YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6981
KARAR NO : 2010/7234
KARAR TARİHİ : 27.12.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, iş bedelinin tahsili istemiyle açılmış; mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekili, yanlar arasında yapılan “sözlü” sözleşme gereğince müvekkilinin “Yenimahalle 2 Türkkonut 82 Ada Duhakent 17/A-Ankara” adresindeki villasının tadilat işini yüklendiğini, işin boya işi kısmı hariç, geriye kalan işi yapmış olduğu halde işi bırakmasının istendiğini ileri sürerek, 34.108,65 TL malzeme ve işçilik bedelinin, ekstra işler için çalışılan usta ve işçilik gideri olan 1.500,00 TL ve inşaat mahallinde bırakılan malzemelerin bedeli olan 945,00 TL toplamı olan 36.553,64 TL’nin ödenmediğini ve ayrıca 400,95 TL delil tespiti gideri yaptığını ileri sürerek, davalıdan tahsilini dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında; davacının yüklendiği işi tamamlamadığını, işi terkettiğini, kendisine 7.700,00 TL nakit iş bedeli ödendiğini, toplam 4.093,64 TL tutarında malzeme alıp kullandırdığını, 6.032,99 TL tutarında üçüncü kişilere ödeme yaparak eksik-kusurlu işleri tamamladığını, oysa tüm iş bedelinin 14.000,00 TL ve götürü olarak kararlaştırılmış olduğunu, ödemelerin ve harcamaların mahsubu halinde davacının alacaklı olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Az yukarıda belirtilen davalıya ait villanın tadilat işlerinin davacı tarafından yapılması için yanlar arasında “sözlü” sözleşme yapıldığı çekişmesizdir. Davacı yüklenici; davalı ise iş sahibidir. Yanlar arasındaki akdî ilişki ise Borçlar Kanunu’nun 355. maddesinde tanımlandığı üzere niteliğince bir eser sözleşmesidir.
Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi hükmü gereğince, taraflarca önceden kararlatırılmamış veya yaklaşık olarak kararlaştırılmış olan iş bedeli, işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa rayiçlerine göre yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu mahkemece belirlenir. Somut olayda, yanlar arasındaki uyuşmazlık, iş bedelinden kaynaklandığı gibi; yapılan iş miktarından da kaynaklanmaktadır. Davacı tarafından Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/40 Değişik İş sayılı delil tespiti dosyası üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve sunulan 13.09.2007 tarihli bilirkişi raporuna da iş sahibi vekilince itiraz olunmuştur. Mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu sunulan 03.06.2007 günlü rapor ile bu rapora ek olarak verilen rapor ve 07.07.2009 tarihli bilirkişi kurulu raporu incelendiğinde denetime elverişli olmadıkları görüldüğü gibi; Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi hükmünde öngörülen yasal yönteme uygun olmadıkları da anlaşılmıştır. Taraflarca gösterilen tanıkların da sözleşme konusu işin kapsamına ve yapılıp yapılmadığına ilişkin bilgileri alınmıştır. HUMK’nın 284. maddesi hükmü gereğince, mahkeme tarafından gerçek durumun belirlenebilmesi için gerekirse yeniden bilirkişi ya da bilirkişi kurulu aracılığıyla bilirkişi incelemesi yaptırılabilir.
O halde, öncelikle iki inşaat mühendisi ve bir hukukçu bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yerinde keşif ve inceleme yaptırılmak suretiyle; tanık açıklamaları da bilirkişi kurulunca gözetilip, değerlendirilerek davacının yaptığı işlerin bedelinin işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. Ancak, davalı yanca tüm iş bedelinin 14.000,00 TL olduğu kabul edildiğinden tüm iş bedelinin belirtilen bu miktardan az olmaması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır. Davacının yaptığı tüm iş bedeli belirlendikten sonra, iş bedeline mahsuben davalı tarafından davacıya yapıldığı kanıtlanmış olan 7.700,00 TL tutarındaki ödeme mahsup edilmelidir. İşin yüklenici tarafından malzemeli olarak yapılmış olduğu kural olduğundan; davalı iş sahibinin 4.093,64 TL tutarında malzeme satın alıp davacıya verdiğini davalı yasal delillerle kanıtlamalıdır. HUMK’nın 288 ve izleyen maddeleri gereğince, davalının ödemesini yazılı delille kanıtlaması gerekmektedir ve aynı Kanun’un 289. maddesi gereğince, karşı tarafın açık onayı bulunmadığından; 292. maddesi hükmü gereğince de “yazılı delil başlangıcı” niteliğinde belge sunulmadığından ödemenin yapıldığı tanık deliliyle kanıtlanamaz. Bu hususun kanıtlanabilmesi için yemin deliline dayandığından “davacıya yemin önerme” hakkının bulunduğu mahkemece davalıya hatırlatılmalı, yeminle ilgili yargısal işlem sonucunda kanıtlanmış olduğunun kabulü halinde belirtilen malzeme bedelinin de saptanacak iş bedelinden mahsubu yapılmalıdır.
Tarafların açıklamaları değerlendirildiğinde; yanlar arasındaki sözlü sözleşmenin geriye etkili sonuç doğurur şekilde eylemli olarak fesih olunduğu anlaşılmaktadır. Buna karşın, davalı eksik ve kusurlu işlerin üçüncü kişilere tamamlatılmış olduğunu, 6.032,99 TL’nin de mahsubunu istemiş ve bilirkişi kurullarınca da bu miktarın mahsubu yapılmış ise de; “olumlu” zarar niteliğinde olan belirtilen miktardaki harcamanın mahsubu yapılamaz (BK.md. 108).
Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden, denetime ve hüküm vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporu hükme dayanak alınarak, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Kararın açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 27.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.