Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/3769 E. 2012/1413 K. 15.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3769
KARAR NO : 2012/1413
KARAR TARİHİ : 15.02.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 136 ada 3 parsel sayılı 14424,27 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü … adına tespit edilmiştir. Davacı …, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen sürede keşif avansı yatırılmadığı, ancak; bir kısım davalılarca davanın kabul edildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, tespitin iptaline davayı kabul eden mirasçıların payı davacıya verilmek suretiyle taşınmazın payları oranında …’ın mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen süre içerisinde davacı tarafça keşif giderlerinin mahkeme veznesine depo edilmediğinden keşif yapılamadığı, dosya kapsamına göre de davanın kanıtlanamadığı gerekçesi ile davayı kabul eden davalılar haricinde davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin ispat külfeti kendisine düşen taraf aleyhine uygulanabilmesi için, öncelikle taraflardan tanık ve diğer delil listelerinin alınması, dayanılan kayıtlar varsa celb edilip dosyaya konulması, komşu parsel tutanak ve dayanaklarının getirtilmesi, yerel bilirkişi adaylarının isimlerinin zabıta aracılığı ile tespit edilmesi, kısaca dosyanın keşfe hazır hale getirilmiş olması gerekir. Bundan sonra belirlenecek keşif günü ile ilgili ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, taraf tanıkları, uzman bilirkişilere verilecek ücretler, vasıta parası ve yapılacak tebligatlarla ilgili masraflar kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgililere makul bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da, bilirkişi adayları, taraf tanıkları ve uzman bilirkişilere çıkarılacak davetiyelerin muhatabına ulaşabilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına özen gösterilmeli, bu ara kararına uymamanın sonuçları, hazır bulunan davacıya ihtar edilip, hazır bulunmayanlara usulen tebliğ edilmelidir.
Somut olayda davacı taraf tanıklarının isim ve adreslerini daha sonra bildireceğini söylediği halde davacı taraftan tanıklarının kimler olduğu ve adresleri sorulup saptanmamış ve keşif için bu kişilere de tebligat yapılması hususu hükme dayanak yapılan ara kararında göz ardı edilmiştir. Tanıkların hazır olmadığı keşiften sonuç alınması mümkün olmadığına göre dosyanın keşfe hazır hale geldiğinden söz edilemez. Hal böyle olunca usule ve yasaya uygun bulunmayan ara kararına uyulmadığı gerekçesi ile davacının keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması ve bunun sonucu olarak da davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuş olması isabetsiz, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.