Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2019/543 E. 2021/13779 K. 09.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/543
KARAR NO : 2021/13779
KARAR TARİHİ : 09.11.2021

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi

Dava, eksik ödendiği iddiası ile yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespiti ve fark aylıkların Kurumdan tahsili istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dilekçesiyle; davacının davalı Kurumun … Bağ-Kur numaralı sigortalısı olduğunu ve tarafına … tahsis numarası ile yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak prime, ödeme gününe ve emsallerine göre çok düşük aylık aldığını belirterek, bağlanan aylığın yatırılan primler göz önüne alınarak emsallerinin seviyesine yükseltilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili, davacının … tarihinde tahsis talebinde bulunmuş olup tahsis talebine istinaden müvekkili Kurum tarafından kendisine 2/2531917 tahsis numarası ile 5970 gün ve 11. basamak üzerinden kısmi aylık bağlandığını, Kurum tarafından davacıya bağlanan aylığın düşük olma durumunun söz konusu olmadığını, davacının Kurumlarına yapmış olduğu başvurusunda aylığının düşük olduğunu ve yükseltilmesi talebinde bulunduğunu, Kurum tarafından yapılan incelemede davacıya bağlanan aylığın hesaplanmamsında herhangi bir hesap hatasının olmadığının tespit edildiğini, dolayısıyla davacıya bağlanan aylık miktarında herhangi bir hesap hatası ve kanun ve mevzuata aykırı bir durum söz konusu olmadığını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davacının, 10.06.1998 tarihinde sigortalılığının başladığı, … tarihine kadar primlerini ödeyerek …tarihinde sigortalılığının sona erdiği, toplamda 16 yıl 7 ay 21 gün hizmetinin bulunduğu… tarihi itibariyle başlayan sigortalılığında … son basamak tarihine kadar düzenli basamak yükseltmelerinin yapılarak 11.basamağa geldiği, dosyaya sunulan hükme ve denetime elverişli … tarihli kök bilirkişi raporu ile … tarihli ek bilirkişi raporu içeriklerinden de anlaşılacağı üzere … tarihi itibariyle davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığı miktarının 611,01 TL olması gerektiği, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından bağlanan aylık miktarının ise 626,17 TL olduğu, bu duruma göre davacıya eksik aylık bağlanmadığı sonucuna varılmakla ispatlanamayan davanın reddine şekilde hüküm kurulmuştur.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi, … tarihinde sigortalılığı başlayan davacının … tarihinde sigortalılığının sona erdiği, toplam 16 yıl 7 ay 21 gün hizmetinin bulunduğu, … tarihinde bağlanan aylığın, davacıya yaşlılık aylığı bağlanan tarihte geçerli mevzuat kapsamında öngörülen yasal yönteme uyarınca hesaplandığı, emsallerine göre aylığının daha az olduğu yönündeki iddia dikkate alındığında, bu konuya ilişkin herhangi bir somut veri sunmayan davacı tezini destekler bir kanıt bulunmadığı, hatta Kurumun bilirkişi raporundaki hesaplamadan daha fazla aylık bağladığı, davacı tarafından da bu konuda somut ve farklı bir tutar ileri sürülemediği belirlenmiştir.
Hizmet akdine dayalı çalışanların sigortalılık sistemine ilişkin yaşlılık aylıklarının hesaplanma usullerinde zaman içerisinde yapılan değişiklikler nedeniyle bağlanan aylıklar arasında farklar oluşmuştur. Aylık hesaplama usullerine göre, 1982 yılından önce emekli olanlar, … tarihleri arasında emekli olanlar, 3395 sayılı Kanuna göre borçlanma primi ödeyerek emekli olanlar (kamuoyunda süper emekli olarak bilinen), … tarihleri arası emekli olanlar, … tarihleri arası emekli olanlar ve … sonrası emekli olanlar olmak üzere altı farklı usulde emekli aylığı hesabı yapılmakta olduğu da gözetildiğinde, davacı itirazları yerinde bulunmadığından; bilirkişinin tarafsızlığı hususundaki soyut iddiaya da hukuki değer verilemeyeceğinden, istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı; ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından; istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili esasen iddialarının değerlendirilmesi gerektiğini bu nedenle davacı hakkında başka bir bilirkişiden rapor aldırılmak suretiyle karar verilmesi gerektiğini, alınan bilirkişi raporu ve bilirkişi ek raporunu düzenleyen bilirkişi SGK Emekli Başmüfettişi olup, uzun yıllar davalı Kurum olan Sosyal Güvenlik Kurumunda müfettişlik yapmış bir kişi olup, tarafsız olmadığını ileri sürerek inceleme yapılmasını ve kararın bozulmasını istemiştir.

