YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6420
KARAR NO : 2010/6719
KARAR TARİHİ : 07.12.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, Borçlar Yasası’nın 355 ve devamı maddelerinde tanımlanan eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 icra inkâr giderimi tayini istemine ilişkindir.
Yerel mahkemede görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz olunmuştur.
Eser sözleşmeleri taraflara karşılıklı haklar ve borçlar yükleyen bir iş görme akdidir. Davacı yüklenici eseri sözleşmeye, fen ve sanat kurallarına ve amaca uygun olarak imal edip iş sahibine teslim etmekle, iş sahibi de işin bedelini ödemekle mükelleftirler.
Dava konusu somut olayda davacı yüklenici İstanbul 7. İcra Müdürlüğü’nün 2008/15899 Esas sayılı dosyasında 12.01.2008 tarihli 4.467,75 TL tutarındaki faturaya dayanarak bakiye 3.000,00 YTL asıl alacak ile 129.75 YTL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.123,75 YTL’nin tahsili için icra takibinde bulunmuş, ödeme emri borçlu iş sahibine tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içerisinde itiraz ederek sözkonusu faturaya dayalı herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürmüş, aralarındaki akdi ilişkiyi inkâr etmiştir. Yerel mahkemede görülen davanın yapılan yargılaması sürecinde usulüne uygun çağrı kağıdı tebliğine rağmen davalı iş sahibi oturumlara katılmadığından olaya ilişkin savunması alınamamıştır. Dosya üzerinden yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda davacı yüklenicinin 3.000,00 TL alacağının bulunduğu belirtilmiş ancak, alacağın dayanağı somut verilerden, belgelerden söz edilmemiştir. Rapor içeriği itibariyle soyut ifadeleri ve dayanağı olmayan kişisel kanaati içermektedir. Bu haliyle hükme esas alınması imkânı da bulunmamaktadır. Davacı taraf dava dilekçesinde kanıt olarak ticari defterlere de dayanmıştır. Ne var ki mahkemece defterler getirilip akdî ilişkinin olup olmadığı yönünde herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Bu yönüyle inceleme eksik kalmıştır. Taraflar tacir olduğuna göre defterler getirilip incelenmeli, uzman bilirkişiden rapor alınmalıdır. Bu kapsamda da akdî ilişkinin varlığı kanıtlanamadığı takdirde yine davacı dilekçesinde her türlü yasal kanıt demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya davalı tarafa yemin teklifi hakkı hatırlatılmalı teklifte bulunduğu takdirde yemin işlemi de tamamlandıktan sonra buna göre işlem yapılmalıdır.
Tüm bu yönler gözetilmeden davanın yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isebetli olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 07.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.