Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/10116 E. 2013/11426 K. 26.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10116
KARAR NO : 2013/11426
KARAR TARİHİ : 26.11.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı … vekili, ….. Köyü çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümü hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve satın almaya dayanarak tescil istemiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında …, … ve … çekişmeli taşınmazın köyün ortak kullanımında olduğu iddiasına dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın tespit harici bırakıldığı 25.01.2007 tarihi ile davanın açıldığı tarih olan 15.10.2010 tarihi arasında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap süresi dolmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dava, tescil harici bırakılan ve tapuda kaydı bulunmayan taşınmazın tescili istemi ile açılmıştır. Tapusuz taşınmazlarda mülkiyetin alıcısına geçmesi zilyetliğin devri ile sağlanır. Somut olayda; davacı çekişmeli taşınmazı 2009 yılında önceki zilyedinden satın aldığı iddiasına dayanmıştır. Hal böyle olunca; davacının satın aldığı kişi yararına komşu taşınmazların kadastro tespitlerinin yapıldığı tarihe kadar 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmaksızın, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz. Doğru sonuca varılabilmesi için, üç kişiden oluşan yerel bilirkişi kurulu ile gösterilecek tanıkların katılımıyla keşif yapılarak, yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın kim tarafından ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği hususları sorulup saptanmalı, taşınmazı davacının satın aldığı kişi açısından 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, ondan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 26.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.