V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Eldeki davada, … tarihinde yapılan tescille, … tarihleri arasında 1479 sayılı Kanuna tabi ve fakat isteğe bağlı olarak pirm ödeyen davacıya… tarihli tahsis talebine istinaden … tarihi itibari ile, 11. Basamaktan yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının aylığının miktarında hata olmadığına ilişkin alınan bilirkişi raporu ile yazılı şekilde davanın reddine dair karar verilmiş ise de, aldırılan hesap raporunun tam olarak denetlenememesi ve kurum hesabının ve aylığa esas verilerinin tam olarak rapora yansıtılmaması karşısında verilen kararın eksik araştırma ve incelemeye dayalı olduğu, diğer taraftan eski müfettiş olan bilirkişinin bu niteliğinin de dikkate alınması gerektiği anlaşılmaktadır.
Davacının eksik hesaplandığına ilişkin iddianın incelenmesi bakımından, yaşlılık aylığının hesabında, tahsis talep tarihinde yürürlükte bulunan, öngörülen istisnaları dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un Geçici 2. maddesi ve bu maddenin yollaması ile anılan Kanunun 29 ve 1479 sayılı Kanun’un Geçici 11. maddelerinin uygulanması gerekmektedir.
Geçici 2. maddede, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara tabi olanlara bağlanacak yaşlılık aylıkları aşağıdaki şekilde hesaplanır:
a)Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sürelerdeki prim ödeme gün sayılarına veya fiilî hizmet süresine ait aylık; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki kanun hükümlerine göre, aylık talep tarihindeki toplam prim ödeme gün sayısı veya fiilî hizmet süresi üzerinden, bu Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla hesaplanacak aylığının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadarki prim ödeme gün sayısı veya fiilî hizmet süresi ile orantılı bölümü, aylık talep tarihine kadar geçen yıllar için, her yıl gerçekleşen güncelleme katsayısı ile çarpılarak hesaplanır.
b)Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen sürelerdeki prim ödeme gün sayılarına ait aylığı, aylık talep tarihindeki toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden 29’uncu madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonraki prim ödeme gün sayısına orantılı bölümü kadardır. Ancak, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 3600 prim gün sayısını doldurmamış olan sigortalıların yaşlılık aylığı bağlama oranının hesabında, sigortalının Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen ve Kanunun yürürlük tarihinden önceki prim gün sayısını 3600 güne tamamlayan hizmet sürelerinin her 360 günü için % 3 oranı esas alınır.
c)Aylık, (a) ve (b) bentlerine göre hesaplanan kısmî aylıkların toplamından oluşur. Aylıklar ayrıca 29’uncu maddenin son fıkrasına göre artırılarak belirlenir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un Geçici 82’nci maddesinin (a) bendine göre gösterge sistemi içinde hesaplanacak kısmî aylıklara esas gösterge, sigortalıların ortalama yıllık kazanç hesabına giren takvim yılı sayısı esas alınmak suretiyle hazırlanacak olan gösterge ve üst gösterge tespit tabloları esas alınarak belirlenir.
Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar geçen sürelere ilişkin aylığın hesabında esas alınan asgari aylık tutarı ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un Geçici 82’nci maddesinin ikinci fıkrasına göre belirlenen eski tam aylık tutarı, toplam prim ödeme gün sayısı içinde bu Kanunun yürürlük tarihine kadar geçen prim ödeme gün sayısının oranına tekabül eden tutar üzerinden esas alınır. …” hükmüne yer verilmiş, 29. maddenin “4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar ile aynı fıkranın (c) bendine göre bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylığı, aşağıdaki hükümlere göre belirlenecek ortalama aylık kazancı ile aylık bağlama oranının çarpımı sonucunda bulunan tutardır.
