YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3503
KARAR NO : 2012/2131
KARAR TARİHİ : 08.03.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 101 ada 142, 105 ada 30, 106 ada 103 ve 120 ada 15 parsel sayılı 7378,52, 2209,09, 640,49 ve 180,96 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacılar … ve …, miras yoluyla gelen haklarına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazlardan 101 ada 142 ve 106 ada 103 parsel sayılı taşınmazların öncesinin tarafların miras bırakanı …’ya ait olduğu ve 1999 tarihli senetle davalı …’e satıldığı gerekçesiyle, 105 ada 30 ve 120 ada 15 parsel sayılı taşınmazların ise tarafların murisi İsmail’in iken 1969 yılında bakıp gözetme karşılığı davalıya bağışlandığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu 101 ada 142 ve 106 ada 103 parsel sayılı taşınmazların tarafların kök murisi …’dan kaldığı tarafların kabulündedir. Ne var ki, davalı taraf bu taşınmazların 1969 yılında kendisine satıldığını iddia etmiş ve buna ilişkin satış senedi sunmuş olmasına rağmen bu konuda yeterli araştırma yapılmamıştır. Sözü edilen satış senedi içeriğinde zilyetliğin devredildiği yer almamasına rağmen mahkemece yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tespit bilirkişileri ile senet tanıklarından davalının bu taşınmaz üzerindeki zilyetliğine ilişkin beyanları alınmamıştır. Dava konusu 105 ada 30 ve 120 ada 15 parsel sayılı taşınmazların ise öncesinin tarafların ortak miras bırakanı İsmail’e ait olduğu anlaşılmış olup, bu husus tarafların da kabulünde olmakla beraber davalı …, bu taşınmazların 1969 yılında anılan kişi tarafından senetle kendisine bağışlandığını iddia etmesine rağmen, sunulan senette yer alan tanıklar ile muhtar ve azalar dinlenmemiş ve sınırları uygulanmamış ve senedin sözü edilen taşınmazları kapsayıp kapsamadığı belirlenmemiştir. Hal böyle olunca, mahkemece taşınmazların bulunduğu yerleri iyi bilen, elverdiğince yaşlı ve tarafsız kişiler arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, önceki keşifte dinlenen tanıklar, senetlerin tanıkları, senetlerde imzası bulunan muhtar ve azalar, tespit bilirkişileri hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıklar ile muhtar ve azalardan, 101 ada 142 ve 106 ada 103 parsel sayılı taşınmazların muris … tarafından davalı …’e yapıldığı iddia olunan satış gereğince davalıya
devredilip devredilmediği kimin, hangi tarihten beri zilyet olduğu sorulup saptanmalı, yine 105 ada 30 ve 120 ada 15 parsel sayılı taşınmaza ait olduğu ileri sürülen bağış senedi de uygulanıp dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı ve taşınmazların zilyetliğinin davalıya devredilmiş olup olmadığı sorulmalı, keşifteki beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler usulünce giderilmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişilerinin tümü taşınmazlar başında dinlenilerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece açıklanan hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm oluşturulması isabetsiz ve temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.