YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3484
KARAR NO : 2011/2877
KARAR TARİHİ : 24.05.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 261 ada 10 parsel sayılı 7479,46 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim, ifraz, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine temsilcisi, davalı yararına edinme koşullarının oluşmadığı iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi davalı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; çekişmeli taşınmaz üzerinde davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Yetersiz araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; varsa bölgeye ait imar planı ve sit haritaları ile memleket haritası ve hava fotoğrafları, çekişmeli taşınmaza komşu olan aynı ada 12, 16, 17, 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro sonrası oluşmuş sicil kayıtları ile varsa kesinleşmelerine esas olan belgelerin onaylı örnekleri dosya içine getirildikten sonra, üç kişiden oluşacak yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve tüm tespit bilirkişileri ile üç kişiden oluşacak ziraatçı bilirkişi kurulu ve fen bilirkişi hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, zilyetliğin kimden kime, ne şekilde geçtiği gibi hususlar olaylara dayalı olarak tek tek sorulup saptanmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeli, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazların kadastro tutanakları varsa dayanaklarını oluşturan kayıtlarla denetlenmelidir. Keşfe katılacak ziraatçı bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildiren, çekişmeli taşınmazın ne zaman imar ve ihyaya konu olup olmadığı ile imar ve ihyasının ne zaman tamamlandığını, çekişmeli taşınmazın ne kadar zamandır tarım arazisi olarak kullanıldığını açıklayan, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren, gerektiğinde çekişmeli taşınmazın değişik yönlerden çekilecek fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalıdır. Keşfe katılacak fen bilirkişisinden yapılacak keşif ve
uygulamaları izleyip denetlemeye olanak veren, çekişmeli taşınmazın kadastro paftası ile varsa bölgeye ait imar planı ve sit haritaları ile zilyetliğin başlangıcı ve sürdürülüşü ve taşınmazın niteliği açısından memleket haritası ve hava fotoğraflarını çakıştırmalı şekilde ve çekişmeli taşınmazın komşu taşınmazları ile konumunu ise, çizilecek yan kesit krokisi ile gösteren ayrıntılı rapor alınmalıdır. Dosyaya getirtilecek belgeler veya yapılacak keşif ve uygulama sonucunda; çekişmeli taşınmazın, orman niteliği ile tespit edilmiş ya da hükmen orman olarak tescil edilmiş taşınmazlara sınır olduğunun belirlenmesi halinde, keşifte hazır bulundurulacak üç kişilik uzman orman bilirkişi kurulundan ilgili yasaları karşısında çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığını bildiren, çekişmeli taşınmazın sit alanı sınırları içinde kaldığı kabul edilmiş taşınmazlara sınır olduğunun belirlenmesi halinde ise keşifte hazır bulundurulacak uzman arkeolog bilirkişiden çekişmeli taşınmazın 2863 sayılı Yasa’nın 11. maddesi uyarınca edinilebilecek yerlerden olup olmadığını bildiren ayrıntılı raporlar alınmalıdır. Bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek, komşu taşınmazların kesinleşme durumları ile tespit günü itibariyle kesinleşmiş imar planı varsa, imar planı içinde kalan taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca edinilmesinin mümkün olmayacağı hususları da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.