Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/12543 E. 2013/13605 K. 06.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12543
KARAR NO : 2013/13605
KARAR TARİHİ : 06.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. ve 18. maddeleri uyarınca 14.03.2012 tarihli disiplin komitesi kararı ve genel müdürlük onayı ile feshedildiğini, davacının Elazığ şubesinde kasadan gerçekleştirilen imzasız ve talimatsiz tediye işlemleri ile imzaların usulsüz biçimde tamamlanması olayına karıştığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, müfettiş raporunda ve ifadelerine başvurulan tanık beyanlarında, davacının talimatsız ve imzasız yapılan ödeme esnasında banka dışında bulunduğu, ödeme talimatının işletme portföy yöneticisi tarafından verilen talimat doğrultusunda işlem yetkisilince gerçekleştirildiğinin müfettiş raporunda tespit edildiği, davacının bankacılık işlemleri doğrultusunda sonradan tamamlanan işlemlerden bilgisinin bulunduğu görülmesine karşılık, sadece davacının iş sözleşmesinin feshi, diğer personelin ihtar cezası ile cezalandırılması teklifinin eşit işlem yapma yükümlülüne aykırı olduğu, ayrıca sonradan gerçekleştirilen bankacılık işlemleri ile banka bakımından bir zarar doğmadığı, banka itibarı bakımından bir olay yaşanmadığı, müşteri tarafından yapılan işlemlere sonradan onay verildiği, feshin son çare olması ilkesi bakımından hiçbir tedbire başvurulmadan doğrudan iş sözleşmesinin feshi yoluna gidilmesinde eylem ile ceza arasında oransızlığa sebep olunduğu, iş sözleşmesinin feshinde geçerli sebep oluşmadığı ve feshin haksız olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı işveren vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında davacının 14.03.2012 tarihinde gerçekleştirdiği işlem sebebiyle davalı işverence yapılan feshin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 2. fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, davacının iş sözleşmesi davalı bankanın Elazığ Şubesinde kasadan gerçekleştirilen imzasız ve talimatsız tediye işlemleri ile imzaların usulsüz bir şekilde tamamlanması olayına ait teftiş kurulu incelemesinin 14.03.2012 tarihli Disiplin Komitesinde değerlendirilmesi neticesinde davacının talimatsız ödeme işlemi yapılması ile yanıltıcı işlemler yaptığı, savunmasının yeterli görülmediği belirtilerek iş sözleşmesi İş Kanunu’nun 17. ve 18. maddeleri uyarınca feshedilmiştir. Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; davalı işverenin Elazığ şubesi operasyon destek biriminde yönetici olarak çalışan davacının yapılan müfettiş incelemesi neticesinde bir müşteriye ait hesaptan talimatsız ve imzasız başka bir müşteriye yapıfan ödemelerle ilgili olarak, davacının ödeme saatinde banka dışında bulunduğu tespit edilmesine karşılık sonradan tamamlanan bankacılık işlemleri dolayısı ile davacı dahil tüm ifadelerine başvurulan personelin sorumluluklarının bulunduğunun tespit edildiği ve davacı bakımından “iş akdinin feshi” cezasının uygulanmasının uygun olacağının belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu talebin disiplin komitesinde değerlendirilmesi neticesinde davacının iş sözleşmesine son verilmiştir. Davacı iş sözleşmesine haksız olarak son verildiğini iddia etmiş, mahkemece eşit davranma yükümlülüğünün ihlal edilmesi nedeniyle davanın kabulüne karar verilmişse de, davacının iç denetim biriminin yaptığı soruşturmaya konu işlem sırasında banka dışında olduğu anlaşılmasına karşın, iç denetim birimince yapılan işleme ait dekontun istenmesi üzerine davacının dekontun aslını değil suretini gönderdiği gibi dekontu taratırken suret yazısını bantla kapatarak tarattığının gerek alınan ifadelerden gerekse müfettiş raporu ile sabit olduğu anlaşılmaktadır. Davalı işyerine ait banka şubesinde yönetici olarak çalışan davacının görevini ifa ederken kendisinden beklenen hassasiyeti göstermeyerek gereken özen yükümlülüğünü ihlal ettiği, işyerinde olumsuzluklara yol açtığı ve güven ilişkisini sarstığı anlaşılmaktadır. Bu davranışları sonucunda iş ilişkisinin işveren açısından devamının beklenmez bir hal aldığı sabittir. İş sözleşmesinin feshi davacının davranışlarından kaynaklanan geçerli sebebe dayandığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle:
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 06.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.