Ortalama aylık kazanç, sigortalının her yıla ait prime esas kazancının, kazancın ait olduğu yıldan itibaren aylık talep tarihine kadar geçen yıllar için, her yıl gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunan kazançlar toplamının, itibarî hizmet süresi ile fiilî hizmet süresi zammı hariç toplam prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanan ortalama günlük kazancın otuz katıdır.
Aylık bağlama oranı, sigortalının malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi geçen toplam prim ödeme gün sayısının her 360 günü için %2 olarak uygulanır. Bu hesaplamada 360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınır. Ancak aylık bağlama oranı %90’ı geçemez.
28’inci maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarına göre aylığa hak kazanan sigortalılar için hesaplanacak aylık bağlama oranı, prim ödeme gün sayısı 9000 günden az olanlar için çalışma gücü kayıp oranının 9000 gün prim ödeme gün sayısı ile çarpımı sonucu bulunan rakamın %60’a bölünmesi suretiyle hesaplanan gün sayısına göre, %50’yi geçmemek üzere üçüncü fıkra uyarınca tespit edilen orandır. Prim ödeme gün sayısı 9000 günden fazla olanlar için ise toplam prim ödeme gün sayısına göre aylık bağlama oranı belirlenir. Ancak, 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için bu fıkrada geçen 9000 prim gün sayısı 7200 gün, %50 oranı da %40 olarak uygulanır.
Yukarıdaki şekilde hesaplanan aylığın başlangıç tarihinin yılın ilk altı aylık dönemine rastlaması halinde 55 inci maddenin ikinci fıkrasına göre Ocak ödeme dönemi için gelir ve aylıklara uygulanan artış oranı kadar artırılarak, yılın ikinci altı aylık dönemine rastlaması halinde ise öncelikle Ocak ödeme dönemi, daha sonra Temmuz ödeme dönemi için gelir ve aylıklara uygulanan artış oranları kadar artırılarak, sigortalının aylık başlangıç tarihindeki aylığı hesaplanır.” şeklindeki düzenlemesi ile de 01.10.2008 sonrası aylıkların hesaplama yöntemi belirlenmiştir.
Geçici 2. madde hükmü gereğince, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihine kadarki sigortalılık sürelerine yönelik aylıklar, 1479 sayılı Kanun’un 36 ve Geçici 11. maddesi gereğince hesaplanacak ve 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı bölümü aylık miktarında esas alınacak, 01.10.2008 tarihi sonrasındaki sigortalılık sürelerine yönelik aylıklar ise 5510 sayılı Kanun’un 29 ve devamı madde hükümleri gereğince hesaplanacak ve bu Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı bölümü aylık miktarında esas alınacaktır.
01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun’un 39. maddesi ile 1479 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 11. maddede, sigortalının aylığının “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlara bağlanacak yaşlılık aylığı;
a)Sigortalının, aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınarak, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce bulunduğu gelir basamağının aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir tablosundaki değeri üzerinden, bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanan aylığının, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarı ile,
b)Sigortalının, bu Kanunun yürürlük tarihi ile aylık başlangıç tarihi arasında aylar itibariyle prim ödediği gelir basamaklarının bu basamaklardaki prim ödeme süreleri de dikkate alınarak, aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir basamakları üzerinden hesaplanacak ağırlıklı ortalamasının, aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınmak suretiyle bu Kanunun 36’ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre bulunacak aylık bağlama oranı üzerinden hesaplanan aylığın, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarı,” toplamı olduğu hüküm altına alınmıştır.
Bu yasal düzenlemeye göre; A1 aylığının hesap formülü;
01.01.2000 tarihindeki basamağının (01.07.2003) Gelir tablosu karşılığı
A1 Aylığı = Aylık gelir tutarı x ABO x 1.1.2000 öncesi hizmeti
Toplam Hizmetleri,
Keza A2 aylığının hesap formülü de;

A2 Aylığı= Ağırlıklı Ortalama x ABO x 1.1.2000-01.10.2008 arası hizmeti
Toplam Hizmetleri
şeklinde olacaktır.
