Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/8046 E. 2010/16912 K. 14.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8046
KARAR NO : 2010/16912
KARAR TARİHİ : 14.12.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, asıl borçlu dava dışı …Plastik … Ltd.Şti.nin 7.6.2004 tarihli genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandığı krediye davalı ile birlikte müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, borçlu şirketin borcunu ödememesi üzerine alacaklı bankanın … 4.İcra Müdürlüğünün 2007/17214 ve 2007/17301 esas sayılı dosyalarıyla sözleşmenin tarafları hakkında icra takibi başlattığını, dosya borcuna karşılık 13.2.2008 tarihinde 37.113,51 TL, 31.1.2008 tarihinde 3.323,34 TL ve 1.071,66 TL olmak üzere toplam 41.508,51 TL ödemede bulunduğunu, davalıyla birlikte müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarından davalının da en az kendi kadar sorumlu olduğunu, davalının kefaletten kaynaklanan sorumluluk payına düşen miktarı ödemediğini, bunun üzerine davalı hakkında … 7.İcra Müdürlüğünün 2008/6163 esas sayılı dosyası üzerinden 41.508,00 TL alacağın tahsili için icra takibine giriştiğini, davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek alacağın ½’sine tekabül eden 20.754,00 TL yönünden davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, tarafların dava dışı kredi kullanan şirketin ortakları olup kendisinin 2.8.2004 tarihli ortaklar kurulu kararı ile hissesini devretmek suretiyle ortaklıktan ayrıldığını, o tarihten sonra dava dışı borçlu şirketle bir bağının kalmadığını, borcun doğum tarihinin ortaklığının sona ermesinden en az 1 yıl sonra olduğunu,davacının dava dışı şirketin yetkili temsilcisi konumunda bulunduğunu ve şirketle 2010/8046-16912
organik bağı bulunduğunu, davaya dayanak yaptığı ödemeleri de şirket yetkilisi sıfatıyla yaptığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının aynı zamanda dava dışı borçlu şirketin yetkili temsilcisi olduğu ve ödemeleri yaptığı tarihlerde bu sıfatın devam ettiği, ödeme belgelerinde ödemelerin kefalet sorumluluğu nedeniyle şahsen yapılan ödemeler olduğuna ilişkin bir açıklama bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, dava dışı asıl borçlu şirketin ortakları olup 7.6.2004 tarihli genel kredi sözleşmesi uyarınca dava dışı alacaklı bankadan kullanmış olduğu krediye şahsen kefalet vermişler, dava dışı borçlu şirketin kullanmış olduğu ticari krediyi ödemeyerek, alacaklı bankaca icra takibi başlatıldığı ve davacı tarafından kredi borcuna karşılık toplam 41.508,51 TL ödemede bulunduğu hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davalı, davacının ödemeleri yetkilisi bulunduğu şirket adına yaptığını, kaldı ki genel kredi sözleşmesinin imzalanmasından kısa bir süre sonra hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Bir defa, davalının şirket ortaklığından ayrılması kefaleti sona erdiren işlemlerden olmadığı için davalının kefaleti devam etmektedir. Ne var ki, davacı tarafından sunulan ödeme belgelerinde, ödemelerin kefalet dayalı olarak mı, yoksa şirket nam ve hesabına mı yapıldığı belli değildir. Mahkemece, şirket kayıtlarında inceleme yapılarak davacının ödemeleri kayıtlarda gözüküyor ise, şimdiki gibi, aksi durumda davacının ödemeleri kefil olarak yaptığının kabulü ile sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 14.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.