Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/30573 E. 2013/22758 K. 30.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/30573
KARAR NO : 2013/22758
KARAR TARİHİ : 30.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş talimatına aykırı davranışı sonucunda şirketin araçlarında otuz günlük ücreti tutarı ile ödeyemeyeceği hasara sebebiyet verdiğini, sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında iş sözleşmesinin, işçinin işverene zarar vermesi sebebiyle ve haklı olarak işverence feshedilip feshedilmediği uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25 II-ı bendinde, işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, başka eşya ya da maddelere otuz günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu hususu düzenlenmiştir.
İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması halinde işverenin haklı fesih imkanı olmadığı gibi, işçinin kusuru belli bir yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmışsa; zararın miktarı da bu kusur nispetinde azaltıldıktan sonra otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır.
Zararın işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının herhangi farkı bulunmamaktadır. İşçinin kusuru ve zararı, ayrı ayrı uzman kişilerce belirlenmelidir. Bu noktada zarar tutarı ile karşılaştırılacak olan işçinin otuz günlük ücretinin brüt ya da net ücret olduğu noktasında 4857 sayılı Kanun’da herhangi bir açıklık olmasa da, bu durumda işçi lehine yorum ilkesi uyarınca bürüt ücretin esas alınması gerekir.
Otuz gün, bir aydan farklı bir kavramdır. Bu noktada işçiye aylık olarak ödenen ücret yerine, günlük yevmiyesinin otuz katı tutarı dikkate alınmalıdır.
Maddede sözü edilen ücret dar anlamda ücrettir. İkramiye, prim, fazla çalışma ücreti ve benzeri ödemeler bu maddede yer alan otuz günlük ücret içersinde değerlendirilmemelidir. Ancak ücretin garanti ücret üzerine yapılan işe göre ilave ücret veya satış pirimi olarak belirlendiği hallerde gerçek ücreti bu ödemeler toplamı olarak değerlendirilmesi yerinde olur. Örneğin uygulamada uluslar arası yük taşıyan tır şoförleri asgari ücret ve sefer pirimi karşılığı çalışmaktadır. Sefer pirimi olarak adlandırılan kısım da, dar anlamda ücrettir. Bu durumda maddenin uygulanması anlamında otuz günlük ücret, tır şoförleri yönünden her iki ödemenin toplamına göre belirlenmelidir.
Zararın otuz günlük ücreti aşması durumunda işverenin fesih hakkı doğar ve işçinin zararı derhal ödemiş ya da ödeyecek olması, işverenin bu hakkını ortadan kaldırmaz. İşverence zarar tutarının işçiden talep edilmemiş oluşunun da feshe hakkını olumsuz etkileyen bir yönü bulunmamaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 26. maddesi yönünden bir yıllık hak düşürücü süre zarara sebep olan olayın oluşumundan başlar. Ancak altı işgünlük ikinci süre, zarar miktarının belirlenmesinin ardından bu durumun feshe yetkili makama iletilmesiyle işlemeye başlayacaktır. Zarar miktarının belirlenmesi bazen uzun zaman alabilir ve fesih hakkının kullanılması bakımından zarar miktarının belirlenmesi ve işçinin ücreti ile kıyaslanması zorunluluğu vardır.
Dosya içeriğinden, 09.03.1998 tarihinden beri işyerinde en son birim yöneticisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin, 24.01.2012 tarihli fesih bildirimi ile park halinde bulunan işverene ait başka bir otobüse çarparak her iki otobüste de zarara sebep olduğu ve oluşan zarar miktarının otuz günlük ücretini geçtiği gerekçesiyle 4857 sayılı Kanun’un 25/II-ı maddesince feshedildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının sebebiyet verdiği zarar miktarının otuz günlük ücreti tutarı ile giderilemeyecek miktarda olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma eksik ve hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.
Gerçekten, mahkemece sadece davalı vekilinin sunduğu deliller arasında yer alan ve hasar tespit kurulu tarafından belirlenen zarar miktarı esas alınarak hüküm kurulmuştur. Oysa zarar sebebiyle yapılan haklı fesihlerde, işçi fesih sebebi yapılan zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını savunduğu taktirde kusur durumunun da belirlenmesi gerekir. Somut olayda, davacı işçi işveren tarafından tespit edilen zarar miktarına itiraz ettiğine ve olayda kusuru olmadığını savunduğuna göre, olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığı, işverence tespit edilen zarar miktarının doğru olup olmadığının araştırılması bu yönde olayın niteliğine göre seçilecek uzman teknik bir bilirkişiden rapor alınması, gerektiği taktirde teknik bilirkişi eşliğinde yerinde keşif dahi yapılarak kusur durumunun ve gerçek zarar miktarının tespit edilmesi, bundan sonra kusur durumu ve zarar miktarı karşılaştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.