YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4959
KARAR NO : 2010/18114
KARAR TARİHİ : 27.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ve avukat … geldi, davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Davalı aleyhine icra takibi yaptığını, davalının borca itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu, zira, davalıya çeşitli tarihlerde yem sattığını ancak borcun ödenmediğini belirterek itirazın iptali ile davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Davalı Davacı ile sözleşme ilişkisinin bulunmadığını, faturalara konu malların kendisine teslim edilmediğini, belirterek, davanın reddi ile davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini dilemiştir.
Mahkemece Davanın reddine, Asıl alacak miktarı olan 32.385,21 TL üzerinden hesaplanacak %40 tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, karar verilmiş olup; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının sair temyiz taleplerinin reddi gerekir.
2010/4959-18114
2-İİK 67/2 maddesi takibin haksız ve kötü niyetli olması halinde alacaklı aleyhine tazminata hükmedileceğini hükme bağlamaktadır. Anılan kanun hükmü uyarınca alacaklı-davacı lehine tazminata hükmedilebilmesi için davacı alacaklı tarafından yapılan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle yapılması da şarttır. Eldeki davada davacının kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacının kötü niyetinden söz edilemez ve onun aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilemez. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmakla bozmayı gerektirir ancak bu yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’un 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1,bentte açıklanan nedenler ile davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte belirtilen nedenle, temyiz olunan hükmün karar bölümünde yer alan “Asıl alacak miktarı olan 32.385,21 TL üzerinden hesaplanacak %40 tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine” kısmının hükümden çıkarılmasına; hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 17,15 TL temyiz harcın iadesine, 27.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.