YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20863
KARAR NO : 2013/13754
KARAR TARİHİ : 07.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının 02.06.2008 tarihli belirli süreli iş sözleşmesi ile davalı belediyede Türkiye ve AB arasında sivil toplum diyaloğunun desteklenmesi, şehirler ve belediyeler hibe programı dahilinde merkezi finans ve ihale birimince kabul edilen Ekoturizm di Armutlu-AB Diyaloğu projesinde muhasebeci olarak çalıştığını, sözleşmenin bitim tarihinin 02.12.2009 olduğunu, davalının sözleşme konusu işe ilişkin olarak davalı tarafından gösterilen Ankara adresinde çalıştığını, belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce 2009 yılı Nisan ayı sonunda davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, 2009 yılı Nisan ayı ücretinin ödenmediğini, davacının sözleşmenin feshinden sonra iş bulamadığını sözleşme ile belirlenen ücretin aylık 600 Euro olduğunu ileri sürerek, 2009 yıl Nisan ayı ücreti ile bakiye sözleşme süresine ilişkin ücret alacağının ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası Döviz satış kuru üzerinden ve akdin feshi tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davalı … ile Türkiye ve AB arasında sivil toplum diyaloğunun desteklenmesi, şehirler ve Belediyeler Hibe programı dahilinde merkezi finans ve ihale birimince kabul edilen “Ekoturizm di Armutlu-AB Diyaloğu” projesinde muhasebeci olarak çalıştığı, sözleşmenin belirli süreli olduğu, bitim tarihinden önce hizmet akdinin işverence haksız olarak feshedildiği, davacının sözleşmenin tarafı olarak kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği, bu nedenle süresinde önce feshedilen sözleşme gereği bakiye sözleşme süresinin sonuna kadar ki ücret alacağına hak kazanacağı, Nisan ayında çalışması bulunmadığından ücret alacağı olmadığı gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde davalı temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce feshine dayalı olarak işverence ödenmesi gereken kalan süreye ait ücretler konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Borçlar Kanununun 325 inci maddesinde, “İş sahibi işi kabulde temerrüt ederse, işçi taahhüt ettiği işi yapmaya mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti isteyebilir” şeklinde kurala yer verilerek işçinin kalan süre ücretini talep hakkı olduğu belirtilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 408. maddesinde işverenin işi kabuldeki temerrüdü sebebiyle işçinin iş görememesi halinde ücret hakkının olduğu açıklanmıştır. İşçinin iş görme edimini yerine getirememesi halinde yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir işi yaparak kazandığı veya kasten kaçındığı yararlarının indirileceği de hükme bağlanmıştır.
Bakiye süre ücretinin istenebilmesi için, iş sözleşmesinin haklı bir neden bulunmaksızın işverence feshedilmiş olması gerekir. İşverenin feshi 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinde yazılı sağlık sebeplerine, ahlâk ve iyi niyet kuralları ile benzerlerine uymayan hallere veya zorlayıcı sebeplere dayanması halinde, sözleşmenin kalan süresine ait ücretler yönünden işçinin talep hakkı doğmaz.
15.03.2003 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 15.03.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4773 sayılı Yasa ile “geçerli fesih” kavramı iş hukukunda yerini almıştır. Her ne kadar geçerli fesih gerek yukarıda değinilen Yasa ve gerekse 4857 sayılı İş Kanununda belirsiz süreli iş sözleşmeleri için öngörülmüş olsa da, belirli süreli iş sözleşmesi bakımından da tartışılmasında yarar bulunmaktadır. Geçerli neden ister işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklansın, isterse işçinin yeterliliği ve davranışlarına dayansın, belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce işverence feshi için gerekçe oluşturmamalıdır. Gerçekten, belirli süreli iş sözleşmesi düzenleyerek taraflar fesih iradelerini sürenin sonuna kadar askıya almış sayılmalıdır. Bu itibarla geçerli nedenlerin varlığına rağmen belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçinin iş sözleşmesi süresinden önce haklı bir neden olmaksızın feshedildiğinde kalan süreye ait ücretinin ödenmesi gerekir.
