Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/4456 E. 2010/6603 K. 01.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4456
KARAR NO : 2010/6603
KARAR TARİHİ : 01.12.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –

Taraflar arasındaki uyuşmazlık “Siirt İl Merkezi Taşkın Koruma İnşaatı İşi”ne ait 03.01.2005 tarihli sözleşmeden kaynaklanmaktadır.
Davacı yüklenici, davalı … iş sahibidir. Davacı bu dava ile, davalı idare tarafından haksız olarak çözdürülen teminat mektubu bedeli ile ödenmeyen bakiye iş bedelinin ve uğradığı zararlar nedeniyle maddi tazminatın davalıdan tahsilini istemiş, yargılama sırasında bakiye iş bedeli ve maddi tazminata ilişkin taleplerini atiye terk etmiş, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davacı vekili tarafından iş bedeli ve maddi tazminat ile ilgili istem atiye terk edilmiş, bu konuda davalı iş sahibinin beyanı alınmamış ve mahkemece bu istemlerin de reddine karar verilmişse de, davacı tarafça bu istemlerle ilgili mahkemenin ret kararı temyize konu yapılmadığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı yüklenici şirket davalı idare tarafından ihaleye çıkarılan “Siirt İl Merkezi Taşkın Koruma İnşaatı İşi”nin yapımını üstlenmiş, yanlar arasında 03.01.2005 tarihinde anahtar teslimi 115.000,00 lira götürü bedelli sözleşme imzalanmıştır. Davacı yüklenici sözleşme konusu taşkın koruma inşaatının yapılacağı güzergâhta davalı idare tarafından ihaleye çıkılmadan önce kamulaştırma işlemleri yapılmadığını, bu nedenle işin yapımı sırasında arazi sahibi üçüncü kişilerin engellemeleri ile karşılaştığını, idarenin 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 62/c bendindeki amir hükme uymadan ihale yaptığını, bu nedenle idare ile yapılan sözleşmenin batıl olduğunu, davalının batıl sözleşmeye dayanarak davacının idareye vermiş olduğu teminat mektubunu çözdürmesinin haksız olduğunu belirterek teminat mektubu bedelinin tahsilini istemiştir.
4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 62. maddesinin c bendinde “Yapım işlerinde arsa temin edilmeden mülkiyet, kamulaştırma ve gerekli hallerde imar işlemleri tamamlanmadan ve uygulama projeleri yapılmadan ihaleye çıkılamaz” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenleme amir (emredici) hüküm niteliğindedir. Emredici hukuk kuralları tarafların isteği ile değiştirilemeyen, kaldırılamayan ve uyulması zorunlu olan hukuk kurallarıdır. Dava konusu olayda, davalı idarenin kamulaştırma yapmadan ihaleye çıktığı ve davacı yüklenici ile sözleşme yaptığı davacı tarafından ileri sürülmüştür. Mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucu fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 01.10.2007 tarihli rapor ekindeki krokide de gösterilen, sözleşme konusu taşkın koruma inşaatının yapılacağı güzergâhta kamulaştırma yapılmasının gerekli olup olmadığı, güzergâh üzerindeki parsellerin nitelikleri ve malikleri araştırılmamıştır. İnşaatın yapılacağı güzergâhta kamulaştırılması gereken taşınmazlar mevcutsa, idare tarafından kamulaştırma yapılmadan ihaleye çıkılıp sözleşme imzalandığından yapılan sözleşme batıldır.
Zira, Türk hukuk sisteminde kural olarak sözleşme serbestliği ilkesi kabul edilmiştir (Anayasa m.48, BK.m.19,20). Buna göre kamu düzenine, yasanın emredici kurallarına, ahlak ve kişilik haklarına aykırı olmamak koşuluyla taraflar hür iradeleriyle diledikleri şekilde sözleşme yapmakta serbesttirler. Yasaların kesin surette emrettiği hukuk kurallarına veya kanuna veyahut kamu düzenine aykırı sözleşmeler ise geçerli olmayıp BK.m.20/I’e göre mutlak butlan ile maluldür. Borçlar hukuku sözleşmelerinin geçersizlik türleri arasında en ağır sonuçlar doğuranı “butlan”dır. Batıl bir sözleşme baştan itibaren geçersiz bir hukuki işlem olup, sonradan geçerli hale gelmesi de sözkonusu olamaz. Batıl bir sözleşme gerek taraflar, gerekse üçüncü şahıslar bakımından hüküm ve sonuç doğurmaz. Yargılama esnasında da hakim, dosya içeriğinden butlan sebebi bulunduğunu fark ettiği takdirde, bu hususu taraflarca ileri sürülmese dahi, resen gözönünde bulundurması gerekir.
Somut olayda, mahkemece yapılacak araştırma sonucu taşkın koruma inşaatının yapılacağı güzergâhta ihale öncesinde kamulaştırma yapılması gerektiği anlaşılırsa, sözleşmenin her iki tarafının da kusurlu olduğu kabul edilmelidir. Davalı idare kamulaştırma yapmadan ihaleye çıkmakla kusurlu olduğu gibi, davacı yüklenici de sözleşmenin idare tarafından feshine kadar bu hususu idareye yazılı olarak bildirmemiş olması nedeniyle kusurludur. Bu durumda ise sözleşme de batıl olduğundan sözleşme ilişkisinin tasfiye edilerek sonuçlandırılması gerekir. Tasfiyenin kural olarak verilenlerin aynen iadesi suretiyle yapılması gerekir. Davacı, idare tarafından irad kaydedilen teminat mektubu bedelinin tahsilini istediğinden, yüklenicinin idareye başka bir borcu olup olmadığı araştırılarak, ödenmemiş hiçbir borcu yoksa davaya konu teşkil eden teminat mektubu bedelinin iade edilmesine karar verilmelidir.
Mahkemece yukarıda değinilen hukuki ilke ve esasları dikkate alınmadan eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı yüklenicinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 01.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.