YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6702
KARAR NO : 2010/7349
KARAR TARİHİ : 29.12.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve davacının temyiz dilekçesinin süresi dışında, davalının temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; icra takibine takip borçlusu davalının vaki itirazının iptâli istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile takip konusu asıl alacağın 2.044,86 TL tutarındaki kısmı üzerinden takibin iptâline, işlemiş faiz ve faiz oranlarıyla birlikte takibin devamı ve davacı yararına %40 icra inkâr tazminatına hükmolunmasına karar verilmiş ve verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekilince sunulan 01.09.2010 tarihli dilekçe ile mahkeme kararı temyiz edilmiş ise de; temyiz dilekçesinin mahkemenin temyiz defterine kaydının yapılmadığı anlaşıldığı gibi temyiz harcının da yatırılmadığı saptandığından ve bu sebeplerle yasaya uygun şekilde temyiz başvurusu bulunmadığından davacı vekilinin temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarınınn reddi gerekmiştir.
3-Mahkemece, davası kabul edilen 2.044,86 TL asıl alacağın %40’ı oranında davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir. İtirazınn iptâli davasında takip alacaklısı davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için İİK’nın 67. maddesi hükmünde öngörülen tüm yasal koşulların birlikte gerçekleşmesi ve bu kapsamda kabul edilen alacağın likit yani takip borçlusu davalı tarafından belirlenebilir olması zorunludur. Oysa, somut olayda davası kabul edilen alacak tutarı, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu belirlenmiş olup likit değildir. Bu sebeple, mahkemece davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmiş olması doğru olmamıştır.
Diğer yandan takip ve dava konusu alacağa temerrüt faizi uygulanabilmesi için alacağın istenebilir olması yeterli olmayıp; Borçlar Kanunu’nun 101/I. maddesi gereğine, alacaklı tarafından davalının borçlu temerrüdüne düşürülmesi gerekmektedir. Somut olayda ise, davalı, Fethiye 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/5234 takip sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takip tarihi itibarıyla borçlu temerrüdüne düşürülmüştür. O halde, takip konusu işlemiş temerrüt faizi üzerinden davalının itirazının iptâline karar verilmesi doğru olmadığı gibi Borçlar Kanunu’nun 104/son maddesi hükmüne aykırı şekilde temerrüt faizine faiz yürütülmesi sonucunu doğurur şekilde hüküm oluşturulması da doğru değildir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle kararın bozulması gerekir ise de; mahkemece düşülen bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/VII. maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine; 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine ve 3. bentte gösterilen gerekçe ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının “Davanın kısmen kabul kısmen reddine; davalının Fethiye 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/5234 takip sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın 2.044,86 TL asıl alacak yönünden iptâli ile takibin 2.044,86 TL asıl alacak ve takip talebinde belirtilen işlemiş faiz ve faiz oranıyla birlikte takibin devamına” içerikli birinci paragrafının hüküm fıkrasından çıkarılmasına ve yerine “Davanın kısmen kabulüne ve davalının Fethiye 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/5934 takip sayılı dosyası üzerinden takip konusu yapılan asıl alacağın 2.044,86 TL tutarı üzerinden takip borçlusu davalının vaki itirazının iptâline ve davası kabul edilen asıl alacak miktarına icra takip tarihinden itibaren geçerli olmak ve değişen oranlar da gözetilmek ve %9 oranını aşmamak üzere yasal faiz uygulanmasına” cümlesinin yazılmasına ve ayrıca kararın hüküm fıkrasının “Asıl alacağın %40’ı üzerinden hesaplanan 817,90 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” içerikli üçüncü paragrafının hüküm fıkrasından çıkarılmasına ve kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 29.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.