Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/5799 E. 2010/6301 K. 22.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5799
KARAR NO : 2010/6301
KARAR TARİHİ : 22.11.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup davacı yüklenici iş bedelinin tahsili için başlattığı icra takibine davalı iş sahibince itiraz edilmesi üzerine itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 icra inkâr tazminatının tahsilini istemiş, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı yüklenici, davalının inşaatına PVC doğrama işleri yapıp teslim ettiğini, ancak davalının iş bedelini ödemekten kaçındığını iddia ederek düzenlediği 20.09.2007 gün ve 004457 sıra numaralı faturaya dayanarak 11.506,55 TL’nin tahsili için icra takibi başlatmış, davalı iş sahibi ise davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, yaptırdığı işin bedelini ödeyerek davacı şirketin ortaklarından …’dan borcu kalmadığına dair belge aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Gerçekten de dosyada mevcut 20.11.2006 tarihli, … imzalı belgede; davalının yaptırdığı işlerin bedelini ödediği, davacı … A.Ş.ye borcunun kalmadığı yazılıdır. Davacı vekili ise, 11.05.2009 günlü dilekçesinde … adlı şahsın davacı şirkette çalıştığını, işyeri yetkilisi olmadığını, bu kişiye yapılan ödemenin bir geçerliliğinin bulunmadığını bildirmiştir.
Yargılama sırasında tanık sıfatı ile dinlenilen …, 2004 yılı ile 2007 Ocak ayına kadar davacı şirkette sigortalı olarak çalıştığını, şirket ortağı ve yetkilisi …’la akraba olmaları nedeniyle aralarında gayri resmi ortaklık bulunduğunu, davacının bu işyerine gelerek kendisi ile anlaştığını ve yapılan imalâtın bedelini de tümüyle ödediğini beyan etmiş, yine tanık sıfatıyla dinlenilen ve dava konusu işlerin yapıldığı sırada davacı şirkette usta olarak çalıştığını bildiren …’de; kendisinin …’ı şirket ortağı olarak bildiğini, davacının şirketin işyerine gelerek Yasin ile anlaştığını, imalât devam ederken davalının arada sırada gelerek …’a ödeme yaptığını, bu ödemeler sırasında zaman zaman şirket yetkilisi …’ın da yanlarında bulunduğunu söylemiştir.
Bilindiği üzere Borçlar Kanunu’nun 453/I. maddesi uyarınca, ticari vekil, ticari temsilci niteliği taşımaksızın bir ticarethane olarak yönetilen bir işletmenin sahibince, işletmenin bütün işleri veya belirli bir takım işleri için temsille görevlendirilen kişidir. Bu itibarla ticari vekil, üçüncü kişiler karşısında işletmenin alışılagelmiş bütün hukuksal işlemlerini gerçekleştirmeye veya kendisine verilen işleri yerine getirmeye yetkili sayılır. Somut olayda da dosya kapsamına göre …’ın davacı şirket nam ve hesabına davalı ile akdî ilişki kurması, imalâtı gerçekleştirerek davalıya teslim etmesi ve şirket yetkilisinin yanında yapılan ödemeleri kabul etmesi karşısında davacı şirketin ticari vekili olduğunun kabulü gerekir. Belirlenen yasal durum karşısında davalıya borcu olmadığına ilişkin 20.11.2006 tarihli belgeyi düzenleyip veren …’ın para tahsil yetkisi bulunmakta olup davalı, yaptığı ödemelerle borcundan kurtulmuş bulunmaktadır. O halde davanın reddi yerine, soyut olarak …’ın para tahsiline yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmemiş, usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 22.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.