YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4812
KARAR NO : 2013/5192
KARAR TARİHİ : 10.05.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar vekili; Şahnahan Beldesinde bulunan ve kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakılan taşınmazın bir bölümü hakkında imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davacılar adına tescili istemiyle dava açmıştır. Davalı Hazine vekili ise TMK’nın 713/6. maddesi uyarınca Hazine adına tescil talebinde bulunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacıların davasının kabulü ile hükme esas alınan fen bilirkişilerin raporundaki (A) harfiyle gösterilen 26311,15 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın eşit paylarla davacılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacılar lehine imar-ihya ve zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz … sınırları dahilindedir. 3402 sayılı Yasa’nın 17. maddesinin son fıkrası uyarınca, imar planı kapsamında kalan taşınmazların imar-ihya yoluyla iktisap edilebilmesi kural olarak mümkün değildir. Bu tür taşınmazların iktisap edilebilmesi ancak, taşınmazın imar planı kapsamına alındığı tarihe kadar, davacı taraf lehine zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşmiş olmasına bağlıdır. Oysa, mahkemece davalı Belediyenin ne zaman kurulduğu, dava konusu taşınmazın imar planı kapsamına alınıp alınmadığı, imar planı kapsamındaysa, hangi tarihte kapsama alındığı, imar planının niteliği ve kesinleşme tarihi araştırılmamış; yanılgıya düşülerek somut olayda uygulanma olanağı bulunmayan 3194 sayılı Yasa’nın 18. maddesi kapsamında uygulama yapılıp yapılmadığı üzerinde durulmuştur. Öte yandan, davacılardan … oğlu … 1970 doğumlu olup, davada dayandığı hukuki sebepler kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulmamış; yerel bilirkişi ve tanık beyanları adı geçen davacı bakımından yaşı gözetilerek bir irdeleme ve değerlendirmeye tabi tutulmamıştır. Diğer taraftan çekişmeli taşınmaz, imar planı kapsamındaysa bu kapsama alındığı tarihten önce, kapsam dışındaysa dava tarihinden önce 20 yıllık süreçteki niteliği, imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı hususlarının kesin olarak belirlenmesi bakımından hava fotoğrafları ve memleket haritaları getirtilerek fen bilirkişiler aracılığıyla uygulattırılıp, bilimsel yöntemlerle inceleme yaptırılmamıştır. O halde, doğru sonuca varılabilmesi için; davacı … yönünden dayandığı hukuki sebeplerin netleştirilmesi ve buna göre inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılması; tüm davacılar bakımından 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde yazılı koşullar yanında, aynı Kanunun 17. maddesindeki koşulların da gerçekleşip gerçekleşmediğinin kesin bir biçimde ortaya konulması gerekir. Bu bağlamda mahkemece yapılacak iş, dava konusu taşınmazın imar planı kapsamında olup olmadığı ve imar planı kapsamı içerisindeyse hangi tarihte imar planı sınırları içine alındığı ile bu imar planının niteliği ve kesinleşme tarihi saptanmalı, yine imar planı kapsamındaysa bu kapsama dahil edildiği tarihten, imar planı sınırları içerisinde değilse dava tarihinden, 20 yıl öncesini kapsayacak şekilde iki ayrı zamana ait memleket haritaları ve hava fotoğrafları getirtilerek, bu fotoğraflar harita, jeodezi veya fotogrametri mühendisi bilirkişiye bilimsel yöntemlerle incelettirilmeli, mahallinde anılan fen bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulunun katılımıyla keşif yapılarak; çekişmeli taşınmazların niteliği ve imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin süresi ve niteliği konusunda bilimsel verilere dayalı ve ayrıca eski raporlar da irdelenmek ve çelişkiler giderilmek suretiyle raporlar alınmalı ve tanıklar ile yerel bilirkişi beyanları denetlenmeli, tüm deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 10.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.