Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/9197 E. 2021/16347 K. 21.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/9197
KARAR NO : 2021/16347
KARAR TARİHİ : 21.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi

Dava, iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için… Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden adına Av. … geldi. Davacı adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I-İSTEM
Davacı 108.145,54 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının sürekli iş göremezlik oranındaki kontrol kaydının dikkate alınmadığını, sürekli iş göremezlik oranı raporları kendilerine tebliğ edilmediği için itiraz haklarını kullanamadıklarını, Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmadığını, kendilerine verilen kusurun fazla olduğunu, davacının yük asansörüne binerek kazaya adeta davetiye çıkardığını, bu durumda, davacının kusurunun sadece yüzde on olduğu yönündeki tespitin hukukla ve hakkaniyetle bağdaşmayacağını, davacıya verilen kusurun az olduğunu, dava konusu kazanın davalı şirket açısından kaçınılmaz bir kaza olduğunu, şirketin kazayı engellemek için alabileceği başkaca hiçbir önlem olmadığını, davacı çalışmamasına rağmen uzun süre maaşları ve sgk primlerinin ödendiğini, hesap raporunda bu ödemelerin dikkate alınmadığını, yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminattan da tenzil edilmediğini, pasif dönem hesabı yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosya kapsamından 31/05/2014 tarihinde meydana gelen iş kazasından dolayı davacıda oluşan sürekli iş göremezlik oranın Kurum sağlık kuruluşu tarafından %28,20 olarak tespit edildiği, hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunda davacının %10, davalının %90 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol; kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanunun “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları’na dair 95. maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre, Kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kurulu’na itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı, diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulu’nca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin 6754 sayılı Yasayla değişik 2659 sayılı Adlî Tıp Kurumu Kanunu’nun 26. maddesi gereği Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihinin kesin olarak karara bağlanması da zorunludur.
Somut olayda, sürekli iş göremezlik oranı açıklanan şekilde araştırılıp kesinleştirilmeden Kurum sağlık kuruluşu tarafından belirlenen %28,20 sürekli iş göremezlik oranı dikkate alınarak sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan prosedürü işleterek sürekli iş göremezlik oranını kesin olarak belirlemek, ortaya çıkacak sonuca göre yeniden hesap raporu alınmasının gerekli olması halinde davacının mahkeme kararına karşı kanun yoluna başvurmaması nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hakları dikkate alarak 02/01/2019 tarihli hesap raporundaki bilinen(iskontosuz), bilinmeyen(iskontolu) dönem verileri esas alınmak suretiyle işlemiş dönem ileri çekilmeksizin, bir irdeleme ve belirleme yapılmak suretiyle hesap raporu düzenlenmesi gerektiğini gözetmek ve oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Kabul ve uygulamaya göre de davalı tarafın bir çalışma karşılığı olmaksızın yaptığı iddia edilen maaş ödemeleri araştırılıp ifaya yönelik olup olmadığı değerlendirilmeden, ifaya yönelik olduğunun anlaşılması halinde maddi tazminat tutarından faiziyle birlikte indirilmesi gerektiği gözetilmeden sonuca gidilmesi de doğru olmamıştır.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi…. Hukuk Dairesince verilen, davalının istinaf başvurularının esastan reddine dair kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davalı avukatı yararına takdir edilen 3.815,00 TL. duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.