YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4979
KARAR NO : 2021/3410
KARAR TARİHİ : 16.03.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, eksik hesaplanan yaşlılık aylığı miktarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra hükümde belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, mahkemece verilen 16.05.2013 tarihli karar, Dairemizin bozma ilamı ile özetle, “…Somut olayda 01.10.1997-29.04.1999 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalılığı, 30.04.1999-31.10.2012 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılığı bulunan davacının, sigortalık süresinde, taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Buna göre, öncelikle, Kurumdan başlangıçtan itibaren davacıya ay be ay ödenen aylıklarla, bağlanan aylıkta esas alınan tüm verileri içeren davacının tahsis dosyası celp edilmeli, anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde, davacının farklı Sosyal Güvenlik Kurumları kapsamında geçen sigortalılık süreleri gözetilerek, basamak tespiti yapılmalı, bu çerçevede, basamak intibakı sonucu oluşacak prim borcunun varlığı Kurumdan sorularak belirlenmeli, usul ekonomisi yönünden yargılamanın devamı sırasında davacıya, belirlenen prim borçlarını ödemesi için süre verilmeli, prim borcunun ödendiği tarihi takip eden aybaşından itibaren intibak sonucu belirlenen basamak üzerinden yaşlılık aylığı tahsisinin gerektiği göz önüne alınarak, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda alanında uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden aylık hesabı yönünden denetime elverişli rapor alınıp irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi…” gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Eldeki davada ise, bozma gereklerinin yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı ile oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde, davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında intibak ile tescil basamağının 2 olacağına dair tespite göre oluşan fark prim borcu olan tutarı 21.12.2015 tarihinde ödemesi karşısında, aylığın bu ödemeyi takip eden aybaşından yükseltilmesi gereğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, basamakta bekleme süreleri ile birlikte ağırlıklı ortalamanın tespitinde hatalar olduğu gibi, aylıklara artış yapan zam oranlarının da yanlış hesaplandığı (2005 yılı), ayrıca, 2012 yılındaki orana göre, sosyal güvenlik destek primi kesintisinin düşülmesi ile net aylık miktarının belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsiz olup, davacının aylığında esas alınan Kurum verileri ile karşılaştırma yapılması ve aradaki farkın kaynağının açıklanması suretiyle bir hesap raporu aldırılması gereğinin gözetilmemesi de isabetsiz görülmüştür.
Diğer taraftan, ilk kararı temyiz etmeyen davacı hakkında davalı Kurum lehine mahkeme kararındaki tutar bakımından usuli kazanılmış hak oluştuğu da dikkate alınmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan bu yönler üzerinde durulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.03.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.