Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/15547 E. 2012/20350 K. 19.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15547
KARAR NO : 2012/20350
KARAR TARİHİ : 19.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, iş kazası sonucu yaşamını yitiren sigortalının haksahibi olan eş ve coçuklarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece,maddi tazminat davasının reddine,manevi tazminat davalarının ise kabulüne karar verilmiştir.
Olay iş kazası olup, İş Hukuku ve sosyal güvenlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş aktinden doğan işçiyi gözetme ( koruma ) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işverenin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. (Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2004 gün ve 2004/21-365 E.-369 K.sayılı kararı da aynı yöndedir )
Somut olayda, davacılar murisinin davalı işyerinde şöför olarak çalışmakta iken sürücülüğünü yaptığı Tır’da taşıdığı yükün gasp edilmesi sırasında öldürüldüğü,gasp olayına karışanlardan birinin de aynı işyerinde beraber çalıştıkları arkadaşının olduğu,bu kişinin ölenin kullandığı araça bir yere kadar onunla gelmek istediğini belirterek bindiği,işbu dosyada anılan olay içerisinde davalı şirketin özen ve gözetim yükümlülüğü ihlali bulunup bulunmadığı hususunda ayrıca alınmış bir kusur raporunun olmadığı,hükme esas alınan rapor öncesinde yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş dava dosyasında alınmış olunsa bile davaya konu zararlandırıcı olay anında söför olarak çalışan davacılar murisi Ufuk ile onun yanında muavin olarak bulunan maktül …’in yetkilerinin farklı olup bu farklılığın tarafların kusur durumuna etkili bulunduğu,anlaşılmıştır.
Bu açıklamalardan olarak davacılar murisi maktül …’ın zararlandırıcı olay anında işinin söförlük aynı olayda ölen diğer çalışan …’in ise muavinlik olduğunun kabulüne göre sorumluluklarının da farklı olduğu hususu açıktır:Hükme esas alınan kusur raporunda ölen … muavin olarak yaptığı işe göre tarafların kusuru değerlendirilmiş olmakla birlikte işbu dosya bakımından söför olan davacılar murisi sigortalının yetki ve sorumlulkları ortaya konularak yeniden tarafların kusur dağılımına dair rapor alınmadan karar verilmesi yanlıştır.
Yapılacak iş,önçelikle işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerden,davacılar murisinin yaptığı iş ve yetkileri de göz önüne alınarak İş Kanunu’nun 77. maddesi ve tüzük hükümleri kapsamında yöntemince yeniden kusur raporu almak suretiyle olayda tarafların kusur oranlarını saptamak ve alınan bu raporu mevcut delillerle birlikte değerlendirerek çıkacak sonuca göre karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının inçelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 19/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.