Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/14769 E. 2010/15899 K. 30.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14769
KARAR NO : 2010/15899
KARAR TARİHİ : 30.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı bankadan almış olduğu kredi kartına ilişkin gönderilen 30.05.2008 son ödeme tarihli hesap ektresinde, çok kısa aralıklarla kredi kartından toplam 12.034,00 TL’lik kontör alınmak suretiyle harcama yağıldığını öğrendiğini, oysa ki böyle bir kontör alımından haberi ve onayı olmadığını, davalı bankanın yeterli özeni göstermemesi nedeniyle olaydan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 12.034,00 TL nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, bu miktarı ödemek zorunda kalınması halinde ise, ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte istirdatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının hesabından yapılan işleme kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, olayın oluş şeklinin, davacının şifre ve müşteri numarasını koruyamadığını ve kişisel bilgisayarında güvenlik tedbirlerini almadığını gösterdiğini, bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, hükme esasa alınan bilirkişi raporu gereğince, davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya 10.830,60 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacıya ait kredi kartının, hukuka aykırı olarak üçüncü kişiler tarafından kullanılması nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, davacı, rızası ve bilgisi dışında 2010/14769-15899
Kullanılan kredi kartı harcamalarından sorumlu olmadığını ileri sürerken, davalı ise, kredi kartına ilişkin bilgi ve şifrelerin saklanması ve korunmasında gerekli özenin gösterilmediğini belirterek, yapılan harcamalardan davacının sorumlu olması gerektiğini savunmaktadır.
Davacının kredi kartı ile, 22.04.2008-20.05.2008 tarihleri arasında 69 kalemde toplam 12.034,00 TL tutarında kontör satın alınmak suretiyle, internet üzerinden işlem yapıldığı anlaşılmakta olup, mahkemece hükme esas alınan 1.6.2009 tarihli bilirkişi raporunda, “kredi kartıyla yapılan işlemlerin, kart hamiline ait kredi kartı bilgileri ve şifre girilerek yapılan mesafeli işlemler olduğu, işlemlerde fiziki olarak plastik kart kullanılmadığı, ihtilaflı işlemlerin gerçekleştiği … yerlerinden kontöryolla firmasının davalı bankanın üye … yeri olduğu, Auro Firmasının ise … Bankasının üye … yeri olduğu, yapılan işlemlerin detaylı incelemesinde, işlemlerin bir dakika ya da daha az sürelerde peş peşe gerçekleştirildiği, işlem saatlerinin gece yarısı ve sonrası saatler olması nedeniyle davacı tarafından yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalı Banka tarafından bu işlemlere bu şekilde provizyon verilmesinin, kredi kartı kurallarına ve mevzuata aykırı olduğu, buna göre dava konusu olayın tipik bir kredi kartının fiziken kullanılmadığı, mesafeli işlem olup, davacının işlemlerde şifresinin kullanılması sebebiyle müterafik kusurunun bulunduğu, ancak şifrenin nasıl ele geçirildiğinin somut olarak tespit edilemediği, bu nedenle davacının %10, davalı Bankanın ise %90 oranında kusurlu olduğu” belirtilmiş, mahkemece de söz konusu bu rapor doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için, 5464 sayılı “Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu”nun, konu ile ilgili hükümlerinin incelenmesinde;
“Kart Hamillerinin Yükümlülükleri” başlıklı 15. maddesinde, “Kart kullanımından doğan sorumluluk, sözleşme imzalandığı ve kartın zilyetliğine geçtiği veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasının öğrenildiği andan itibaren, kart hamiline aittir.”
“Bildirim Zorunluluğu” başlıklı, 16. maddesinde, “Kart hamili, kendisine tevdi edilen kartı ve kartın kullanılması bir kod numarası, şifre veya kimliği belirleyici başka bir yöntemin kullanılmasını gerektiriyorsa bu bilgileri güvenli bir şekilde korumak ve başkaları tarafından kullanılmasına engel olacak önlemleri almak, kartın kaybolması, çalınması veya iradesi dışında gerçekleşmiş herhangi bir işlemi öğrenmesi halinde kart çıkaran kuruluşu derhal haberdar etmek zorundadır.”
“Kartın Haksız Kullanımı ve Sigortalanması” başlıklı 12. maddesinde ise, “Kartın ya da 16 ncı maddede belirtilen bilgilerin kaybolması veya çalınması halinde kart hamili, yapacağı bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması veya bildirimin yapılmaması hallerinde bu sınır uygulanmaz.” hükümleri bulunmaktadır.
2010/14769-15899
Yine taraflar arasındaki kerdi kartı sözleşmesinin, “Kart ve Şifrenin Kullanımından Sorumluluk” başlıklı 89. maddesinde de, kart şifresinin gizli tutulması gerektiği, aksi halde kart sahibinin sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere, kredi kartı sahibi, Banka ile sözleşme imzaladığı ve kartın kendi zilyetliğine geçtiği andan itibaren anılan yasa gereğince kendisine tevdi edilen kredi kartını, gerekse bu kartın kullanılması ile ilgili bilgileri koruma ve saklama ile yükümlü olup dava konusu olayda da, kartın fiziken kullanılmadığı, söz konusu işlemlerin, bilgisayarla internet ortamı üzerinden ve davacı kart sahibine ait şifrenin kullanılması suretiyle yapılmış olması nedeniyle, gerek açıklanan yasa hükümleri, gerekse imzalanan sözleşme gereğince, kartın üçüncü kişilerce kullanımından davacı kart sahibinin sorumlu olduğu, bununla beraber, davalı Bankanın da, internet üzerinden yapılan alışverişlerde statik şifre yerine, her işlemde değişen dinamik şifre kullanılmasını gerektiren bir sistemi oluşturmaması, işlemlerin tamamının, gece yarısından sonra ve yüksek tutarlarda, peş peşe bölünerek, kontör alımına ilişkin yapılmış olması karşısında, olağan olmayan bu tip harcamaları kart sahibi davacıya bildirmeyerek, objektif özen borcunu yerine getirmemiş olması nedenleriyle, olayda sorumluluğu bulunduğunun kabulü gerekir. Olay nedeniyle tarafların müterafik kusurlarının bulunduğu, bilirkişi ve mahkemece de kabul edilmişse de, olayın oluş şekli itibariyle, az yukarda açıklanan Yasa ve sözleşme hükümleri gereğince, davacının müterefik kusur oranının bilirkişice belirlenen orandan fazla olduğunun kabulü ğerekir. Mahkemece bu konuda yeniden bilirkişice incelemesi yaptırılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. Bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 146,20 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 30.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.