Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/24040 E. 2012/5683 K. 30.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24040
KARAR NO : 2012/5683
KARAR TARİHİ : 30.01.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığa tayin edilen hapis cezasının TCK”nun 50. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmiş olması, 53/1 maddesinde öngörülen hak yoksunluklarına ancak hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak karar verilebileceğinden tebliğnamedeki bu hususa ilişkin düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanığın, bir televizyon kanalında yaptığı medyum programına katılan müştekiye her türlü rahatsızlığı tedavi ettiğini, şikayetçinin hasta olan kız kardeşini de iyileştireceğini vaat etmesi üzerine müştekinin 29/01/2009 tarihinde 1700. Euro, 09/02/2009 “da ise 4000. Euro olmak üzere toplam 5700 Euroyu İran”dan döviz bürosu aracılığı ile gönderdiği İstanbul Kapalıcarşıda faaliyet gösteren itimat kuyumcusu aracılığıyla alan sanığın müştekiyi dolandırdığı iddia edilmiş olmakla,
1- Sanığın iddia edildiği gibi suç tarihinde televizyon kanalında program yapıp yapmadığı, müştekinin programa katılıp katılmadığının tesbiti açısından, RTÜK’den program kayıtlarının getirtilerek içeriğinin tesbiti,
2-Katılan tarafından İran’da döviz bürosu kanalıyla paranın gönderildiği iddia edilmiş olmakla, döviz bürosuna verilen dövizlerin Kapalıçarşı’daki İtimat kuyumculuğa teslim edilip edilmediğinin araştırılmasından sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve taktiri gerektiği gözetilmeden eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafi ve katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30/01/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.