YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6801
KARAR NO : 2010/7351
KARAR TARİHİ : 29.12.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava Borçlar Yasası’nın 355 ve devamı maddelerinde tanımlanan iş bedeli alacağının tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 icra inkâr giderimi istemine ilişkindir. Yerel mahkemede görülen davanın yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüyle Alanya 2. İcra Müdürlüğü’nün 2010/81 Esas sayılı dosyasında 4.370,00 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptâline, takibin devamına işlemiş faiz talebinin reddine, %40 icra inkâr gideriminin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Eser sözleşmesi taraflara karşılıklı haklar ve borçlar yükleyen bir işgörme akdidir. Davacı yüklenici eseri fen ve sanat kurallarına, sözleşmeye ve amaca uygun olarak imal edip davalı iş sahibine teslim etmekle, iş sahibi de bedeli ödemekle mükelleftirler.
Dava konusu somut olayda davacı yüklenici diş hekimi olup davalıya 23 üyeli porselen diş ile tedavi yapmıştır. Yanlar arasında yazılı bir sözleşme yapılmamıştır. Ancak akdî ilişkiyi her iki taraf da kabul etmektedir. Uyuşmazlık işin bedeli konusunda toplanmaktadır. Davacı ısrarla porselen dişlerin bir tanesinin 190,00 TL’ye davalı ise 150,00 TL’ye yapılması gerektiğini ileri sürmektedirler. Nitekim icra takibi de davacının iddia ettiği gibi toplam 4.370,00 TL asıl alacak bedeli üzerinden yapılmıştır. Bu miktar 23 üye porselen dişin karşılığı olarak gösterilmiştir. Yargılama sürecinde mahkemece işin bedeli konusunda davalı tarafın talebi üzerine davacıya yemin teklif hakkı hatırlatılmış davacı yeminli beyanında dişlerin tanesinin 190,00 TL’ye yapıldığını açıklamıştır. Mahkemece de buna göre hüküm kurulmuştur. Oysa yanlar arasında yapılmış yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. İşin bedeli uyuşmazlık konusudur. Akdî ilişkinin kurulduğu tarafların da kabulündedir. Bu durumda Borçlar Yasası’nın 366. maddesi uyarınca işin yapıldığı tarihteki piyasa rayiçlerine göre bedelinin saptanması ve buna göre hüküm kurulması gerekir. Davalının istemi üzerine davacıya yemin verilerek işin esasının çözülmesi usul ve yasaya ve yönteme aykırı olmuştur. Çünkü HUMK’nın 357. maddesi uyarınca iddia olunan şeyin kıymetini tayin ve ispat mümkün oldukça kıymet hakkında yemin teklif olunamaz. Diğer yandan dava konusu
itibariyle yargılamayı gerektirir özellik arzetmektedir. Bedel, yapılacak bilirkişi incelemesi sonunda saptanacaktır. Bu haliyle likit değildir. Davalı itirazında haklıdır. Bu bakımdan asıl alacak üzerinden %40 icra inkâr giderimi tayini de doğru olmamıştır.
O halde mahkemece yapılacak iş, diş hekimi uzman bilirkişi tayin edilerek dosya üzerinden gerekli inceleme yapılıp işin yapıldığı tarih itibariyle bedelini saptayıp buna göre hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır.
Açıklanan olgular gözden uzak tutularak yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetli olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı lehine BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 29.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.