YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/9364
KARAR NO : 2021/13758
KARAR TARİHİ : 09.11.2021
Mahkemesi : …Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi
Dava, iş kazasından sigortalının sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilinin istinafa başvurması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince verilen kararın davacı vekili tarafından süresi içersinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I- İSTEM:
Davacı vekili … tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket işçisi olarak çalışmaktayken … tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 1.000 TL maddi tazminat ile 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II- CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının olay tarihinde davalı şirketin işçisi olmadığını davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, olayın davacının görev alanına girmeyen bir adli vakaya müdahil olması şeklinde gerçekleştiğini, iş kazası tespitine ilişkin bir işlem yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, şayet SGK tarafından bir ödeme yapılmışsa bunun mahsubu gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III- MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; “Davalının olayda kusuru olmadığından bahisle davanın reddine” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Bölge Adliye Mahkemesince “Somut olayda, iş kazasının gerçekleşmesinin dava harici üçüncü kişilerin hastane önünde önce kimlik kontrolü yapmak isteyen kolluk görevlisine zorluk çıkarmaları güvenlik görevlisi olarak çalışan davacının olaya müdahale etmesi üzerine bıçakla davacıyı yaralamaları neticesinde meydana geldiği, olayın oluşunda tereddüt bulunmadığı, bu hali ile davalı işverenin yukarıda sözü edilen yasal mevzuat kapsamında alabileceği bir önlemden ve iş kazasını işverene bağlayan bir eylemden bahsedilemeyeceği açıktır.
Her ne kadar dava dışı…. Özel Güvenlik Eğitim Ltd. Şti ile … Güvenlik Koruma ve Özel Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti. unvanlı iş ortaklığı ile … Devlet Hastanesi arasında hastanenin … tarihleri arasındaki güvenlik hizmeti işinin üstlenilmesi konusunda … tarihinde hizmet alımları tip sözleşmesinin imzalandığı, davacı ile adı geçen dava dışı iş ortaklığının …. tarihleri arasında özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasına ilişkin iş akdi tanzim edildiği ve davacının … tarihleri arasında dava dışı iş ortaklığı adına tescilli işyerinden hizmetinin bildirildiği, davacının davada husumetin yöneltildiği davalı işveren nezdinde olay tarihinden sonra … tarihleri arasında çalışmasının bulunduğu ve davalı işveren ile dava dışı iş ortaklığı arasında işyeri devri veya organik bağ olup olmadığı hususlarında değerlendirme yapılmadan karar verildiği görülmüş ise de husumete ilişkin eksik araştırmanın sonuca etkili olmayacağı değerlendirilmekle davacının istinaf itirazlarının reddi ile yazılı şekilde karar verilmiştir.” Şeklinde açıklanan gerekçeyle “Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle: müvekkili sigortalının iş yerinde çalışması nedeniyle bıçaklandığından kuşku bulunmadığı bu durumda kusursuz sorumluluk kapsamında müvekkili lehine uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiğine işaretle kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir
Bilindiği üzere bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) veya bir hakkın elde edilmesi amacıyla kime karşı dava edileceği (o davada davalı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının veya davalısının o dava yönünden davacı veya davalı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.
O halde, dava konusu şey üzerinde kim veya kimler hak sahibi ise, davayı da bu kişi veya kişilerin açması gerekir. Davayı açabilmek için gerekli sıfat, dava konusu şey üzerinde hak sahibi olan kişiye aittir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir.
Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemez; bu halde 6100 sayılı HMK’nun 114/1-d maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilir.
Görüldüğü üzere, taraf sıfatı aynı zamanda dava şartı olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.
Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu’nun 23.06.2004 gün ve 2004/4-371 E. 2004/375 K.; 18.04.2007 gün ve 2007/5-233 E., 2007/221 K.; 04.03.2009 gün ve 2009/10-34 E. 2009/104 K.; 04.11.2009 gün ve 2009/2-402 E., 2009/484 K.; 03.02.2010 gün ve 2010/4-4 E., 4 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 124 maddesinde de “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” düzenlemesi yer almaktadır.
