Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/4894 E. 2021/13668 K. 08.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4894
KARAR NO : 2021/13668
KARAR TARİHİ : 08.11.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi…. Hukuk Dairesi

Dava, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, davacının ortağı olduğu limited şirketin kuruma olan borçları sebebiyle gönderilen ve …. dönemleri kapsayan ödeme emrine konu borçları yapılandırmak için … tarihinde kuruma başvurduklarını, ancak kurumun icraen takip edilmeyen ve herhangi bir ödeme emri de gönderilmemiş, aynı zamanda zamanaşımına uğramış eski borçları da yapılandırma kapsamına dahil ederek ödeme planı oluşturduğunu, kurumun bu işleminin iptaliyle yapılandırma başvurusunun taleple sınırlı olarak kabulünün gerektiğinin tespitini talep etmiştir.
II- CEVAP
Davalı Kurum vekili, kurum işleminin hukuka uygun olduğu ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III- MAHKEME KARARI
A- İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
“Davacının davasının kabulüne, davacı adına kurumca yapılmış yapılandırma işleminin iptali ile yapılandırma planın davacının talebine göre 2013/151049 takip numaralı ödeme emrine konu borçları kapsayacak şekilde yeniden oluşturulması gerektiğinin tespitine” karar verilmiştir.
B- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davacının yapılandırma isteminin ifa niteliğinde irade beyanı olduğu, yapılandırmaya konu borcun tamamının belli ve muaccel olduğu, davacının 2013/151049 takip numaralı ödeme emrine konu borçlar yönünden yapılandırma isteminin kabul edilmeyerek, borcun tamamı üzerinden ödeme planı düzenlendiği değerlendiğinde, davalı Kurumun kısmi ifayı kabul etmediği anlaşıldığından, davanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 84’üncü maddesi dikkate alınarak, davanın reddine dair karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle;
“Davalı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf talebinin kabulüyle;
…. İş Mahkemesi’nin, … tarihli, …. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına,
Davanın reddine” karar verilmiştir.
TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekili, 6098 sayılı Yasanın 84. maddesinin mevcut durumda uygulamasının mümkün olmadığı, yapılandırmaya, talepleri dışında dahil edilen ve yapılandırma talep edilen dönemlerin dahi zamanaşımına uğramış bulunduğu, sadece ödeme emrine konu borçlar için yapılandırma talepleri olup davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
IV- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Alacaklı kurum, borçlu şirketin ortağı olan davacıya, şirketin kuruma olan 2002/11 – 2004/2 dönemler arasındaki borçlarının tahsili amacıyla … takip numaralı ödeme emrini tebliğ etmiş, davacı … tarihli yapılandırma başvurusunda, borç dönemlerini de belirterek “2013/151049 sayılı takibe konu borçları” yapılandırmak istediğini talep etmiş, kurumca yapılandırma başvurusu kabul edilerek, 7020 sayılı yasa kapsamında şirketin 2000/1 – 2002/9. dönemlerdeki borçlarını da kapsayacak şekilde ödeme planı düzenlenmiştir.
Uyuşmazlık, kurumun 7020 sayılı Yasa kapsamında yapılan başvuru üzerine, kısmi ifayı kabul etmeyerek zamanaşımına uğramış eski borçları da yapılandırma kapsamında talep edip edemeyeceği, Borçlar Kanunun 84. maddesi olayda uygulama olanağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
3917 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği … tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacak hakkı, Borçlar Kanununun 125. maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımının başlangıç tarihi, anılan Kanun’un 128. maddesi hükmü gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ile durmasına ilişkin 132. ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemeler de burada uygulama alanı bulmaktadır. 08/12/1993 tarihi ve sonrasına ilişkin prim ve gecikme zammı borcu yönünden ise, 6183 sayılı Kanun’un “Tahsil zamanaşımı” başlığını taşıyan 102. ve ardından gelen maddeleri uygulanacaktır. Anılan madde hükmüne göre, zamanaşımı süresi beş yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı da, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşı olarak belirlenmiştir. … tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılarak 506 sayılı Kanunun 80. maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılıp, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 51. maddesiyle birlikte 102. maddesinin de uygulanmayacağı hükme bağlanarak 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki duruma dönülmüştür.
6183 sayılı Kanunun “Ödeme emri” başlıklı 55. maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme emrine itiraz” başlığını taşıyan 58. maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiştir.
6183 sayılı Kanun’un 103. maddesinde zamanaşımını kesen haller sayılmış olup kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. 25.12.2003 tarih 5035 sayılı Kanunun 5. maddesiyle eklenen 103. maddenin 1. fıkrasının 11. bendinde; “Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.” da zamanaşımını kesen bir sebep olarak sayılmış, amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması, borç yapılandırılması da zamanaşımını kesen haller içinde yer almaktadır.
Diğer taraftan 6183 sayılı Kanunun 54. maddesi hükmü uyarınca da süresinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktarda mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi de maddede belirtilen cebren tahsil şekillerinden birisidir. Bu bağlamda, borçtan dolayı cebren tahsile geçmeden önce anılan Kanunun 55. maddesi hükmünde öngörülen bilgilerin tümünü içeren bir ödemeye çağrı yazısının “ödeme emri” nin tebliğ edilmesi yasal zorunluluktur. Bir başka ifade ile kamu alacağı için “ödeme emri” çıkarılmadan ve icra takibi kesinleştirilmeden haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulması kanuna aykırıdır.
Bu yasal düzenlemeler karşısında, önceki döneme ait borçlar için davacıya ödeme emri gönderilmemiş ve bu borçların kesinleşmemiş olması, bu borçların zamanaşımına uğradığının da belirgin olması, öte yandan davacının yapılandırma başvurusunda 2002/11 – 2004/2. dönemleri kapsayan ödeme emrine konu borçları yapılandırmak istediğini beyan etmesi karşısında 6098 sayılı TBK.’nun 84. maddesinin somut olayda uygulanmayacağı açıktır.
Bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde 6098 sayılı Yasanın 84. maddesi uygulanmak suretiyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen karar bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/2 maddesi gereği yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, 08.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.