A2 aylığının belirlenmesinde dikkate alınması gereken “Ağırlıklı Ortalama” hesabında, 01.01.2000 tarihi ile 01.10.2008 tarihi arasında 2926 ve 1479 sayılı Kanun’a tabi sigortalı olarak bulunulan basamaklar ve bu basamaklardaki bekleme süreleri üzerinden anılan Kanunlara tabi sigortalılar için geçerli olan 01.07.2003 tarihli gelir tablosundaki karşılığı tutarlar gözetilerek ağırlıklı ortalama belirlenmelidir.
Aylık hesabında esas alınacak aylık bağlama oranlarının belirlenmesinde ise, 01.01.2000 öncesi için 1479 sayılı Kanun’un Geçici 11. maddesi yollaması ile mülga 36. maddenin “Yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanan sigortalılara en son prim ödediği gelir basamağında en az bir tam yıl prim ödemesi koşuluyla bulunduğu basamağın % 70’i oranında aylık gelir hesaplanır. Bulunduğu gelir basamak primini bir yıl ödememişse, bir önceki basamak üzerinden aylık gelir hesaplanır. Bu oran 25 yıldan fazla prim ödenmiş olması halinde fazla olan her tam yıl için %1, kadın ise 50, erkek ise 55 yaşlarından sonra sigortalılığa devamda, fazla olan her tam yaş için de ayrıca %1 artırılır.
35’nci maddenin (c) fıkrasına göre bağlanacak aylıklarda ise primi ödenmemiş 25 yıldan az her tam yıl için % 1 indirim yapılır.” hükmü gözetilmeli, 01.01.2000 sonrası aylık bağlama oranının belirlenmesi için ise, 4447 sayılı Kanunla değişik anılan maddenin “aylık bağlama oranı, sigortalının toplam sigortalılık süresinin ilk on tam yılının her bir yılı için %3,5 takip eden onbeş tam yılın her bir yılı için %2 ve yirmibeş yıldan fazla her bir tam yıl için %1,5 oranlarının toplamıdır.” hükmü nazara alınmalıdır. B aylığının tespitinde esas alınan “Ağırlıklı Ortalama” hesabında ise; 01.01.2000 tarihi ile 01.10.2008 tarihi arasındaki sigortalılık sürelerine yönelik basamaklar ve bu basamaklardaki bekleme süreleri üzerinden 01.07.2003 tarihli gelir tablosundaki karşılığı tutarlar gözetilerek ağırlıklı ortalama bulunmalıdır.
Bu şekilde belirlenecek aylık bağlama oranları ile hesap edilen A1 ve A2 aylıklarının toplamı, 01.07.2003 tarihi itibarıyla aylık miktarını oluşturur. Bu tutara 2003 yılı Ocak ayından itibaren ödenmesi gereken sosyal destek ödemesi tutarından 2003 yılı Temmuz ayına kadar kümülatif TÜFE oranı kadar düşüldükten sonra kalan miktarın 01.10.2008 tarihine kadar gecen sürelere ilişkin hesaplanacak kısmi tutarı eklenerek 2004 yılı Ocak ödeme döneminden 2007 yılı Temmuz dönemi dahil aylıklara uygulanan artışlar uygulanmak suretiyle (A) aylığı 2008 yılı Ocak dönemine, sonrasında, 2008 yılı dahil olmak üzere tahsis talep tarihine kadar geçen yıllar için, her yıl gerçekleşen güncelleme katsayısı ile çarpılarak tahsis talep yılının Ocak ayına taşınır.
Bu aşamadan sonra 01.10.2008 sonrası sigortalılık süreleri esas alınarak 5510 sayılı Yasa’nın 29. maddesi gereği aylık hesabı yapılmalıdır. Anılan yasal düzenlemeye göre Aylık= Ortalama Aylık Kazanç x Aylık Bağlama Oranı formülüne göre hesaplanır.