“Belirtildiği üzere açılan bir hukuk davasında husumet mahkemenin re’sen gözönüne alacağı bir hadisedir ve kamu düzeniyle ilgilidir. Bu nedenle iradi taraf değişikliğinde, hakimin süre vermesi aslanda iradi taraf değişikliği için talep şartının yerine getirilmesinden ibaret olup mahkemece bu husus tarafa hatırlatılmaktadır.”
Somut olayda dava dışı … Özel Güvenlik Eğitim Ltd. Şti ile … Güvenlik Koruma ve Özel Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti. unvanlı şirketler tarafından oluşturulan iş ortaklığı ile … Devlet Hastanesi arasında hastanenin … tarihleri arasındaki güvenlik hizmeti işinin üstlenilmesi konusunda … tarihinde hizmet alımları tip sözleşmesinin imzalandığı, davacı ile adı geçen dava dışı iş ortaklığının … tarihleri arasında özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasına ilişkin iş akdi tanzim edildiği ve davacının … tarihleri arasında dava dışı iş ortaklığı adına tescilli işyerinden hizmetinin bildirildiği, davacının davada husumetin yöneltildiği davalı işveren nezdinde ise olay tarihinden sonra 11.09.2008-30.09.2008 tarihleri arasında çalışmasının bulunduğu anlaşılmakla davacıya HMK 124.maddesi kapsamında olay tarihinde işvereni olarak gözüken adi ortaklığı oluşturan şirketler olan “… Özel Güvenlik Eğitim Ltd. Şti” ile “Anadolu Güvenlik Koruma ve Özel Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti.”’ne karşı taraf değişikliği talebi olup olmadığı hususunda süre verip dosyanın doğru hasıma karşı yöneltilmesi talebi bulunması halinde bu talep değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, olay tarihinde işveren olmadığı anlaşılan davalı huzuru ile yargılama yürütülerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, özellikle eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile HMK 369.maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırılıklar da gözetilerek, davacı vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye …’ın muhalefetine karşı; Başkan … ile Üyeler …, … ve …’nın oyları ve oyçokluğuyla, 09.11.2021 gününde karar verildi.
KARŞI OY
Davacının iş kazası nedeniyle davalı Yeni Yıl Özel Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şirketi aleyhine açtığı tazminat davası, davalının kusuru olmadığı gerekçsiyle ret edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi davacının davalı şirkette çalışması bulunmadığı husumet konusunun araştırılması gerektiğine yönelik eksikliğe değinerek kararın sonucu itibariyle doğru olması nedeniyle istinaf talebini reddetmiştir. Temyiz aşamasında Dairemiz çoğunluğu, davacıya davacıya taraf değişikliği talebi olup olmadığı hususunda süre verilmesi, dosyanın doğru hasma yöneltilmesi talebi bulunması halinde bu talep değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kararı bozmuş olup; bozma nedenine aşağıdaki gerekçelerle katılınmamıştır.
6100 sayılı HMK’nun 124.maddesinde “ Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” düzenlemesi yer almaktadır.
HMK’nın 124. maddesinde “taraf değişikliği talebi” açıkça belirtilmiş ve devamında “karşı tarafın rızası” veya “mahkemenin izni” şartları vurgulanmıştır. Bu davada davacının iradi taraf değişikliği ancak davacı tarafın mahkemeden talepte bulunması halinde mümkün olacaktır. Başka bir deyişle, mahkemenin kendiliğinden davanın taraflarını değiştirmesi veya taraf değişikliğinin mümkün olduğunu hatırlatması yasal değildir.
Bu davada davacıyı çalıştıran alt işverenin davalı olarak gösterilenYeni Yıl Özel Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şirketinin olmadığı davasını yanlış hasma karşı açtığı açıktır. Davacının yargılama sırasında tarafta hata yaptığını belirterek, davasını doğru hasma yöneltme konusunda bir talebi olmamıştır. Bu durumda yanlış hasma yöneltilen davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekmekte olup, mahkemece işverenin kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile red kararı verilmesi hatalıdır.Kararın bu nedenle bozulması geretiği düşüncesinde olduğumdan çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.