.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –

Dava, iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibinin davalı …’nın itirazı üzerine durması nedeniyle itirazın iptâli, icra takibinin devamı ve icra inkâr tazminatı istemleriyle açılmış, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında davaya konu teşkil eden işlerin yapılması konusunda yazılı sözleşme bulunmamaktadır. Dosyada bulunan 11.02.2002 tarihli sözleşme daha önce davacıya yaptırılan işlere ilişkin olup, dava ile ilgisi bulunmamaktadır. Davacı şirket bu davaya konu işler nedeniyle 30.01.2004 tarihli faturayı düzenlemiş, icra takibinde ve davada bu faturaya dayanmıştır. Davalı iş sahibi ise davacı şirket tarafından yapıldığı iddia edilen işlerin tam olarak yapılmadığını, yapılanların bedellerinin 1.500,00 TL olarak davacı şirkete ödendiğini savunmuştur.
Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığına ve taraflar yapılan işler ile bedelleri konusunda anlaşamadıklarına göre, yapılan işlerin bedellerinin BK’nın 366. maddesi uyarınca yapıldığı yıl serbest mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplanması gerekir. Davacı şirket tarafından yapılan işlerle ilgili olarak düzenlenen fatura 30.01.2004 tarihli olduğuna göre, davacı tarafından işlerin 2003 yılında yapıldığı sonucuna varılmaktadır. Mahkemece keşifle bilirkişi raporu alınmışsa da, bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve ek rapor kapsamları dikkate alındığında gerekli araştırmaları içermediği, davacı tarafından davaya dayanak yapılan faturanın irdelenmediği, gerekli karşılaştırmaların yapılmadığı, işlerin yapıldığı 2003 yılına göre iş bedeli hesabı yapılmadığı, bu yönleriyle bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve Yargıtay denetimine elverişli olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Mahkemece yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ve likit bir alacak bulunmadığı, bilirkişi raporuyla sonuca varıldığı gözden kaçırılarak şartları oluşmayan icra inkâr tazminatının karar altına alınması doğru olmamıştır.
Yapılacak iş, konunun uzmanı bir bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılarak, davacı tarafından davada dayanılan faturadaki imalâtların yapılıp yapılmadığının belirlenmesinden, yapılmış olanların 2003 yılı serbest mahalli piyasa rayiçlerine göre bedellerinin belirlenmesinden, davacı şirket tarafından faturada kalem kalem gösterilen işlerin faturada gösterilen bedellerinin aşılmamasına özen gösterilmesinden, bu şekilde belirlenecek iş bedelinden, davalı …’nın ödemesi olan 1.500,00 TL düşülerek hüküm kurulmasından, likit bir alacak sözkonusu olmayıp, bilirkişi raporu ile sonuca varıldığından davacı şirketin icra inkâr tazminatı isteminin reddedilmesinden ibarettir.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı … yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 29.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.