Belirli süreli iş sözleşmesinde, feshin Borçlar Kanunun 117 nci maddesinde (6098 Sayılı TBK 136) sözü edilen ifa imkânsızlığına dayanması halinde bakiye süre ücreti ödenmesi gerekmez. İfa imkânsızlığı, edimin içeriği değişmeksizin borcun aynen yerine getirilmesinin olanaksız hale gelmesi olarak açıklanabilir.
İşçinin iş görme edimini ifa edememesinin, işverenin temerrüdünden kaynaklanması durumunda, sanki sözleşme devam ediyormuş gibi kalan süreye ait ücret ve diğer hakların ödemesi gerekecektir. İş Hukukunda ücret kural olarak çalışma karşılığı ödenir. Aksinin kanunda öngörülmesi ya da taraflarca açık biçimde kararlaştırılması gerekir. Bakiye süre ücreti eylemli bir çalışmanın karşılığı olmadığından, 4857 sayılı Yasanın 34 üncü maddesinde öngörülen özel faiz uygulanmaz ve bu ücretlere ilişkin olarak sigorta primi ödenmesi de gerekmez.
Borçlar Kanununun 325 inci maddesine (6098 Sayılı TBK 408) göre işçinin, sözleşme kapsamındaki işi yapmaması sebebiyle tasarruf ettiği miktar ile diğer bir işten elde ettiği gelirleri veya kazanmaktan kasten feragat ettiği şeyler kalan süreye ait ücretler toplamından indirilmelidir. Bu konuda gerekli araştırmaya gidilmeli, işçinin sözleşmenin feshinden sonraki dönem içinde başka bir işten gelir elde edip etmediği ya da iş arayıp aramadığı araştırılarak indirim yapılmalıdır.
İşçiye belirli süreli iş sözleşmesinin varlığına rağmen ihbar tazminatı ödenmişse bu tutarın, bakiye süre ücretinden gerekli indirimler yapıldıktan sonra kalan miktar üzerinden mahsup edilmesi gerekir.
Somut olayda,taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesine göre, davacının, davalı … ile Türkiye ve AB arasında sivil toplum diyaloğunun desteklenmesi, şehirler ve Belediyeler Hibe programı dahilinde merkezi finans ve ihale birimince kabul edilen “Ekoturizm di Armutlu-AB Diyaloğu” projesinde muhasebeci olarak aylık 600 EURO ücretle 18 ay süreyle işe alındığı, davalının sözü edilen projenin iradeleri dışında ilgili Kurum tarafından sona erdirildiğini, bu nedenle davacının talep ettiği bakiye süre ücreti tutarından sorumlu tutulamayacaklarını ileri sürmüştür. Öncelikle bu husus üzerinde durularak, Borçlar Kanunun 117 nci (6098 Sayılı TBK 136)maddesi yönünden, projenin iptalinin iş akdinin fesih tarihi dikkate alınarak hangi tarihte yapıldığı, projenin iptalinde, davalı Belediyenin kusuru bulunup bulunmadığı, iş akdinin projenin iptali nedeniyle zorunlu şartlar nedeniyle feshedilip feshedilmediği araştırılarak, davalının sorumluluğunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Kabule göre de, davacının iş sözleşmesinin sona ermesinden hemen sonra 18.03.2009 tarihinde dava dışı Serpil Güneş Kılıç’ ın işyerinde asgari ücretle çalışmaya başladığı, 16.05.2009 tarihine kadar çalıştığı, 05.08.2009-01.01.2010 tarihleri arasında ise Mert Tasarım Mob.Yap.Tur.Ltd Şirketinde 2009 yılında 1.651,65 TL ücretle, 2010 yılında 1.737,45 TL ücretle çalıştığı dosyadaki belgelerden anlaşılmıştır. Davacının SGK sigortalısı olduğu dönem içinde sözleşme süresi ile çakışan sürelerde kazanç sağlayacağı ortadadır.Hal böyle olunca, Borçlar Kanununun 325 inci maddesine (6098 Sayılı TBK 408) göre,davacının sözleşme kapsamındaki işi yapmaması sebebiyle tasarruf ettiği miktar ile diğer bir işten elde ettiği gelirleri veya kazanmaktan kasten feragat ettiği ücretler yönünden değerlendirme yapılmaksızın bakiye süreye ilişkin ücretin tümünün hüküm altına alınması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.