YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5138
KARAR NO : 2010/7200
KARAR TARİHİ : 24.12.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Taraflar arasındaki uyuşmazlık düzenlemesi BK’nın 355 ve devamı maddelerinde yeralan eser (istısna) sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Davalının üretimini yaptığı kumaşların ayıplı olduğu, boyama işlemi sonrası ortaya çıktığı, bu nedenle ayıplı imalât bedelinin ödenmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı, ayıp ihbarının sürede yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, mahkemece tespit raporunun tebliğiyle ayıp ihbarının yapıldığı kabul edilerek dava sonuçlandırılmıştır.
Kural olarak iş sahibi eseri teslim aldıktan sonra gözden geçirmek ve bozukluk (ayıp) varsa bunları yükleniciye bildirmekle yükümlüdür (BK.359.md.). İş sahibi gözden geçirme ödevini, işlerin olağan gidişine göre, imkân bulur bulmaz yapmalı ve bozuklukları çabucak yükleniciye bildirmelidir. Aksi durumda yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur. Başka bir deyişle eseri kabul etmiş sayılır (BK.362/II.md.). Böylece inceleme ve bozuklukları bildirme ödevini yerine getirmezse, yükleniciye karşı ayıplar nedeniyle haklarını kullanmaktan yoksun kalır. Şu da var ki, yüklenicinin kasten sakladığı bozukluklar ile usulüne göre yapılan muayene sonucu görülemeyecek bozukluklarda yüklenicinin sorumluluğu devam eder (BK.362/I.mad). Eserin kabulü gizli ayıpları kapsamaz. Teslim alınan eserin, usulüne uygun muayenesinde görülemeyen ayıplar, gizli ayıp diye nitelendirilir. İşte bu durumda BK’nın 362/II. maddesindeki kabul karinesi yürümez. Nevar ki, gizli ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibinin öğrenir öğrenmez bunu yükleniciye bildirmesi gerekir. Tersi durumda kabul etmiş sayılır (BK.362/III.md.). Bildirme (haber verme) ödevi ise, çabucak (derhal, hemen) yerine getirilmelidir.
Bütün bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, mahkemece, tespit raporunun davalıya tebliğ edilmesiyle ayıp ihbarının yapıldığı kabul edilmiştir. Gerçekten ayıp tespitte alınan rapor ile saptanmış ise ayıbın varlığının, raporun tebliğ edilmesiyle ihbar edildiği Dairemiz uygulamalarında da kabul edilmektedir. Ancak, ayıbın ortaya çıkmasından veya teslimden çok sonra tespitin gecikmeyle yapılması durumunda ihbarın sürede olduğu kabul edilemez. Davalının ürettiği kumaşlar 22.03.2007 tarihinde sevk irsaliyesiyle davacıya teslim edilmiştir. Kumaşlardaki ayıbın boyama sonucu ortaya çıktığı belirtildiğine göre boyama işleminden sonra ayıbın derhal davalıya ihbarı gerekir. Dosya içeriğinden boyamanın yapılma zamanı anlaşılamamıştır. Davacı, tanık anlatımlarıyla ayıbın ihbar edildiğini iddia etmiş ise de mahkemece tanık dinletme istemi reddedilmiştir. Oysa tespitten çok önce boyama yaptırılmış ve ayıp ihbar edilmemiş ise tespitle ayıp ihbarının yapıldığı kabul edilemez. Bu hususlar incelenmeden hükme varılması doğru olmamıştır. O halde mahkemece yapılması gereken iş, boyama tarihinin ve boyamadan hemen sonra ihbar yapılıp yapılmadığının, buna göre tespitle yapılan ihbarın süresi değerlendirilerek yukarıda açıklandığı üzere derhal ihbar yapıldığı anlaşıldığında, uzman bilirkişiye ayıplı kumaşlar incelettirilerek ayıp nedeniyle oluşan zararı saptamak, rapora itiraz olursa ek raporla bunları cevaplatmak ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna uygun karar vermek, ayıp ihbarının derhal yapılmadığı anlaşılır ise davayı reddetmekten ibarettir. Tanık dinlenilmeden ve ayıplı kumaşın tümü üzerinde inceleme yapılmadan davanın yazılı gerekçeyle kabulü usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 24.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.