YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/24181
KARAR NO : 2013/13555
KARAR TARİHİ : 04.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, asgari geçim indirimi ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı ve davalı … Mim. Müh. Pey. İnş. Nak. Bil. Gıda Tic. Ltd. Şti. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … Karakülah tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin davalı Tarihi Çiçek Lokantası Yem. San. Tic Ltd. Şti’ye ait işyerinde çalışmakta iken işyerinin diğer davalıya devredildiğini, müvekkili işçinin aylık ücret miktarının düşürülmesi sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini beyanla kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ücretleri ile asgari geçim indirimi alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı … Mim. Müh. Pey. İnş. Nak. Bil. Gıda Tic Ltd. Şti vekili, müvekkili ile diğer davalı arasında işyeri devri ilişkisinin bulunmadığını, müvekkili şirketin diğer davalıya ait ” Tarihi Çiçek Lokantası” isim ve logosunu satın aldığını, diğer davalının tahliye ettiği işyerini mal sahibinden kiralayarak faaliyette bulunmaya başladığını, davacının ise müvekkili şirkette çalışmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı Tarihi Çiçek Lokantası Yem. San. Tic Ltd. Şti davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacı vekili ve davalı … Mim. Müh. Pey. İnş. Nak. Bil. Gıda Tic Ltd. Şti vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı işçinin fazla çalışma ve hafta tatili ücretlerine hak kazanıp kazanmadığını noktasında toplanmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını, hafta tatili günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışma yapıldığının, hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de, anılan çalışmaların olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ve hafta tatili ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir.
Ancak, işçinin anılan çalışmalara karşılık alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.
Somut olayda, Mahkemece tanık beyanlarına itibarla, davacının haftanın dört günü 07:00-15:00 saatleri arasında, haftanın iki günü ise 07:00-21:00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma alacağı hüküm altına alınmıştır. Bir kısım davacı tanığı, yemek dağıtım işi için üç aşçının dönüşümlü olarak nöbet tuttuğunu, bu sebeple üç günde bir nöbet tutan aşçının çalışmasının saat 21:00’e sürdüğünü beyan etmiştir. Davacı asilin, Ankara 15. İş Mahkemesi’nin 2010/151 esas sayılı dosyasında tanık sıfatıyla alınan beyanında ise, genel olarak günlük çalışmanın saat 06:00 veya 07:00’de başladığını, saat 15:00 ya da 16:00 ‘da sona erdiğini bildirmiş olmakla birlikte ayrıca “çalışanların her biri bir haftada nöbetçi kalırdı, nöbetçi kalınan bu günün çalışmaları ise saat 06.00 ya da 07.00’den 21.00’e kadar devam ederdi” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. İşyerinde saat 21:00’e kadar çalışılan gün veya günler açısından, davacının bahsi geçen beyanında, her çalışanın bir hafta nöbet tuttuğunu mu ifade etmek istediği ya da çalışanların haftada sadece bir gün nöbet tuttuğunu mu ifade etmek istediği netlik arzetmemektedir. Anılan nedenle, davacı asilin dinlenerek, söz konusu beyanı açıklattırılmalı, işyerinde saat 21:00’e kadar süren çalışmanın haftanın sadece bir günü olup olmadığı hususu netleştirilmelidir. Gerekirse, davacı tanıklarının beyanlarına yeniden başvurulmalıdır. Neticeye göre, davacının fazla çalışma ücreti alacağı talebi bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
Hafta tatili ücreti alacağında ise, Mahkemece, tanık beyanlarına itibarla davacının ayda iki hafta tatilinde çalıştığı kabul edilerek anılan alacak hüküm altına alınmıştır. Davacı asilin, Ankara 15. İş Mahkemesi’nin 2010/151 esas sayılı dosyasında tanık sıfatıyla alınan beyanında, açıkça haftanın bir günü tatil yaptığını bildirdiği anlaşılmaktadır. Anılan sebeple, davacı asilin tanık sıfatıyla alınan bu beyanı nazara alınarak, hafta tatili alacağının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
3- Dava ve ıslah dilekçesinde talep edilen yıllık izin, aylık ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının faiziyle tahsili talep edilmesine rağmen, mahkemece faiz uygulanmasına hükmolunmaması hatalıdır. Davalıların dava tarihinden önce temerrüde düşürülmedikleri anlaşılmakla, dava ve ıslah tarihleri ile dava ve ıslah edilen miktarlar nazara alınarak, yıllık izin ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarında kanuni faiz, aylık ücret alacağında ise en yüksek banka mevduat faizi uygulanmasına karar verilmelidir.
4- Mahkemece hükmün (9) nolu bendinde, davacı tarafça sarf edilen harca ilişkin yargılama giderinin karar kesinleştiğinde davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmiş ise de, işçilik alacaklarına ilişkin davalarda verilen hükümlerin infazı için hükmün kesinleşmesi şartı yoktur. Anılan sebeple, yargılama giderinin tahsilinde kesinleşme şartına hükmolunması hatalıdır.
Diğer taraftan, alınması gerekli bakiye karar ve ilam harcının davalılardan müteselsilen tahsiliyle hazineye gelir kaydına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacıya ödenmesine karar verilmiş olması da hatalıdır.
5-Kabule göre de, reddedilen alacak miktarı toplamı, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12/2. maddesinde belirlenen ” 3.333,33 TL” lik sınırın üzerinde olmasına rağmen, yazılı şekilde davalılar lehine 400,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
Yukarıda yazılı sebeplerden, eksik inceleme ve değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 04.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.