YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14575
KARAR NO : 2013/19034
KARAR TARİHİ : 17.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Taraflar arasındaki, ücret alacağı ile ikramiye alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.09.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat …. ile karşı taraf adına Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … ….. tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davalı işverenin müvekkili işçiyi, toplu iş sözleşmesiyle verilen ücret zamlarından mahrum etmek ve yeni bir sözleşmeyle işe başlamış gibi göstererek ücretlerini asgari ücret seviyesine düşürmek maksadıyla muvazaalı şekilde işe girdi çıktı işlemine tabi tuttuğunu, kanuna karşı hile olan bu işlem sonucunda müvekkilin ücretinin işyerine yeni girmiş bir işçi gibi asgari ücret seviyesine indirildiğini, toplu iş sözleşmesiyle getirilen ücret zamlarından yararlandırılmadığı gibi ikramiye alacaklarının da tam olarak ödenmediğini beyan ederek, fark ücret ve fark ikramiye alacaklarının faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının serbest iradesiyle işverene dilekçe vererek iş sözleşmesini sonlandırdığını ve tüm haklarını alarak işvereni ibra ettiğini, daha sonra ise müracaatı üzerine tekrar işe başlatıldığını, davacı gibi diğer işçilere de işten ayrılışları sebebiyle ya ihbar sürelerinin kullandırıldığını ya da ihbar tazminatlarının ödendiğini, ayrıca kıdem tazminatlarının ve sair alacakların da eksiksiz olarak ödendiğini, taraflar arasında yapılan yeni sözleşme ve belirlenen yeni ücretten de sendikanın haberdar olduğunu, ne sendikanın ne de davacının ücrete herhangi bir itirazda bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce, dosya kapsamının ve bilirkişi raporunun değerlendirilerek davacının fark ücret ve ikramiye alacaklarına hükmedilmesi gerekliliğiyle bozulmuş, bozma ilamına uyan mahkemece, davacının fark ücret ve ikramiye alacakları hüküm altına alınmıştır.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, hüküm altına alınan alacaklara uygulanacak faizin başlangıç tarihi noktasında uyuşmazlık vardır.
Gerek, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 101. maddesi hükmü, gerekse yürürlükte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesi uyarınca, kural olarak muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Taraflar arasında, borcun ifa edileceği günün açıkça belirlenmesi halinde ise, temerrüd belirlenen günün geçmesiyle kendiliğinden gerçekleşir.
Temerrüd faizi, mülga 818 sayılı Kanun’un 103. maddesi ve yürürlükteki 6098 sayılı Kanun’un 120. maddesinde, borçlunun para borçlarına ilişkin temerrüdünün kanuni sonucu olarak düzenlenmiştir.
Somut olayda, mahkemece, hüküm sonucunda, ücret ve ikramiye alacakları için alacağın doğduğu tarih ve dönemden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiştir. Gerekçe içeriğinde ise, işyerinde ilgili dönemlerde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmelerinde belirli bir ödeme tarihinin düzenlenmemekle birlikte, banka ödeme kayıtlarından ödemelerin sürekli bir sonraki ayın sekizinci gününde yapıldığı, sekizinci günün tatile denk gelmesi durumunda ise bir gün öncesinde veya sonrasında yapıldığının anlaşıldığından bahisle, alacakların bir sonraki ayın sekizinci gününde muaccel hale geldiği ve hüküm altına alınan alacaklara doğdukları ayın sonrasında gelen ayın sekizinci gününden itibaren faiz işletilmesi gerektiği açıklanmıştır.
Öncelikle, faiz başlangıç tarihleri bakımından, kararın gerekçe içeriği ile hüküm sonucu birbiriyle çelişmektedir. Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinin 2. bendi uyarınca, hükmün sonuç kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Mahkemece hüküm sonucunda alacağın faiz başlangıç tarihi olarak gösterilen “alacağın doğduğu tarih” ve “alacağın doğduğu dönem” ifadeleri ise, açık olmayıp, infazda tereddüte yol açacak niteliktedir.
Hüküm altına alınan alacakların dair olduğu dönemlerde, işyerinde yürürlükte bulunan XX ve XXI. dönem toplu iş sözleşmelerinin 36. maddesinde, “üyelerin ücretlerinin tediyesi, primin ödenmesi ve avans verilmesi, işyerinde bugüne kadar sözleşmelerde yazılarak nizamlandığı şekilde mutat usullerde ve mutat zamanlarda yapılır ” hükmü düzenlenmekte olup, açık bir ödeme tarihine yer verilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan araştırma neticesinde, 1981 yılı yürürlük başlangıç tarihli Toplu İş Sözleşmesi ve Yüksek Hakem Kurulu Kararlarına kadar ulaşılmış olup, bu sözleşmelerde de açık bir ücret ödeme tarihinin düzenlenmediği görülmektedir.
Mahkemece incelenen banka kayıtlarından, genel olarak, ücretin ait olduğu ayı takip eden ayın sekizinci günü civarı ödendiği anlaşılmakta ise de, belirlenen bu tarih alacağın muaccel olduğu tarihi göstermekte olup, anılan husus borçlunun temerrüde düşmesi için ihtar zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında varılan neticede, davacı tarafça dava tarihinden önce davalıya temerrüd ihtarı yapılmadığı, ödeme için açık bir tarihi belirleyen bireysel veya toplu iş sözleşmesi hükmü bulunmadığı anlaşılmakla, hüküm altına alacaklarda dava
tarihinden önce temerrüd gerçekleşmemiştir. Hal böyleyken, dava dilekçesinde talep edilen miktarlar için dava tarihinden itibaren, birleşen davada talep edilen miktarlar için birleşen dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde faiz başlangıç tarihinin belirlenmesi hatalı olup, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 17.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.