YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25318
KARAR NO : 2013/14761
KARAR TARİHİ : 18.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacı, davalı şirkette iş sözleşmesine dayalı olarak avukat olarak görev yaptığını iş sözleşmesinin feshedilmesine rağmen tazminatlarının ödenmediğini ileri sürerek, davalıdan kıdem ve ihbar tazminatının ödetilmesini istemiştir.
Davalı ise, davacı ile aralarında vekalet ilişkisi olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, “…davacının Isparta Barosu’nun 115 sicil numarasında kayıtlı olduğu ve kendi bürosunda serbest avukatlık yaptığı, davacı ile davalı TES-İŞ … Genel Başkanlığı arasında yapılan sözleşme süresince kendisine ait büroda çalışmalarını sürdürdüğü, taraflar arasında vekalet sözleşmesine dayalı bir ilişki mevcut olduğu, iş sözleşmesinin unsurlarının hiç bir şekilde oluşmadığı, davacı ile davalı sendika arasında 01/09/1989 tarihli, sendikanın tüm avukatları ile imzalanan Tip Vekalet Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede davacının Sendikanın Isparta Şube Başkanlığı’na ilişkin kendisine verilen avukatlık işlerini kendi bürosunda sürdüreceği, gerekli olduğunda Sendikaya görüşme için çağrılabileceği, sözleşmenin belirsiz süreli olduğu, 1 ay önceden ihbarda bulunmak kaydıyla sonlandırılabileceğinin kararlaştırıldığı, davacının aylık ücretlerinin makbuz karşılığında ödendiği, çalışma şartlarını, saatlerini ve haftanın kaç günü ve ne şekilde çalışacağını kendisinin belirlediği, davacının sözleşmesinin 05/10/2009 tarihi itibariyle feshedildiği, ayrıca üçüncü kişilerle vekalet ilişkisi kurup dava ve icra takiplerini yürüttüğü anlaşılmış olup, taraflar arasında 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 8/1. maddesi gereğince iş sözleşmesinin varlığını gerektirir hukuki ve kişisel bağımlılık koşullarının oluşmadığı, aradaki ilişkinin vekalet sözleşmesine dayandığı…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 1. maddesinin 2. fıkrası ve 4. maddesinde belirtilen ayrık durumlar dışında kalan bütün işyerlerinde, işverenler ile işveren vekillerine ve çalışma şekline bakılmaksızın işçilere bu Kanun’un uygulanacağı belirtilmiştir.
Kanun’un 2. maddesinde bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır. İşçi ve işveren sıfatları aynı kişide birleşmez.
4857 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 1. fıkrası göre iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir.
İş sözleşmesini eser ve vekâlet sözleşmelerinden ayıran en önemli ölçüt bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağımlılığı vardır.
İş sözleşmesini belirleyen ölçüt hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirir. İşçinin işverene karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin ölçüt teşkil olmaz. İşçinin işverenin belirlediği koşullarda çalışırken kendi yaratıcı gücünü kullanması, işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz. Çalışanın işyerinde kullanılan üretim araçlarına sahip olup olmaması, kâr ve zarara katılıp katılmaması, girişimcinin sahip olduğu karar verme özgürlüğüne sahip olup olmaması bağımlılık unsuru açısından önemlidir.
İş sözleşmesinde işçi işveren için belirli veya belirsiz süreli olarak çalışır. Vekil kural olarak uzmanlığı bakımından iş sahibinin talimatları ile bağlı değildir. İş sözleşmesinin varlığı ücretin ödenmesini gerektirir. Vekâlet için ücret zorunlu bir öğe değildir. Vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümlerde iş sözleşmesinin aksine sosyal nitelikte edimlere ve koruma yükümlülüklerine rastlanmaz. Bağımsız olarak iş gören, bu nedenle faaliyetini sürdüreceği zamanı belirlemede kısmen de olsa serbestliğe sahiptir. Bütün zamanını tek bir müvekkile özgülemek zorunda olmayan vekil farklı kişilerle vekâlet sözleşmeleri yapabilir. Ekonomik olarak tek bir işverene bağımlı değildir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre iş mahkemelerinin görevi “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi”dir. İşçi sıfatını taşımayan kişinin talepleriyle ilgili davanın, iş mahkemesi yerine genel görevli mahkemelerde görülmesi gerekir.
Somut olayda, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisine dayandığı anlaşılmakla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yeri genel mahkemeler olduğundan, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 18.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.