Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/8146 E. 2010/16982 K. 15.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8146
KARAR NO : 2010/16982
KARAR TARİHİ : 15.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, kabul ile sonuçlanan dosyada davalının kendisinin vekili olduğunu,davalının yetkisini kötüye kullandığını, haberi olmaksızın davayı kabul ettiğini , davalının … 3 İcra Müdürlüğü’nün 2008/2027 esas sayılı dosyasında mahkeme veznesine yatırılan 35.000,00 TL nin ödememesi nedeniyle aleyhinde icra takibi başlatıldığını,davalı tarafından kısmi itirazda bulunularak 10.400,00 TL’nin dosyaya yatırılmış bulunduğunu bildirilerek itiraz edilen miktar üzerinden %40’ ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece,21.775.73 TL üzerinden takibin devamına karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
2010/8146-16982
Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile Borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine,2.bentte açıklanan nedenle kararın hüküm fıkrasında “ İcra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine,” ilişkin cümlenin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “ davacının tazminat talebi yönünden “ kabul edilen asıl alacak toplamı üzerinden %40 oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine“ cümlesi yazılarak kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 15.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.