Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/13351 E. 2013/14665 K. 17.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13351
KARAR NO : 2013/14665
KARAR TARİHİ : 17.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip edilmediği hususlarında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı 11.05.2009 tarihli dava dilekçesi ile iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak sona erdirildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama neticesinde İzmir 8. İş Mahkemesinin 2009/293 esas sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verilerek davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile ulusal bayram genel tatil ücret alacağı ve yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır. Verilen karar davalı tarafın temyizi üzerine Yargıtay 9. H.D.nin 2010/19005 esas sayılı ilamı ile, “Mahkemece karar duruşmasında, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yeterince aydınlandığı gerekçesi ile diğer tanıkların dinlenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Dinlenilmesinden vazgeçilmeyen diğer davalı tanıkları dinlenilmeden, savunma hakkı kısıtlanarak sonuca gidilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. “gerekçesi ile bozulmuştur. Bozma üzerine İzmir 8. İş Mahkemesinin 2012/469 esas sayılı dosyasında 31.01.2013 tarihli celsede bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Davalı tanıkları … ve … dinlenerek ilk önceki hüküm ile aynı karar verilmiştir.
16.04.2009 tarihli fesih bildirimi ile, “Hukuk büromuzun icra takibi hazırlanması ve icra ceza mahkemelerinde dosya takibi kısmında verilen işleri yapmakta iken işyerinde bir kısım personel ile aranızda huzursuzluk oluşmasına neden olmanız, uyumsuz çalışma ve davranışlar sergilemeniz, gerek işvereninize gerekse çalışma arkadaşlarınıza sarf ettiğiniz söz ve davranışların saygı ve nezaket sınırlarını aşacak düzeyde olması nedeni ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19/2 maddesi uyarınca yazılı savunmanız istenmiş ise de yazılı savunma vermekten imtina ettiğiniz malumunuz olup iş sözleşmenize yukarıda belirtilen davranışlarınız nedeni ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2-d. bendi uyarınca son verilmiştir” denilmiştir.
4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25/2-d maddesi “İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84 üncü maddeye aykırı hareket etmesi” hükmünü içermektedir.
Somut olayda davalı işveren tarafından son günlerde büroda yaşanan huzursuzluklar ve bunun neticesinde iş ve işlemlerde meydana gelen aksamalarla ilgili olarak bir kısım şahısların savunmaları talep edilmiştir. Savunmaları alınan çalışanlar davacının sigara içmek yasak olduğu halde çatı katında sigara içtiğini, cep telefonu ile yüksek sesle ve uzun konuşmalar yaptığını, sürekli ailevi sorunlarını anlattığını, karşılıklı konuştuklarında kendilerine terbiyesizler şeklinde bağırarak susturduğunu, klimanın kumandasını alarak masaya çarptığını, belirtmişlerdir. Savunması alınan … ayrıca alınan savunmasında kendisinin yaptığı espriden dolayı masasında bulunan silgi ve kalemi üzerine atarak piç dediğini, belirtmiştir. Ayrıca mahkemece alınan beyanında davacının kendisine hakaret ettiğini, ancak ne zaman hangi sözlerle hakaret ettiğine dair bir beyanda bulunmamıştır.
Mahkemece doğru sonuca varılabilmesi için taraf tanıklarının beyanları ayrıntılı şekilde alınarak davacıya isnat edilen terbiyesizler sözünün ve tanık …’a hitaben söylediği iddia edilen sözlerin ne zaman hangi tarihte söylendiği tespit edilmeli ve haklı fesih için yasada belirlenen altı günlük hak düşürücü sürenin geçip geçmediği belirlenerek sonucuna göre feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı belirlenmelidir. Ayrıca belirtilmelidir ki, hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması her zaman feshin geçersizliğine yol açmaz. Altı iş günlük süre geçmiş olsa bile eylemin öğrenilmesinden itibaren makul süre içinde yapılan feshin davacının diğer eylemleri de dikkate alınarak geçerli nedene dayandığı kabul edilmelidir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.