YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19005
KARAR NO : 2012/20259
KARAR TARİHİ : 15.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01/01/1985-22/03/1985 tarihleri arası sigortalı olduğunun tespiti ile 28/02/2008 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığının tespitine, aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 1.1.1985-22.3.1985 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında esnaf … sigortalısı olduğunun tespiti ile 28.2.2008 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Gerçekten, davacının tespitini istediği süreç …’luluk statüsü yönünden, değişik yasal dönemleri içermektedir. Her uyuşmazlığın, dayandığı işlem veya olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasal kurallara göre çözümlenmesi gerekeceği ilkesinden hareketle, her dönem için geçerli olan yasal koşulların ayrı ayrı ele alınarak …’luluk statüsünün ortaya konması gerekir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Yasa’nın 24. ve 25. maddeleri, …’luluk koşulları ile kimlerin bu Yasa kapsamında olduklarını ve …’luluk statüsüne karine sayılacak olguları açıkça belirlemiş bulunmaktadır. Bu arada sözü geçen maddeler, tespiti istenilen dönemde üç kez değişikliğe uğramış ve yasal karineler yönünden farklı kurallar öngörülmüştür. Ne varki bir kimsenin …’lu sayılabilmesi yönünden ön koşul veya temel ilke, Yasa’nın kabulünden bugüne kadar varlığını sürdürmektedir. Anılan Yasa’nın 24. maddesinin ilk fıkrasında yer alan esas ilkeye göre, …’luluk statüsüne girebilmesi için bir kimsenin, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışmasının varlığı gerekir. Belirtilen ana koşulun gerçekleşmesinden sonra, ancak, Yasa’nın öngördüğü diğer unsurların bulunması halinde, zorunlu ve yasal statü kendiliğinden oluşur.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ilk şekliyle, çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, sigortalılığın oluşumu için, ayrıca Kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayıl Yasa …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış sadece Yasa’nın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş vergiden muaf olanların da Kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, 22.3.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya Kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir. 1479 sayılı Yasa’nın 79.maddesine göre isteğe bağlı sigortalılık ise, sigortalının tescil talebinin Kuruma intikal ettiği tarihte başlar. Ancak ayı içinde primi yatırılmış süreler sigortalılık süresine dahil edilir.
Somut olayda, davacı 20.04.1982 tarihinden itibaren … sigortalısı olarak tescil edilmiştir. Davacının 1.8.1980-31.12.1984, 10.4.1985-17.7.1986 tarihleri arasında ve 1.8.1994 tarihinde başlayıp devam eden vergi kaydının,11.7.1996-31.10.2002 tarihleri arasında ve 01.05.199814.5.1985 tarihinde başlayıp devam eden Oda kaydının ve 28.11.1984-28.2.2008 tarihleri arasında Esnaf ve Sanatkar sicil kaydı bulunduğu, Davalı Kurum tarafından davacının yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 2008 yılında vergi kaydının olmaması nedeni ile bu sürelerde sigortalılığı iptal ederek, 20.4.1982-31.12.1984 ve 22.3.1985-devam şeklinde sigortalılığını kabul ettiği, 30.11.1984,23.9.1985, 28.2.1992-31.5.2008 tarihleri arasında prim ödemelerinin bulunduğu dosyadaki kayıt ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davacının, uyuşmazlık konusu dönemde, vergi kaydı ve oda kaydı bulunmamakla birlikte esnaf sicil kaydı bulunduğu ortadadır. Ancak uyuşmazlık konusu döneme ait primlerin kurum tarafından tahsil edilip uzun süreli kullanıldığı ve tahsis talep tarihinde uyuşmazlık konusu dönemde davacının sigortalı kabul edilmesi halinde prim borcu olmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davalı Kurum’un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması ve uzunca bir süre sigortalı olduğu inancının verilmesinden sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Mahkemece yapılacak iş, uyuşmazlık konusu dönemde davacıyı … sigortalısı saymak ve yaşlılık aylığı koşullarını değerlendirmekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 15/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.