Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/3197 E. 2010/15858 K. 30.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3197
KARAR NO : 2010/15858
KARAR TARİHİ : 30.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı … avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … vekili avukat … ve davalı … ile davacı vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, … plakalı aracını satması için davalı …’yu 29.6.2006 tarihli vekaletname ile vekil tayin ettiğini, vekaletnamede davaya konu … otobüsüne ait hattın satılması için vekile yetki vermemesine rağmen davalı …’ın Otobüse ait hattıda diğer davalıya sattığını, satışı sonradan öğrendiğini ileri sürerek aracın hattının ve bu aracın davalı … adına olan %25 hisse satışının iptali ile tekrar adına tescilini istemiştir.
Davalı …, davayı kabul ettiğini oğlu olan davacının sadece aracın satışına dair kendisini yetkili kıldığını, ancak kendisinin borcunun olması nedeniyle ileride oğlu olan davacının razı olacağını düşünerek hattıda sattığını savunmuş, diğer davalı ise davacının belediyeye verdiği muvafakatname ile hattın devrinede onay verdiğini, otobüs üzerindeki hattıda satın aldığını, aracın sadece otobüs olarak satılsa değerinin 80.000 TL olmasına rağmen kendisinin davacı aleyhine yapılan icra takiplerinde davacı adına 280.000 TL ödeyerek davacının borçlarını kapattığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının davalı …’ı vekil tayin ettiği ve ancak sadece aracı satması için yetki verdiği, hattı satması için yetkili olmadığı, davacı tarafından düzenlendiği iddia olunan muvafakatnemedeki imzanın da davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davanın davalı … yönünden kabulünün bulunması nedeniyle kabulüne, diğer davalı yönünden ise hattın devrinin iptaline, satış işleminin iptali talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının 29.6.2006 tarihli vekaletname ile babası olan davalı …’ı aracı satması hususunda vekil tayin ettiği, … 2010/3197-15858
…’ın da bu vekaletnameye dayanarak 3.8.2006 tarihli noterde düzenlenen sözleşme ile araç üzerindeki davacıya ait %25hisseyi davalıya satıp bedelini aldığı ve akabinde yine 29.6.2006 tarihli vekaletnameyi dayanak göstererek 8.8.2006 tarihli noter satış sözleşmesi ile, davacının sahibi olduğu otobüste bulunan ve EGO’dan verilen 8.8.2006 tarihli muvafakatname ile … adına hattın %25’ini devir ettiğinden dolayı bu Otobüs hattını …’e devir ettiği anlaşılmakta olup, bu husus taraflar arasında da ihtilafsızdır. Davacı eldeki davada, davalı …’a hattı satması için yetki vermediğini ileri sürmektedir. Dosya kapsamından davalı …’ın davacının babası olduğu anlaşılmaktadır. Babası … …’la arasında bir husumet olduğunu ve bu nedenle babasıyla görüşmediğini iddia etmeyen davacının hat satışından haberdar olmadığının kabulü hayatın olağan akışına aykırıdır. Öte yandan aracın ve hattın satış tarihi ile dava tarihi arasında geçen sürede nazara alındığında davacının hattın satışını yeni öğrendiğine dair iddiasının da kabulü olanaklı değildir. Kaldıki davacı dava dilekçesinde hattın satışını davadan iki ay önce öğrendiğini bildirmesine rağmen makul sayılabilecek bir sürede de talepte bulunmamıştır. Değinilmesi gereken bir başka hususta otobüs üzerinde davacıdan başka kişilerinde hissedar olması nedeniyle … otobüsünün sadece çıplak mülkiyetinin satışının davalıya her hangi bir yarar sağlamayacağı hususudur. Davalının, davacının borçlu olduğu icra dosyalarında davacı adına ödemelerde bulunduğu sabittir. Davalı bu ödemeleri Otobüsün hattının satın alınması amacıyla yapıldığını savunmakta olup, davacı bu iddia ve savunmanın aksini de ispatlayamamıştır. … Otobüsünün ilk olarak 2.5.2002 tarihinde davacı ve dava dışı şahıslar adına tescil edildiği ve davalı ile davacının uzun süredir bu işle iştigal ettikleride düşünüldüğünde tarafların gerçek iradelerinin otobüsün hattı ile birlikte davalıya satışı yönünde olduğu anlaşımaktadır. Aksinin kabulü MK’nun 2.maddesinde yer alan objektif iyiniyet kuralınada aykırıdır. Mahkemece, satış ile dava tarihi arasında geçen süre zarfında davacının talepte bulunmamak süretiyle satışa icazet verdiği az yukarıda açıklanan hususlarda dikkate alındığında, olayda gerek davacı ve gerekse davalıların gerçek iradelerinin otobüsün hattınında satışa ve devire yönelik olduğu, aksinin kabulünün objektif iyiniyet kurallarına ve hakkaniyete aykırı bulunduğu gözetilerek davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken yazıl şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın temyiz eden davalı … yararınaBOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalı …’e ödenmesine, peşin alınan 15,60 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 30.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.