Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/3457 E. 2011/2134 K. 25.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3457
KARAR NO : 2011/2134
KARAR TARİHİ : 25.04.2011

MAHKEMESİ : … KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında … ada … parsel sayılı 10096,41 metrekare yüzölçümünde tarla niteliğindeki taşınmaz, kazandırcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı M.. S.. adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli parselin fen bilirkişisinin rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen 3111,14 metrekarelik bölümünün kadastro tespitinin iptali ile, aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle davacı Hazine adına, aynı raporda (A) harfi ile gösterilen 6985,27 metrekarelik bölümün ise tespit gibi davalı adına tesciline karar verilmiş hüküm; taraflarca temyiz edilmiştir.
Mahkemenin 04.08.2009 tarihli kısa kararında “davanın kısmen kabulüne, 488 ada 23 sayılı parselin 29.06.2009 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 3111,14 metrekarelik bölümünün tespitinin iptali ile aynı ada son parsel numarası verilerek davacı Hazine adına tesciline, aynı raporda (A) harfi ile gösterilen 6985,27 metrekarelik bölümün ise tespit gibi davalı adına tesciline” karar verilmiş iken; hüküm fıkrasında (B) harfi ile gösterilen bölüm 1076,16 metrekare, (A) harfi ile gösterilen bölüm ise 1903,04 olarak yazılmıştır. Bu suretle kısa kararla gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmaktadır. HUMK’ nun 382, 388 ve 389. maddeleri gereğince kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur.Kararların farklı ve çelişkili olması mahkemelere olan güven ilkesini zedeler. Bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi bozma nedenidir. O halde, önceki kararla bağlı kalınmaksızın çelişkiyi kaldırmak suretiyle yeniden bir hüküm kurulması gerekli olup, tarafların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, 25.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.