YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10632
KARAR NO : 2012/20280
KARAR TARİHİ : 15.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi ve duruşma talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 20.04.2001 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle uğradığı maddi manevi zararlarının tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, 91.746,51 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 20.04.2001 tarihinde davalı işverene ait işyerinde çalışırken sağ elinden yaralandığı, SGK Tedavi Hizmetleri ve Maluliyet Dairesi Başkanlığının kararında % 16 oranında maluliyetinin olduğunun bildirildiği, davalı tarafın belirtilen maluliyet oranına itirazı üzerine SSYSK’nın 01.07.2008 tarihli kararıyla maluliyet oranının % 33 olarak belirlendiği, yine davalı tarafın itirazı üzerine ATK 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu 02.07.2010 tarihli kararıyla maluliyet oranının % 31,2 olarak belirlendiği, davacı vekilinin % 16 oranında maluliyet esas alınarak hazırlanan hesap raporu baz alınarak Islah talebinde bulunduğu, yine davacı vekilinin kesin maluliyet oranının % 31,2 olarak belirlendiği ve bu maluliyet oranı esas alınarak hazırlanan 25.03.2011 tarihli hesap raporunu baz alarak ıslah edilen miktar dışında kalan 85. 565 TL maddi tazminat miktarını ek dava ile talep ettiği anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. …nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.,
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda ise; zararlandırıcı olay SGK’ca iş kazası olarak kabul edilmiş, Tedavi Hizmetleri ve Maluliyet Daire Başkanlığı zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan işçide oluşan maluliyet oranını % 16 olarak, davalı tarafın itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulu tarafından % 33 olarak, yine davalı tarafın itirazı üzerine ATK 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından % 31,2 olarak belirlenmiştir. Davacı tarafın Tedavi hizmetleri ve Maluliyet Daire Başkanlığınca % 16 olarak bildirilen maluliyet oranına itiraz etmeyip ve hatta bu oran üzerinden hesaplanan zarar miktarını baz alarak davayı ıslah etmiş olmasına rağmen davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak dikkate alınmadan sonuca gidilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturan % 16 maluliyet oranı üzerinden maddi tazminat hesabı yaptırmak ve manevi tazminat miktarını da yine bu oran üzerinden takdir etmektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 15/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.