YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/21304
KARAR NO : 2013/14783
KARAR TARİHİ : 18.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık ücretli izin ve ücret alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.06.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü yapılan tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, ücretlerinin eksik ödenmesi sebebiyle iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini belirterek, kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının ücretlerinin eksik ödendiği iddiası ile gerçekleştirdiği feshin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının aylık ücret miktarının belirlenmesi ve buna bağlı işçinin haklı fesih olgusu ile işçilik alacaklarının miktarı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin ilk fıkrasına göre, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Kanunda ücretin eklerinin neler olduğu müstakilen düzenlenmemiş olmakla birlikte, değinilen maddenin ikinci fıkrasındaki “…banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının..” ibaresi gereğince, ücretin yanı sıra prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü ödemelerin banka hesabına yatırılması öngörüldüğünden, “prim” ve “ikramiye” ücretin eki olarak 4857 sayılı Kanun’da ifadesini bulmuştur.
Prim uygulaması, bireysel ya da toplu iş sözleşmeleri ile kararlaştırılabilir. İş sözleşmesinde kararlaştırılmamış olsa dahi, işverence tek taraflı olarak düzenli şekilde yapılan prim ödemesi “işyeri şartı” niteliğindedir. Her durumda uygulamanın tek taraflı olarak işverence ortadan kaldırılması ya da azaltılması doğru değildir.
Somut uyuşmazlıkta; davacının davalıya ait işyerinde kardiyoloji uzmanı olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır. Davacı son olarak aylık 15.000,00 TL ücret aldığını beyan etmiştir. Mahkemece: davacının ücreti ayda ortalama 15.000,00 TL olarak esas alınmak sureti ile uyuşmazlık konusu ücret alacağı ve diğer işçilik alacakların miktarı belirlenmiştir .
Dosya içerisine ibraz edilen ve işverenin kaşe ve imzası ile düzenlenen belge ile tanık beyanları, iş sözleşmesi, banka hesap ekstresi bir arada değerlendirdiğildiğinde davacının aylık ücretinin 15.000,00 TL olarak belirlenmesinde tereddüt bulunmaktadır.
Ancak davacının hak kazandığı aylık prim ücretinin belirlenmesi açısından yeterli inceleme yapılmamıştır. Gerekirse taraf tanıklarının beyanları yeniden alınarak işyerinde prim ödemesine ilişkin uygulanan esaslar belirlenmeli, davacıya uyuşmazlık konusu dönem dışında yapılan prim ödeme miktarını gösterir belgeler celp edilerek bunların ortalamasına göre davacının uyuşmazlık konusu dönemde hak kazandığı prim alacağı miktarı belirlenmelidir. Belirlenen ücret miktarına bağlı ücret alacağı bulunup bulunmadığı,buna bağlı işçinin haklı fesih koşulunun olup olmadığı, işçilik alacaklarının miktarı tespit edilmelidir. Eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.