Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/3583 E. 2010/5822 K. 27.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3583
KARAR NO : 2010/5822
KARAR TARİHİ : 27.10.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; icra takibine takip borçlusu davalının vâki itirazının iptâli istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Küçükçekmece 1. İcra Müdürlüğü’nün 2008/11573 takip sayılı dosyası kapsamından; icra takip alacaklısı davacı şirket tarafından, davalı şirket hakkında adi takip yoluyla başlatılan icra takibinde, cari hesap ekstresi dayanak alınarak 5.819,07 TL alacağın tahsilinin istendiği, davalı şirket vekilinin süresinde sunduğu itiraz dilekçesinde takip konusu asıl alacağın 1.939,44 TL tutarındaki kısmının kabul edildiği; ancak, fazlaya ilişkin tutara itirazda bulunulduğu anlaşıldığı gibi; itirazın iptâli davasının da süresinde açıldığı tespit olunmuştur.
Yanlar arasında, davacının, davalıya ait tekstil ürünlerinin üzerine baskı işi yapımına ilişkin sözlü sözleşme yapıldığı çekişmesizdir. Yanlar arasındaki akdî ilişki, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere; niteliğince, bir eser sözleşmesidir. Davacı yüklenici; davalı ise, iş sahibidir. İş bedelinin toplam tutarı da çekişmeli değildir. Ancak, davalı tarafından, sözleşme konusu işin geç teslim edilmiş olması sebebiyle uçak navlun ücreti ödendiği ve bu nedenle dava konusu tutarda maddi zararının doğduğu savunulmuş ise de; geç teslim yasal delillerle kanıtlanmamıştır. Bu sebeplerle, dava konusu
olan ve kabul edilen 3.879,63 TL tutarındaki alacak, “likid” olduğundan ve diğer yasal koşullar da gerçekleştiğinden bu miktar üzerinden İİK’nın 67. maddesi gereğince, davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Nitekim, mahkemece de tefhim olunan kısa kararda davası kabul edilen miktarın %40’ı oranında davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedildiği tefhim olunduğu halde; gerekçeli kararda icra inkâr tazminatına hükmedilmemiştir. Bu uygulama, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 381 ve 389. maddeleri hükümlerine aykırı olmuştur.
Türk Ticaret Kanunu’nun 12/III. maddesi gereğince, eser sözleşmesi, “ticari iş” sayılmaktadır. 3095 Sayılı Yasanın 2/II. maddesi gereğince, ticari işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda (avans faizi) istenebilir. Somut olayda da davacı, icra takibinde avans faizi uygulanmasını istemiştir. Bu nedenlerle, mahkemece davası kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; davası kabul edilen 3.879,63 TL asıl alacak kısmı üzerinden takip borçlusu davalının vâki itirazının iptâline ve bu miktara takip tarihinden itibaren geçerli olmak ve değişen oranlar da gözetilmek suretiyle %27 oranını aşmamak üzere avans faizi uygulanmasına ve davası kabul edilen alacağın %40’ı oranında davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar vermekten ibaret olmalıdır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; 2. bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 207,10 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 27.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.