Ortalama Aylık Kazanç ise; 2008 yılı Ekim ayı (dahil) ve sonraki her yıla ait prime esas kazancın, ait olduğu yıldan itibaren aylık talep tarihine kadar geçen yıllar için, her yıl gerçekleşecek güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunan kazançlar toplamının, 2008 yılı Ekim ayı (dahil) sonrası prim ödeme gün sayısına bölünmek suretiyle hesaplanan ortalama günlük kazancın 30 katıdır.
Burada prime esas kazanç tutarının belirlenmesi üzerinde durmakta fayda vardır. Bilindiği gibi 5510 sayılı Kanun’un 80. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre “4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.
a)Aylık prime esas kazanç, 82’nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasında kalmak şartı ile kendileri tarafından beyan edilecek günlük kazancın otuz katıdır. Bu sigortalılar tarafından Kurumca belirlenen sürelerde aylık prime esas kazanç beyan edilir. Beyanda bulunmayan sigortalıların aylık prime esas kazancı, prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katı olarak belirlenir.
b)Sigortalı aynı zamanda işveren ise aylık prime esas kazancı, çalıştırdığı sigortalıların prime esas günlük kazancının en yükseğinin otuz katından az olamaz. …” Anılan hüküm çerçevesinde 01.01.2009 tarihi sonrası dönem yönünden sigortalı tarafından beyan edilen günlük kazanç belirlenmeli, beyan bulunmadığı takdirde prime esas günlük kazanç alt sınırı esas alınarak prime esas aylık kazanç tutarı tespit edilmeli, 01.10.2008-01.01.2009 tarihleri arasındaki dönem yönünden ise, prime esas kazanç beyan edilmemesi hâlinde, sigortalının daha önce bulunduğu en son gelir basamağına karşılık gelen tutar esas alınarak prime esas kazanç tespit edilmelidir.
Aylık bağlama oranı, sigortalının malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi geçen toplam prim ödeme gün sayısının her 360 günü için %2 olarak uygulanır. Bu hesaplamada 360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınır. Ancak aylık bağlama oranı %90’ı geçemez. 30.04.2008 tarihi ve öncesi sigortalılığı bulunup Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce 3600 prim gün sayısını doldurmamış olan sigortalıların yaşlılık aylığı bağlama oranının hesabında, sigortalının Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen ve Yasanın yürürlük tarihinden önceki prim gün sayısını 3600 güne tamamlayan hizmet sürelerinin her 360 günü için %3 oranı esas alınır.
Açıklanan yöntemle hesaplanan yaşlılık aylığı; sigortalının fiili çalışma süreleri için prime esas günlük kazanç alt sınırları dikkate alınarak, talep yılına ait Ocak ayı itibariyle belirlenen ortalama aylık kazancının %35’inden, sigortalının talep tarihinde bakmakla yükümlü olduğu eşi veya çocuğu varsa %40’ından az olamaz.
Bulunan tutarın 01.10.2008 sonrası prim gün sayısına orantılı bölümü alınarak kısmi aylık (B) hesap edilecektir. Sigortalının aylığı (A) ve (B) kısmi aylıklarının toplamından oluşur. Bu şekilde bulunan tutar, tahsis talep yılının ocak ayındaki aylık tutarıdır. Bulunan miktarın tahsis tarihine göre ocak ve temmuz ödeme dönemlerinde uygulanan artış oranları kadar arttırılması sonucu tahsis tarihindeki aylık miktarı belirlenir.
Eldeki davada ise, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmaması ve karar vermeye yeterli verileri içermemesi karşısında, öncelikle, Kurumdan, davacıya ay be ay ödenen aylıklar ile bağlanan aylıkta esas alınan tüm verileri içeren tahsis dosyası ve kurumun hesap yöntemine ilişkin hesaplama tablosu celp edilmeli ve yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda alanında uzman başka bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden aylık hesabı yönünden denetime elverişli rapor alınıp irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yukarıda belirtilen ilkelere uygun olmayan hesaplama yöntemi içeren bilirkişi raporu esas alınarak, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesi ile kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 09.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.